Karışık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Karışık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hayatın en hüzünlü anı,
mevsimine kapıldığın kişinin
bahçesinde açabilecek bir çiçek olmadığını anladığın andır...
bırak, gitsin...
bırak, git...
http://pesindeyiz.blogspot.com/
kim sıkılmadı ki bu geceden de...
bir "hayır" daha alıyorum senden, haneme. reddediliyorum yine bu hengamede.
seni görüyorum, geçtiğim yerlerde ya da hastalıklı, sağlıksız beynimde. bir figür kalmış senden, tüm sevdiğim kızlar orada. toplanıp yiyorsunuz başımı. sizin karşınızda hâlâ mahçup ve haksızım biliyorum. hâlâ sizlerle ilgili bir şeyler düşünüyorum, biliyorum mesela hiçbiriniz beni düşünmüyorsunuz, ne kadar umutsuzca. sizin sıradışı sevgiliniz miydim? ya da siz sevgileri terk mi etmiştiniz? umarsızcasına, böyle ezici üstünlükle. haz alarak, birini aldatarak, kandırarak.
evet vakti zamanında her insan kandırmış olabilir, kandırılmışta. siz gecmişteki hatalarınızdan veya gecmişinizden sonra ne kadar değiştiniz?
büyüdünüz ve anlaştınız, her şeyi zorlaştırdınız. rekabet ortamında pazarlık yaptınız. çirkin olduğunuz hâlde, kimse size çirkinsiniz diyemedi, sizlerde bu gerçeği biliyordunuz. kimseye "niye" diyemediniz. birileri sizi aldatınca, ağlayarak söz verdiniz her erkeği kırmak için artık "ant" içtiniz. sebepsizce terk ettiniz, hastalıklı toplumun neferleri, ilişkilerin zehirli tomurcukları oldunuz.
adem ile havva kadar ihtiyacınız olduğu hâlde, sizin de bildiğiniz hâlde...
beni hâlâ her şeye rağmen sana bağlayan şey ise adını "umut" koyduğumuz ve çoğu zaman insana kendini zavallı hissettiren o lanet duygu. birçoğunuzun "inanmak istediğin için inanıyorsun" dediğini duyar gibiyim. ama insan inanmak istediğine değil, sevdiğine inanır.
iki rengi bile bu kadar çok sevebilmişken, sensiz geçen onca geceye nasıl isyan edemem ben?
özlemek fiili artık çok sıradanlaşmaya başladı sensizliğimin yanında. herkese yabancı ve soğuğum şu günlerde. insanların homurdanarak girdiği kapalı tribünü nasıl özlediysem seni de öyle özledim ben. kafamda ise sadece senin için direnmek ve beklemek var. söz vermiştik ya "savaşacağız" diye...
seni hıçkıra hıçkıra bekleyeceğim... sarı kırmızı atkımla, ipekçi'ye uzanan yollardaki topkapı soğuğunda bekleyeceğim seni. sıcak temmuz gecelerinde yeni sezonu bekleyen tribün çocukları gibi bekleyeceğim. engelsizde, voleybolda, deplasmanda içindeki hüznün sarı kırmızı bir isyana dönüşerek, yumruğunun havaya kalktığı yerde bekleyeceğim seni. hüznün de sevdalara dahil olduğunu bile bile bekleyeceğim seni.
sensizliğin bitip, "biz"liğin başladığı yerde bekleyeceğim seni...
hiçbir şeye değişilmez senin sevgin bu dünyada...
Biliyor musunuz hiçbirimiz Engin Baytar kadar olamadık aslında. Türk tribüncüsü olarak, Galatasaray tribüncüsü olarak hiçbirimiz eskilere, tribün büyüklerine layık olamadık. Bırakılan mirası kullanamadık. Oysa Engin Baytar Hasan ŞAŞ ' ım dan kalan mirası devam ettiriyor. Sahada uğradığı haksızlıklara karşı boyun eğmiyor. Bulunduğu konuma zarar vermek korkusuyla hareket etmiyor. Bildiği doğrular ve gerçekler var. O amaçla elinden ne gelirse yapıyor. Sevgi eylem gerektirir lafının içini en güzel o dolduruyor. Çünkü maç sonunda yapılan açıklamalarla bir yere varılamıyor. Bazen saha içinde bir ateş gerekiyor takıma, taraftara. Futbolun en güzel yanı da bu. O anda teknik-taktik hiçbir şey kalmıyor. Konsantrasyon pankartı giriyor devreye.
Yarın TFF açıklama yapsa ve 3 kornerin 1 penaltı ettiğini futbol oyun kurallarına eklediklerini söylese, FIFA merkezine çıkarma yapılıp onlar da ikna edilse ben itiraz ederim diyen delikanlı medya mensubu-tribüncü bir adım öne çıksın. Ondan sonra konuşalım Engin Baytar hakkında.
Yok işte. Türk futbolu bu konumda. Play off gelir deplasmana gitmek kalkar. Yalnızca kadınlar ve çocuklar diye Titanikvari bir kural gelir, kalın cüzdanlılar içeride yatmasın diye yasalar kalkar. Yönetenler ne derse o. Padişahım çok yaşa. Var mı itiraz edebilen ?
''Keşke Galatasaraylı olsaydı'' dediğimiz ender Fenerbahçeliler'den biriydin sen Ordinaryüs... Huzur içinde uyu, Metin'imize selamlarımızı ilet. Mekanın cennet olsun...
Belki de onlardan bahsetmek için geç kaldık. Yaz sezonunda çıkardıkları ürünler ile geliyoruz! mesajını çakmışlardı zaten. Futbolun entellektüel kısmından çok biraz daha tribüne yakın biraz daha samimi bulduğumuz biraz daha bizden bir hareket Ultras Project. Marka demiyorum dikkat ettiyseniz bizler için bir hareket. Çünkü bu adamlar içimizden, tribünden. Tribün hakkındaki görüşleri ve amaçları bizimkinden pek farklı değil.
Tribünlerimizdeki casual kıyafet eksikliğini doldurma çabalarındalar. Hem tribünde hem günlük yaşantımızda giyebileceğimiz hoş kıyafetler tasarlıyorlar. Sloganları stay ultra. Şu açıklamaları onları fazlasıyla açıklıyor aslında; "Tişörtlerimizin, giydiğimiz kıyafetlerin üzerindeki anlamsız metinlerden, görsellerden bıktık. Biraz da derdimiz bununla." ve bu doğrultuda çabalıyorlar anlayacağınız.
Tribünlerimizdeki casual kıyafet eksikliğini doldurma çabalarındalar. Hem tribünde hem günlük yaşantımızda giyebileceğimiz hoş kıyafetler tasarlıyorlar. Sloganları stay ultra. Şu açıklamaları onları fazlasıyla açıklıyor aslında; "Tişörtlerimizin, giydiğimiz kıyafetlerin üzerindeki anlamsız metinlerden, görsellerden bıktık. Biraz da derdimiz bununla." ve bu doğrultuda çabalıyorlar anlayacağınız.
Kışlıkları ufak bir rötarla da olsa bu haftasonu çıkardılar. Elbette zevkler ve renkler tartışılmaz ama benim favorim"Hide Yourself". "Old School" ve diğer modellerde fazlasıyla hoş görünüyor. Bu arada bu ürünler herkeste olmayan ürünler olacak çünkü ikinci baskıları yok. Gözünüze kestirdiğiniz parçalar varsa elinizi çabuk tutmanızda fayda olacaktır.
Bu güzel ürünler için ve Türkiye'de Ultras alt kültürünün yerleşmesi için verdiğiniz çaba için ayrıca teşekkürler Ultras Project.
image by KARŞI
3-10 Aralık Dünya Rakı Haftası kutlu olsun.
bu hayattaki her şey seninle güzel cimbombom!

Tarihinde ilk kez Dünya Şampiyonası yarı finali oynama başarısı gösteren A Milli Basketbol Takımımız, müthiş mücadele ettiği maç sonunda Sırbistan'ı 83-82 mağlup ederek finale kaldı ve Türk spor tarihinin en büyük başarılarından birini yakaladı.
Bu önemli başarıda; başta oyuncularımız, teknik kadromuz ve federasyon yöneticilerimiz olmak üzere emeği geçen herkesi, ülkemize yaşattıkları bu sevinçten ötürü kutlar, kendilerine sonsuz teşekkür ederiz.
İnancımız odur ki; Türkiye A Milli Basketbol Takımı, final maçında ABD karşısında olabilenin en iyisini ortaya koyacak, sonuç ne olursa olsun adını bir kez daha tarihe altın harflerle yazdıracaktır.
Galatasaray Spor Kulübü
Galatasaray'a Partizan'da forma giyen Jovanovic'i öneren ve bu futbolcuyla İstanbul'a gelen Cevat Prekazi transferin yatması üzerine sert eleştirilerde bulundu. Prekazi transferin Adnan Sezgin tarafından engellendiğini ileri sürdü.Prezaki, "Jovanovic'te Rijkaard'ın gençliğini görüyorum. Çok yetenekli bir futbolcu ve onun için Galatasaray'a önerdim. Jovanovic'le ilgili üç tane cd'yi de Galatasaray'a gönderdim. Rijkaard da bu futbolcuyu beğenmişti." dedi.Adnan Polat'ın isteği üzerine Türkiye'ye geldiğini söyleyen Prekazi, "Çocuğun Partizan'dan şampiyonluk primleri de dahil olmak üzere alacakları vardı. Bunları almadı. Bonservisi konusunda anlaştık ve çağrı üzerine İstanbul'a geldik. Ancak gelmeden önce bir sekreter arayarak gelin, biraz sonra Adnan Sezgin ise gelmeyin dedi. Sonra o da gelin deyince her şeyi halledip geldik. Ben profesyonelce üzerime düşeni yaptım. Ancak buraya geldikten sonra transferin olmayacağını söylediler. Bu transferi Adnan Sezgin işin içinde direk olmadığı için yaptırmadı" ifadelerini kullandı.Kendisinin menajer olmadığını hatırlatan Prekazi, "Bana futbolcu takip et dediler. Getir dediği kişiyle ilgili her şeyi hallettim, ancak son anda vazgeçtiler. Kendimi kullanılmış, çok kötü ve paspas gibi hissettim. Şimdi çocuk da ortada kaldı. Bu büyük terbiyesizlik" şeklinde konuştu.(RADYOSPOR)
Cevad Prekazi... Daha 20-25 gün evvel Belgrad - Galatasaray maçından önce ''Belgrad işim, Galatasaray aşkım'' diyen, Galatasaray forması altında sayısız başarılar elde eden, bir koca nesili Galatasaraylı yapan, Monaco ağlarına gönderdiği füze ile hepimizi duygulandıran Galatasaray efsanesi.
Yorumladığı maçtan önce Partizan takımının oyuncusu Branislav Jovanovic'i Galatasaray kulubü yöneticilerine önerdiğini, Rijkaard'a kaset gönderdiğini söyledi.
Galatasaray Spor Kulubü'nün çağrısı üzerine Prekazi, geçtiğimiz günlerde Jovanovic'i de alarak İstanbul'a geldi. Ancak çok sevdiği Galatasaray'ın 'terbiyesiz' yöneticileri onunla görüşmeyi reddetti.
CEVAD PREKAZI 'ye yapılan terbiyesizlikten dolayı Galatasaray taraftarları olarak utanç duyuyoruz.
CEVAD PREKAZI 'ye yapılan ayıbın temizlenmesini ve CEVAD PREKAZI 'den özür dilenmesini istiyoruz.
Büyük Galatasaray taraftarına çağrımız bu konuya duyarsız kalmamalarıdır.
Olayın ardından NTV'ye konuk olan Adnan Polat'ın açıklamaları;
''Belgrad'a gittiğimiz zaman Prekazi, Javanovic'den bahsetti, kasetlerini verdi. Kaseti teknik heyete verdim. Fransk Rijkaard, 'İyi futbolcu ama son 4 senede 30 maç oynamış. Bunun nedenini bulmamız lazım' dedi. Transfer yoğunluğundan davet edemedik geçtiğimiz günlerde Türkiye'ye davet ettik. Prekazi 'Bonservisi elinde, menajeri var alıp getireyim' dedi. Geldiler Florya'da oturduk konuştuk. Prekazi mali konuya karışmayacağını bizim görüşmeyi yapmamızı istedi. Rijkaard'ın bize sorduğu soruyu yönelttik. Değişik açıklamalar yaptılar. Açıklama bizi tatmin etmedi. Bonservisine 1 milyon kendisinin 500 bin dolar alacağını söylediler. Yıllık 500 bin dolar parasını verelim, 300 bin dolara da kiralayım. Memnun olursak sezon sonu alalım dedik. Menajeri 'Kiralamak için 500 bin Euro verin' dedi. Kime ödeyeceğiz diye sorunca 'Bana ödeyeceksiniz' dedi. Biz bunu kabul etmedik teşekkür ettik. Prekazi'nin kırgın olması için bir neden göremiyorum. Mali kısmına karışmadı, kırgın olmasını gerektirtecek bir durum yok.''
Bu açıklamaların ardından kafamız iyice karıştı. Adnan Polat, Prekazi'nin kırgın olmasını gerektirecek bir durum yok diyor. Prekazi ise kırgınım diyor.
Yorum Galatasaraylıların.

Seçim zamanında Haldun Üstünel'i koz olarak kullanıp seçim kazanıldıktan sonra Adnan Sezgin'e döndünüz.
Taraftar ''Hürriyet alma, aldırma'' diye kıçını yırtarken geçen sene kameralar karşısında Galatasaray'a küfür eden insanımsının masasına oturup röportaj verdiniz.
Pazarlama ve daha çok para kazanma adına kulubün 105 senelik renklerini değiştirdiniz. Kulüp değerlerini metalaştırdınız.
İstanbulspor zihniyeti ile bu kulubü yönetenler sayesinde bugün itibariyle İstanbulspor'dan farkımız kalmadı. Ama suç İstanbulspor zihniyetiyle Galatasaray'ı yönetenlerde değil, İstanbulspor zihniyetine Galatasaray'ı emanet edenlerde.
(anlayamayanlar için bkz: http://pesindeyiz.blogspot.com/2010/08/adnan-sezgin-detected.html)
Sayenizde Galatasaray ile artık spor spikerleri bile alay ediyor. Tamam, basında hiç bir zaman büyük bir lobimiz olmadı ama bir tepki göstermediğiniz için çok az olan saygıyıda kaybediyoruz.
'Frank Rijkaard'ın arkasındayız.' 'Hocamızın yanındayız' tarzı cümleler kuruyordunuz. Her gün gazetelerde farklı isimler ortaya atılıyor, leş kargaları Galatasaray teknik direktörüne ''yaratık'' diyebiliyor. Bunlara neden tepki göstermiyorsunuz?
Amatör şubelerde 'ezeli rakip' e yenilmekten onlarla mücadeleye girememekten bıktık. Artık maçlara çıkarken mağlup olacağımızı biliyoruz.
'Altyapımız iyi' diye övünmesini biliyoruz. Ancak yetiştirdiğimiz oyuncuları vasat bir sol bek karşılığında Denizlispor'da görüyoruz. 1 değil 6 oyuncuyu.
Futbol takımının durumundan hiç bahsetmiyoruz bile, maalesef biz ortada futbol takımı falan göremiyoruz. Bunun sorumlusu olan yönetim, futbolcular ve teknik heyete sonsuz teşekkürlerimizi iletiyoruz.
Burası siz futbolcuların sosyal aktivite yaptığı bir eğlence merkezi değil. Burası iş bilmez yönetimlerin ekonomik rantlar uğruna kullandığı bir şirket değil. Burası babanızın çiftliği hiç değil.
Burası Galatasaray Spor Kulubü ve biz Galatasaray'a inanıyoruz. İnandığımız şeyi bize geri verin.
KAYPAK YÖNETİM İSTİFA.
KAYPAK YÖNETİM İSTİFA.
Maçı değerlendirmeye çalışmayacağım zira futbolun tekniğinden, taktiğinden pek anlamıyorum.
Dün maçı izlerken şunu gördüm. Takım, üzerindeki baskı ve stresle kazanmak zorunda olduğunun farkındaydı. Koştu, mücadele etti. İlk 70 dakika herşeyi yaptı ama olmadı. Beceriksizlik diyebilirsiniz, şanssızlık diyebilirsiniz. Ama başarısızlığımızın temel nedeni yanlışlar/eksikler. Kulüpte eksik olan, yanlış olan o kadar çok şey var ki. Biraz daha sabır edeceğiz. Galatasaray'ı görmeyi bekleyeceğiz. Ama bu Galatasaray'ı değil inandığımız Galatasaray Spor Kulubünü görmeyi bekleyeceğiz.
Herkes takkeleri önüne koyup düşünsün.
Yönetim
Futbolcu
Taraftar. Hep birlikte.
Genç Galatasaray'lılar rahatsız. Hakim medya karteli, yorumcular ağızlarında salyalarla Kadıköy'deki maçı izliyorlar ve ellerini ovuşturuyorlar, onlar ellerini ovuşturmakla büyüttüler ellerini zaten, elllerini ovuşturdular stadları büyüdü, ellerini ovuşturdular paraları arttı vesaire vesaire.
Galatasaray'lılar ise yumruklarını sıkmakla meşgul olsunlar. Her kulübün tarihi rezillikler, rezil adamlar, rezil yenilgiler ve rezil dönemlerle doludur. Bu gözler bile rezillikleri, ruhsuz futbolu, sürünen futbolcuları ve utandıran skorbordları gördü ama zaten takımınıza duyduğunuz sevgi bunları yaşarken verdiğiniz tepkiye geri adım atıp atmamanıza bağlıdır. Blogumuzun banner'ında "Galatasaray'a inanıyorum" yazıyor, Işıl Alben ablamızın bir sözü. Evet Galatasaray'ı tutmuyoruz arkadaşlar, Galatasaray'ı tutanlarda şu tarihten sonra bıraksın, çünkü tuttuğunuz şeyi elbet bırakırsınız, biz kulübümüzü, tesislerimizi, taraftar gruplarımıza da tutmuyoruz, biz Galatasaray'ın ortaya koyduğu o bütünlüklü anlama İNANIYORUZ ! İnandığın şeyi her türlü afete, belaya karşı daha da yüceltirsin gözünde, onla birlik, organik bir hale gelirsin. Galatasaray bizim için sahada oynanan oyundan ibaret değildir, romantik bir sevdada değildir Galatasaray, yani Tanıl Bora entelinin Gençlerbirliği'ni tutuşu gibi zayıf-mesnetsiz politik argümanlara, nostaljik duygulara da bağlı değildir, bilakis Galatasaray'ı tutmak o açıklayamadığımız süreçle başlıyor, biz kötünün karşısında iyi olanı tuttuğumuza inananlardanız . Ve bu inancı bizden söküp alacak bir yenilgi, rakip takım transferi, ekonomik başarısızlık düşünemiyoruz,
hep Galatasaray, yine Galatasaray!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
















