Hiçbir şey eskisi gibi değil sen gittiğinden beri !
#iyikidogdunAlpaslanDikmen !

Bu zamana kadar herşey düzelir ümidi ile bekledik. 90'lı yıllarda başlayan birlikteliğimiz, başladığındaki gibi olur tekrar diye düşündük. Hep birşeylerin düzelmesi ümiti ile devam ettik olmadı,gördük ama yine de durduk,hep bizi bağlayan birşeyler vardı.
Son 1-2 senedir aramızdan kopanlar oldu. Gidenlere üzüldük ama Galatasaray için varız dedik, kenetlendik.
Hep bir ümitle bekledik.
Tribün adına ümitlerimiz tükenmeye başlamıştı ki bir taş parçasına ümit bağlar olduk, yeni stad yeni heyecan olur belki düzeliriz dedik, hep 2001'in hayaliyle yaşadık.
Galatasaray'a ve tribününe hizmet etmekten hiçbir zaman birşey beklemedik. Çünkü, sevgimizin karşılıksız ve tarifsiz olduğunu biliyorduk.
Ama, son yaşanan 3-4 olay sonrası boşuna beklediğimizi anladık. Bizim sevdiğimiz aşık olduğumuz Galatasarayın ve Galatasaraylılığının bu olmadığını, Galatasaray sevgisi ile hipnotize olmuş zihinlerimizin bile bunu anladığı yerde durmamızın bir manası olmadığını yaşadık ve gördük.
İçimizdeki Galatasaray aşkı elbette bitmez Galatasaray var oldukça ama artık tribünsel olarak yokuz.
Son kez de olsa "Yine düştük yollara" ama bu kez bu yolun dönüşü yok.
SultanS
Galatasaraylılığı yaşam biçimi olarak seçen, Galatasaray'a sonsuz sevgi ve saygı ile aidiyet hisseden birkaç arkadaştık. Zamanla genişledik.
Aramıza aynı değerleri paylaştığımız güzel insanlar katıldı. Bir aile olduk.
Birlikte olmanın gücü ve Galatasaraylılığın feyzi ile bir elden gelenden daha fazlasını yapmayı kendimize amaç edindik.
Düsturumuz, Galatasaray'a daha faydalı olmak, değer katmaktan başka bir şey olmadı hiçbir zaman.
Bu süreçte kendimize isim olarak, ezberlerin bozulduğu, tarihin yeniden yazıldığı, tam manasıyla devrimlere ev sahipliği yapan mabedimizin beynelmilel literatürde lakabı olan ''HELL'' ünvanını seçtik.
Zaman içinde, elimizden geldiğince bazı işler yaptık. Karşılıksız, sade ve naif bir sevgi uğruna birer küçük adım atmaya çalıştık.
Artık o küçük adımların sonuna geldik.
Cehenneme veda ettiğimiz bugünlerde, ''HELL'' isminin de akıllarda bir hoş seda olarak kalması yerinde olacaktır.
Galatasaraylılığa sahip çıkmanın son derece önem kazandığı günümüzde, bu mefhuma lâyık olabilmek adına gurubumuzun faaliyetlerini sonlandırma kararını almış bulunmaktayız.
Galatasarayımız için bir taş koyanı bile takdir etmek gerekliliğinin bilincinde olarak eski başkanlarımız ve idarecilerimiz ile bugüne kadar gururla sahip çıktığımız değerlerimize vefa göstermek gerekliliği bu kararımızı kesinleştirmemizde etkili olmuştur.
Sade bir arkadaş grubu olarak başladığımız bu serüvende başladığımız noktaya, edindiğimiz sayısız mutluluk, onur dolu hatıra ve dostlukla dönüyoruz.
Galatasaraylılığın olanca sıcaklığıyla sevgi, selam ve saygılarımızla;
uA HELL // 2005-2011
Büyük Galatasaray taraftarına;
2005 yılının bir bahar ayında, bir çay bahçesinin sakin bir köşesinde filizlenen ve kurulduğu günden bu güne amatör bir ruh ile modern futbola ve endüstriyelleşen tribünlere karşı, naçizane bir duruş olan grubumuzun faaliyetlerine son verme kararı almış bulunuyoruz.
Bizim için Galatasaray bir tutkudur. Bizler bu tutkuyu beze ve kağıda dökebilen, tribünlere yazabilen şanslı Galatasaraylılardık. Bir ismimiz vardı, artık o yok.
Yaşasın Galatasaray Tribün Emekçileri!
Parçalı
http://www.tribundergi.com/forum/viewtopic.php?f=1&t=73398
Ekleme: T - Shirt müthiş. Almak isteyen için bilgi ;
http://www.ultraslan.com/oku.asp?okuID=1842

Bu kararla birlikte, her zaman diğer tribünlere örnek olmuş, öncülük etmiş, imrenilmiş ve spor kamuoyunun takdirini kazanmış tribün olma geleneğini yeniden yaşatmak, harekete geçirmek ve canlandırmak yine bizim elimizde olacaktır.Aslan Arma’yı susmadan desteklemek, gerektiğinde müsabaka esnasında olup bitenlere Galatasaraylılık duruşuyla tepki koyabilmek, aleyhimize haksız verilen bir kararın olması durumunda o ortamı haksızlık yapanların başına yıkarcasına haykırmak bizlerin asli görevi olmalıdır.
Anlı şanlı tarihi ile hüzünlerimize sevinçlerimize ev sahipliği yapan Ali Sami Yen’de ki son senemiz olması bu sezonu bizim için daha önemli kılmaktadır.
Son birkaç senede, tribünlerimizin eski gücünü arar hale geldik.Bunun sebepleri vardır.Bu sebeplerden en önemlisini Galatasaray sevdasını sosyal aktivite gibi görenlerin sayısının artması olarak görmekteyiz. Yukarıda da belirttiğimiz kıstaslarla birlikte, Galatasaray sevdası ultrAslan var olduğu müddetçe hiç bir zaman sosyal bir aktivite olmayacaktır.ultrAslan, Galatasaray Arması’nın olduğu her yerde, her zaman, tüm gücüyle durmayı bilen, yağmur çamur dinlemeden destekleyen, yeni fikirlere açık, takımına itici güç olan insanlardan oluşur.Ben ultrAslan’ım diyen herkesin, koşulsuz şartsız benimsemesi gereken ilkeler bunlar olmalıdır.
Bu kararlardan bazıları şunlardır;
"Öncelikle ultrAslan’ı benimseyen bütün Galatasaray’lılara saygılarımızı sunarız.Geçtiğimiz sezonda hepinizin bildiği üzere tüm alt gruplarımızla birlikte Eski Açık tribünde yerimizi almıştık.Bu kararımızı almamıza etken olarak bir çok sebep vardı.
Ancak, gerek üyelerimizin talepleri, gerek Ali Sami Yen’deki veda sezonumuz olması, gerekse de yaşadığımız bazı kopukluklar ve sorunlar nedeni ile 2010 - 2011 yılı kombinelerinin satışa çıkmak üzere olduğu şu günlerde ultrAslan olarak, Galatasaray’ımıza daha faydalı olabilmek ve taraftarlık ruhunu tribünlere daha iyi yansıtabilmek için Kapalı Üst tribüne geçme kararı almış bulunmaktayız.
Bu kararı almamızın en büyük etkenlerinden bir tanesi maç içerisinde her tribünden gelen değişik değişik seslerin sahaya yansıması ve takımımızın olumsuz etkilenmesidir. Tribünlerin tek ses ve tek yürek olabilmesi ve eski günlerimizdeki gibi daha güçlü ve daha etkili destek için, tekrardan Kapalı Tribün’de bulunmamızı daha uygun bulduk. İmkanı olan herkesin de Kapalı Üst tribünden kombine almasını rica ediyoruz.
Ayrıca tribünlerimizden kombine alacak tüm Galatasaray’lıların seyir değil de taraftarlık ruhunu benimsemiş olmalarını, bu bilinçle kart almalarını istiyor ve rica ediyoruz.
Saygılarımızla"
"Düzelin, sadece düzelin..."
"Yönetim futbolcu taraftar, şampiyonsun Galatasaray..." diyorduk daha 2 sene önce. Şimdi ise ne dediğimizi bilmiyoruz. Biz de yönetim futbolcu taraftar olarak ele alalım mevcut durumu. Her günü birisine ayırsak 3 gün tutar. Biri bugün desek diğeri yarın. Diğeri de bir gün olur karşınızda. Yönetimden bahsederken diğeri de karışır bakarsınız. Ama ana tema net olacaktır.
Taraftar diyelim ve tersten başlayalım. Aslında ters değil. Sadece bestede ters. Kulübün ana damarı. Yalnız bize göre. Başkalarına göre olmayabiliriz. Neyse oraya dalmadan taraftar üzerinden gidelim. Bakın bir çocuk var. Bu çocuk henüz bazı şeylerin farkına varıyor. Galatasaray'lı hem de sapına kadar. O zamanlar maraton var ordan da maç özetlerini izliyor. Eskiden de az çok bakıyor ama bu kadar tutkuyla değil. Karşıda en ortada ultrAslan yazıyor. Çocuk futbolu biliyor seviyor ama tribün nedense daha cazip geliyor. Sınıf yakınlığı da olabilir. Ama ateşli tribünler o çocuğu daha bi çekiyor futbola. Maçı izlerken artık besteleri de dinlemeye, ezberlemeye çalışıyor. Rakip takımlı çocuklara gidip söylüyor ertesi gün. Bu böyle kar topu gibi büyüyor. Sonra internetle iyi geçiniyor. Explorer'ı açınca arama motoruna yazıyor ultrAslan'ı. Hem de "a" sı büyük olanından. İlk çıkana giriyor ama yazılanları okuyamıyor. Orda beste arşivi v.b. var. Onlara takılıyor. Daha da seviyor bu işi. Bunu alışkanlık yapıp bestelerin tamamını ezberliyor. Halbuki bu çocuk ödev verilen şiiri bile ezberleyemezdi onca çalışmasına rağmen. Diyoruz ya bir şey çekiyor. Ondan sonra adında bile a harfini büyük yazmaya başlıyor.
Derken bu grubun yeni forumu açılıyor. Hemen üye oluyor. Hem de ilk üyelerden. Yazılanları okudukça oradaki abilere ablalara hayran oluyor. Ertesi gün okulda çocuklar Galatasaray'a laf atınca abilerin üslubuyla ve verileriyle cevabı da yapıştırıyor. Altta kalmadan. Kendisi de bir şeyler yazmaya çalışyor ama henüz o olgunlukta değil. Sonra Alpaslan Dikmen diye birisi var. Adamın işi gücü yok uzun uzun yazılar yazıyor. Bizimkinin de işi yok ya. O da okuyor uzun uzun. Her kelimeden haz alıyor. Bu adamın yazdıklarıyla yaşam felsefesi değişiyor. Artık heyecanla onun yazı yazmasını bekliyor. ultrAslan diye bir oluşum var ve bu oluşuma hayran oluyor. O yaşta bir gruba ait olma duygusu da varya. ultrAslan oluyor işte bu. Her ne kadar sosyal yaşamda içlerinde olamasa da, yaşadığı şehirde düzgün temsilcilik olmasa da onlardan biri oluyor. Zararlı gruplarla olmaktansa doğru olanı da yapıyor. Belki bu şehri canlandırırım diye düşünüyor. Alpaslan abisiyle temasa da geçiyor. Ama 18 yaş engeline takılıyor. 18'ine girince temsilcilik sözünü de almadan bırakmıyor. Forumda yazılanlarla, yapılan koreografilerle, internette dolaşan bestelerle oluşumu iyice benimsiyor.
Sweat çıkıyor hemen sipariş ediyor, atkı çıkıyor hemen alıyor. Alpaslan abisi de ertesi gün gönderiyor. Bunları üstünde gururula taşıyor. Bu dönemde de Galatasaray'lıların büyük bölümü ultrAslan için aynı şeyi düşünüyor. Bağımsız, ultras mentalitesini savunan bir oluşum. Aynı zamanda suyun öteki yakasına bakıyor. Futbolcu gol kaçırınca ıslıklamalar, tesis basmalar, ar yu big pileyır'lar, bayrağı ters asmalar, başkanın talimatıyla başkana yalakalık yürüyüşleri... Bu tarafta olduğu için daha çok gurur duyuyor. Hele o 33. haftada ultrAslan onu mest ediyor. Yönetime, polise, rakibe verilen ders aklına işleniyor. Artık onun bulunduğu her ortamda ultrAslan ve Galatasaray'a laf eden geri vitese başlıyor.
Mükemmel bir sistem kurulmuş. Bu kadar ilde, ilçede, ülkede, kıtada temsilcilik var. Alt gruplar muhteşem yapılandırılmış, diğerlerine göre en temiz oluşum. Artık her Galatasaray'lı ultrAslan mentalitesini savunuyor. Ama gün geliyor sabah bi kalkıyor o hayran olduğu Alpaslan Dikmen vefat etmiş. Kendisine forumda fırça attığı gün bile buna sevinen çocuk bu haberi alıyor. ultrAslan ilk maçta yine kendine yakışanı yapmış onu müthiş uğurluyor. Ama gün geçtikçe ultrAslan kan kaybediyor. Forumda yapılan organizasyonlar duyurulmuyor. Doğru dürüst ürün çıkmıyor. Çıksa da para gönderimi, mal tesliminde sıkıntı yaşanıyor. Takvim çıkıyor, para gidiyor ama takvim gelmiyor. Sweatlardan herkes şikayet ediyor. Forum artık ultrAslan forumu değil sadece bir Galatasaray forumu oluyor. Örneğin ; şu saatte şurda deplasmana gidiyoruz diye bir konu forum tarihinde açılmıyor. Moderatörlerin anlık psikolojisine göre kararlar veriliyor. Birçok insan küsüyor. Küsmese de şutlanıyor.
Tribünlerde de düşüş başlıyor. Sıkıcı besteler söyleniyor. Diğer taraftarlarda bu kesimi sevmeyince bütünlük bozuluyor. Karaborsacılar, cepçiler türüyor. Deplasman gidilmez oluyor. Büyük maçlar dışında önemli organizasyonlar olmuyor. Polisin konfeti, meşale yasağına boyun eğiliyor. Yönetimin kaybettirdiği değerlerimize sahip çıkılmıyor. Formamız f1 arabasına dönüyor, bonus rezaleti sebebiyle tribün en önemli maçta bitiyor. Galatasaray taraftarı endüstriyel futbola karşı mücadeleyi kaybediyor. Bilet fiyatlarına itiraz edilmiyor. 1.5 yılda adeta eriyor. İş böyle de olunca en üst kesim sorgulanıyor. Ağır abiden çok ultras liderleri isteniyor.
Yani ultrAslan her alanda etkisini kaybediyor ve destek de azalıyor. Galatasaray sevgisi değil de rant öne çıkınca kimse de bunları umursamıyor. Abiler orada yıllardır olduğundan buna karşı gelebilecek kişiler de sesini çıkaramıyor. ultrAslan her taraftarın ultrAslan olmasını istiyor. Ama bunu sevgiyle, icraatla değil başka yollardan sağlamaya çalışıyor. Şayet ultrAslan Galatasaray taraftarının hakkını her alanda korusa, tribün için daha çok çalışsa, kötü adamları içinden temizlese herkes kendini ultrAslan hissedecek. Ama rant denilen olay buna engel oluyor. Karaborsacılar hala orada duruyor.
Haliyle çocukta bunu görünce soğuyor. Kaptanına haksız yere yapılanları yediremiyor. Onun için fenomen olmuş ultrAslan'ın Metin Oktay pankartını ters asmasını hazmedemiyor. O grubun içinde olmak, Alpaslan gibi olmak hayalleri suya düşüyor. Gözünde bir dev olan ultrAslan'un bunları yapmasına inanamıyor. O forumdaki abilerinin, içindeki onca elit insanın bunu yapmasına inanamıyor. Zaten bu isimlerin bazıları da son olaylarla küsüyor.
Şimdi çocuk kaç gündür kara kara düşünüyor. Ne yapsam, ne yapsak. Ama elinde o gücü bulunduranlar oldukça bir şey yapamayacağını biliyor. Belki de o küfür ettiği çekirdekçilerden oluyor. Hayal ettiği tamamen bağımsız, çılgın taraftarlar işi olmayacak gibi duruyor. Yeni, radikal besteler yapan; sadece taraftarın hakını koruyan ve kendini kulübün asıl sahibi gören; yasaklara karşı koyup en dandik maçta meşale şov yapan, en sıradan maçta el emeği konfeti şov yapan tribün hayali olmayacağa benziyor. Koca oluşumun içine edilmesi hala rüya gibi geliyor. Oluşumu kaldırmak yerine, gerçek Galatasaray'lıların Alpaslan abisinin mirasını düzeltmesi fikrini benimsiyor. Ama izin verilmeyeceği aklına geliyor yine.
Ahanda şurasında ( Metin'in elini koyduğu yer ) belki ihtimali duruyor. Ama bunun için de çok çalşması gerektiğini biliyor. Yazıyı yazarak belki içini döküyor ama kara kara düşünmeye devam edecek. Taa ki beyazı görene kadar...
Galatasaray şuan tribünlere hakim olan Galatasaraylılıktan kurtulmalıdır. Evet, Galatasaraylılıktan kurtuluş Galatasaray'ın kurtuluşudur. Yeni bir algıyla ve karşılıksız sevdayla bu takıma bağlı olanların yanında, geçmişi mafyöz işlerle örülü, kurtlar vadisi dizilerinden çakma jestlerle hayatını kurmuş, halktan ve adına iyi dediğimiz herşeyden kopuk bu insanların yerini yanlarındaki yalaka tetikçilere bıraktırmamak gerçek Galatasaray'lının asıl görevidir.
ultrAslan Galatasaray değildir, ultrAslan bir müddettir sadece ultrAslan olarak hareket etmektedir, gencecik bir çocuğu Metin Oktay'la denk tutup 3-5 ay sonra onu tavuğun götüne sokmak Galatasaraylı birinin yapacağı bir iş değil çünkü, ultrAslanlının yapacağı bir iş olabilir.
Takımını büyütmekten ziyade takımdaki asalaklığı sayesinde kendini büyüten bu abilerle Galatasaray'ın alacak-verecek hesabı kalmamıştır benim gözümde. Bugün ultrAslan'ın içindeki tüm güzelliklerin sarardığı , 5-10 kişilik mafya takımının kendi rantı çerçevesinde cehaletiyle tavan yaptığı gündür. Jo ve Arda'yı aynı kefede tutan insanların maça sırtını dönüp elaleme bağıran kimseler olduğunu anlamak zor olmasa gerek. Çünkü ancak maçlara kıçını dönenler aradaki farkı göremezler...Bireysel kızgınlıklarının yalakaları vasıtasıyla tüm tribünlere yayılmasını görmek linç kültürünün nasıl geliştiğini anlamak için de iyi bir sosyoloji deneyi oldu. Bize, siyah ceketli abiler şimdi köşede gülüyor ve yönetim karşısında ellerine geçen taraftar kozunu kaç biletle, kaç parayla takas edeceğini düşünüyordur.
Gün ağır konuşma günü ve bu sebeple bu yazıda böyle baştan savma ve öfke dolu bir hale geliverdi, bu öfke maç öncesi oyunculara karşıyken maçta tribünlerin aldığı histerik hal, sapık ve kaypak zevk tribündeki tek Galatasaraylı ben miyim acaba diye hissettirdi. Ama tek değiliz biliyorum ve biliyorum, inanıyorum Galatasaray Galatasaraylılarındır!!!
halk'ın kişisel görüşüdür, blogun diğer yazarlarını bağlamaz!
Bu hafta oynanacak olan Galatasaray’ımız – Diyarbakırspor Süper lig 29.Hafta mücadelesinde her zamanki gibi yine tribünlerdeki yerimizi alacağız.
Bizler, haftalardır alınan kötü sonuçlara rağmen çok sevdiğimiz Arma’nın yanında olmaya devam ettik.Yeri geldiğinde futbolcularımıza tepkilerimizi, Galatasaray kültürüne yakışır bir şekilde gösterdik.Aynı zamanda Arma’nın hakkının verilmesine ve Galatasaray Ruhu’nun bilincinde olarak mücadele edilmesine dikkat çektik.
Bu vesileyle Pazar günkü maçta da Arma’nın hakkını vermesi gereken oyuncularımızın dikkatini bir kez daha çekmek amacıyla, karşılaşmanın başlama vuruşundan itibaren 5 dakika boyunca sessiz bir şekilde protesto ederek tepkimizi göstereceğiz.
Unutulmamalıdır ki; Başarılar gelip geçicidir ancak Galatasaray ve Galatasaraylılık Ruhu her daim kalıcıdır.Bu protestomuzun amacı da bu bilincin ve mücadelenin sahaya en iyi şekilde yansıtılması içindir.
Saygılarımızla
Yaşasın GALATASARAY !
Yaşasın Bağımsız ultrAslan !
"Ama bunların içinde kötü adamlar var" deyip çekirdeğe vurmaktansa inadına gelin onlardan daha iyi taraftar olun. Onlardan daha çok pankart tutun, boyayın, asın. Onlardan daha güzel koreografi çizin, onlardan daha iyi davul çalın, onlardan daha çok bağırın. Kötü adamları aramızdan sıyırıp daha iyi tribün için el ele verelim. Ama önce şu önyargıları kafamızdan atalım. Bu protestoyu futbolcularımıza anlatalım. Ruhu istediğimizi gösterelim.
Galatasaray - Diyarbakırspor
11 Nisan 2010
Saat : 19.00

Kaybettiğimiz derbi maçının üzüntüsünü yeni yeni üzerimizden atıyoruz. Tabii benim üzüntümün asıl nedeni ne muhteşem zat Leo Franco'nun 35 metreden yediği gol ne de ezeli rakibimiz karşısında kaybettiğimiz 3 puandır. Sadece ve sadece Galatasaray tribünlerinin durumudur. Sözde Galatasaraylılar Galatasaray'a ihanet etmektedir.
Benim kafamda 2+2 tür taraftar vardır. Bu 4 tür taraftarın 3'ü yaptıkları sonunda Galatasaray'a zarar vermiştir. (Karaborsa biletlerde GSTV'nin, GSBilyonerin bile katkısı vardır ya onu daha sonra açarız.)
Bu türlerden ilki taraftar bile diyemeyeceğimiz stada gelip bağırmayan (sezon boyunca yalnızca fenerbahçe maçına gelir. Eski açık kombine parasını karaborsaya verir. Amaç arkadaş ortamında ''fenerbahçe maçına gittim'' diyebilmektir.) ama klavye başına geçince tribün müdavimi kesilen büyük dehadır. Bu arkadaş tribünlerin geleceği adına hiç bir fikir ortaya koymaz sadece eleştirir. Gamsızdır. Eleştirileri yapıcı değil yıkıcıdır. Kendisine bir çok defa gelin fikrinizi anlatın beraber çözelim dendiğinde toplantılara katılmaz, takım mağlûp olduğunda ise neden şunu şöyle yapmadınız bunu böyle yapmadınız diye hesap sorar. O gün stada gelen taraftara söver, pek delikanlıdır.
Bir diğer tür taraftar ise aslında taraftar falan değildir. Maçlara bedavaya gelen tribünde geçmişi olduğunu iddia eden ve hatta kendisini tribün lideri sanan adamdır. Kendisini ultrAslan olarak tanımlar ama tribünde setin üstünde maçtan önce resim çektirmekten ve milleti ''bağırsanıza lan'' diye azarlamaktan başka bir şey yapmaz. Sebahattin abinin yanında yalakalık yapar. Derbi günlerini iple çeker, amacı bilet alıp karaborsadan satabilmektir. Bu şerefsiz yüzünden gerçek taraftar dışarıda kalmaktadır. Malesef bu ve bunun gibi kişiler son dönemde artmıştır. Galatasaray taraftarının en büyük düşmanıdır.
Üçüncü taraftar ise takımı için herşeyini verebilecek taraftardır. Rahmetli Alpaslan abimizin kurduğu oluşum ilk yıllarında bu tür taraftara örnektir. ultrAslan her zaman takımın yanında olmaya gayret göstermiştir fakat yıllar, sezonlar, maçlar geçtikçe eski gücünü kaybetmiştir. İçlerinde çok iyi abiler, kardeşler, arkadaşlar olduğu gibi pisliklerde vardır. ultrAslan bu pislikler yüzünden son maçta malesef takıma zarar vermiştir. (14-15 yaşındaysanız ve kendinizi tribün müdavimi olarak görüyorsanız sizin gibi ultrAslan'ı savunmadığım için bana ''hassiktir ordan'' diyebilirsiniz evet ''hassiktir'' diyip blogu kapatın bence.) Bunda aşırı alkol ve bir üst paragrafta anlattığımız elemanın yanında biletix ve sponsorlarında büyük katkısı vardır. (Onu da burada Burak açıklamış.)
Karaborsacı şerefsizler bir şekilde ultrAslan'ın içine sızmıştır. Son maçta herşeyin bokunu çıkarmışlardır. İşin kötüsü bunların da çok yalakası vardır ve bu onları yüceltmektedir. ultrAslan eğer varlığını devam ettirmek istiyorsa bu adamları bünyesinde barındırmamalıdır. Sözde arma sevdalılarına karşı gereğini yapmalıdır. Ben o adamları tribünden atın dersem bana 'sen kimsin lan' derler. Kısaca gereği yapılmalı. ultrAslan eski günlerine dönmek için ''hep beraber!'' diyerek çalışmalıdır.
Son tür ise aynı Alpaslan abinin istediği gibi gerçek taraftardır. Kombine alır. Aşırı alkol alarak Galatasaray'a destek olunamayacağının farkındadır. Bilinçlidir. Kombinesi olmasa bile karaborsaya fırsat vermez. Gerekirse o maça gitmez ama karaborsa bilet almaz. Çünkü Galatasaraylıdır.
Umarız Galatasaray tribünleri eski günlerine döner. Gerçek Galatasaraylılar devreye girer ve yarayı temizlerken mikroplarıda yok eder.
Bu münasebetle, Eyüp Belediyesi’nin de desteğiyle; bu pazar yani 07 Mart 2010 tarihinde, saat 14:00’da, Eyüp Yeni Yol bulvarı üzerindeki Kiler Hipermarket’in önünden, Edirnekapı Şehitliğine; İstiklaL Marşı Yazarımız Merhum Mehmet Akif Ersoy’un kabri başında bir program düzenlenecektir. (Gidiş-geliş ücretsizdir)
"12 Mart İstiklal Marşımızın Kabulü ve Mehmet Akif" konulu program saat 14:30 Edirnekapı Şehitliğinde başlayıp, saat 15:30’da bitecektir. Programa münferit katılmak isteyen sevgili renktaşlarımız, saat 14:30’da direk şehitlikte bulunabilirler.
Bu anlamlı organizasyon nedeniyle, biraz da rahmetli Mehmet Akif’den bahsetmek istiyorum, müsaadenizle sevgili arkadaşlar.
Büyük şair Mehmet Akif Ersoy; azimle ve büyük fedakarlıklarla kazanılan İstiklal mücadelesini, muhteşem dizeleriyle İstiklal Marşı’mızda ebedileştirmiştir.
Türk ulusu, vatan sevgisini, istiklal aşkı ve milli mücadele ruhunu, en derin ve gerçek anlamıyla bu muhteşem dizelerde kendisini bulmuştur, sevgili arkadaşlar.
Ben içinde daima sevgi, hoşgörü, barış ve kardeşlik duyguları taşıyan bir büyüğünüz olarak; inanıyorum ki ulusumuzu meydana getiren bütün bireyler olarak, bize armağan edilen bu eşsiz mısralardaki kardeşlik ruhunu, bu duygu birliğini dinmez bir coşkuyla sonsuzA kadar koruyacağız..
Bu ruhlA Cumhuriyetimizi 100. yılına hazırlamaya, medeni milletler camiasında hak ettiği güce ve itibara ulaştırmaya, istiklal mücadelemiz gibi istikbal mücadelemizi de başarmaya kararlıyız, bu vatanın Galatasaray'lı evlatları olarak...
Bunun için Cumhuriyetimizin kurucusu yüce insan Mustafa Kemal Atatürk’ün işaret ettiği muasır medeniyetleri aşma hedefi etrafında birleşerek, daha iyi, daha mutlu, daha çağdaş, daha huzurlu bir gelecek için azimle, inançla çalışmaya devam edeceğiz "ultrAslan" olarak.
Bu düşüncelerle, İstiklal Marşımızın Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabulünün 89. yıldönümünü kutluyor, başta; milli şairimiz, Mehmet Akif Ersoy’u ve bütün İstiklal kahramanlarımızı rahmetle ve şükranla anıyorum.
Organizasyonumuzda görüşmek temennisiyle kalın sağlıcakla.. "
Osman Özütler
uAES Başkanı
Küresel Isınma, Ozon Tabakası gibi olaylarla medya maymunu olmaya gerek yok. Holigan(!) ultrAslan, Hıncal evinde viski açarken bu organizasyona imza atıyor. Daha önce olduğu gibi. ultrAslan bu ülkenin en büyük sivil toplum örgütüdür. Bu böyle biline.
gala's






