Durum | Galatasaray Basketbol

|

Eskiler bilir bizi mantığından özen gösterilmemiş şubeden küme düştüğünde haberi oldu birçoklarının. İyi niyetli, kötü yönetici Özhan Başkanımızın döneminde küme düşen bayan basketbol takımımız geri dönüşü muhteşem yapmıştı. Taraftar için önemli olan kupalar kazanıldığında onu kaldıracak içlerinden birinin olmasıydı. Galatasaray bayan basketbol takımı bayrak adam olarak futbol terimlerinde yer almış bir isime sahipti artık... Bayrak adam "Işıl Alben". Yerli transferler yapılmıştı ve yurt dışından da kaliteli yabancılar geliyordu. Şampiyonluğa oynayan bir takımdı artık Galatasaray. Kısa zamanda Avrupa'da kupa 2 kazanılmış, Türkiye Kupası ve Cumhurbaşkanlığı kupası müzede yerini almıştı. Bu dönemlerde zaman zaman coach ve şube yöneticileri değişmişti. Ancak yerli kalitesi mazeretinden lig şampiyonluğu gelmiyordu. İçinde bulunduğumuz sezona girildiğinde ise dünyanın en iyi basketbolcusu olarak kabul edilen "Diana Taurasi" transfer edilmiş, takımdaki yabancı kalitesi tavan yapmıştı. Yerlilerde ise durum hala aynıydı. Ligin en iyi 2. yerli kadrosu... Bu değişim sürecinde yerli oyuncularımız bir türlü kendini geliştiremedi. Temel problem buydu. Takımın başındaki isim ise bizi asla heyecanlandırmıyordu. Sezona 4 kupa hedefiyle başlayan Galatasaray ilk 2 kupayı kazandığında taraftar mutluydu. Cumhurbaşkanlığı Kupası ve Türkiye Kupası... Ancak en sona 2 kupa kalmıştı... Türkiye ligi şampiyonluğu ve Avrupa Şampiyonlar Ligi yani Euroleague...

 Euroleague ev sahibi Galatasaray takım kadrosuyla kupanın favorilerindendi. Ancak hedef maçlarda salonları cehenneme çeviren taraftarımız daha turnuvanın ilk maçında takımını bizim tabirimizle "yalnız" bırakıyordu. Galatasaray taraftarı için yalnız bırakmamak kapalı gişe oynamak demekti çünkü. İmkanı olmasına karşın birçoğu için Twitter'da trend yarıştırmak daha önemliydi demek ki.

Ligde yerli kadrosu mazeretinden eyvallah dediğimiz takımımız Avrupa'da ise dünyanın en iyilerinin yanı sıra sıradan isimlerle oynuyordu. İlk maç kaybediliyordu ve sırada derbi vardı. %7 kontenjan hakkını kullanmayıp organizasyonu tbfye devretmiş takımımız derbide tribünlerin %50sine sahipti artık. Eski günlere özlem gideriliyor tribün zevkli geçeceğe benziyordu. Maç başlamıştı ve bir ara kendisine yeterli skor farkını da yakalamış takımımız dünyanın en iyisinin 20 sayı %25 isabet ile oynamasıyla maçı kaybediyordu. Takım oyunu Erkek Basketbol takımımızda ne kadar yüksekse bayan takımında da o kadar azdı. Maç boyunca salona patlayıcı maddeleri sokabilmiş "helal olsun" rakip seyirci galibiyetin tadını çıkarıyor, maç boyunca sadece takımına destek olmuş Galatasaray taraftarı ise güç kullanılarak salondan uzaklaştırılıyordu. Karşı yakanın "Dün dündür, bugün bugündür" mantığıyla hareket eden tribüncü geçinenleri 2 gün önce kendilerine güç kullanan polisleri takdir ediyordu. Onlara dokunmayan yılan bin yaşasındı.

Galatasaray taraftarının tek derdi kupa kaldırmaktı ve Avrupa'nın en büyük kupası için bu dilek gerçekleşmemişti. Tabii ki kupayı kaldıracak isim de önemliydi taraftar için. Bayrak adam Işıl Alben 3'lü çektirerek efsane olma yolunu seçmişti. Taraftarın ona laf etmeye dili dönmüyordu ama durum buydu.

Altyapıdan yetişen sporcu taraftar için çok önemli bir konu. Niteliksiz yabancılara ödenen para ile altyapıya yatırım yapılması halinde kendi evlatlarımız için tribünde bağırmak daha güzel. Sesimizi duyacak, bizi anlayacak içimizden biri > sahadaki 5 yabancı. O kupa elbette bir gün kalkacak. Önemli olan o kupayı kaldıracak isim bizim için. Mahmuti, Galatasaray'lı olmanın yanında Galatasaray'a faydalı olmak lazım diyerek manifestoyu yazmıştı zaten.


Canımız Galatasaray için yanıyor. Sen yüreğimizi yakma, canımız varsın yansın Galatasaray !

VI.Murat Elsaleh Fotoğraf Yarışması

|



VI. Geleneksel Murat Elsaleh Fotoğraf Yarışması Oylaması Başladı !

#yldztek


Galatasaray 1-1 Trabzonspor

|

10 yaşındaki çocuğun saf sevgisinin güzelleştirdiği oyunun ülkemizdeki liginde dokuzu ikiye bölmek zordu. 7 için uğraşsın kahpeler. Dekoder alın.

80' Felipe Melo

Fenerbahçe 2-2 Galatasaray

|
Tek övünç kaynağı Türkiye'nin yurtiçinde-dışında en iyi takımına kendi evinde oynadığı lig maçlarında yenilmemek olan ve böylece kuruluş amacını gerçekleştiren takımla, yenilmeyerek konferans ligi şampiyonluğunu garantileyen ve böylece kuruluş amacı olan "Türk olmayan takımları yenme" amacına yönelik aracı gerçekleştiren takımın mücadelesiydi. 2-2. Sadece para kazanma amacı güden bahis şirketleri skoru böyle kabullenmişti. Futbolun ortaya çıkış amacı olan keyif almak-keyif vermek olgusunu gerçekleştirmişti Galatasaray. Bunun dışında kazanma güdüsü ve sonucunda kaldırılacak kupalardı futbolun var olma sebebi. Kaldırılacak kupa için araç olan maç kazanma eylemini gerçekleştiremese de maratonun geri kalanında en iyi olmayı başaran Galatasaray doğrudan amaca gidivermişti. Maraton koşulmuştu ve şimdi de 100 metre engelli koşması gerekiyordu.

Keyif vermek-maç kazanmak-kupa kaldırmak amaçlı futbolun son yıllarda ortaya çıkmış yeni amacı elbette para kazanmak. Bu amaçla şehirden şehire gezen Paris Sirki misali Türk futbolu şu günlerde. Ortaya çıkış amacından ziyade bacasız sanayi artık futbol bu topraklarda. Bu sebeple fazladan mesai yapacak Tük futbol endüstrisi maraton koşusu sonunda. Ama Galatasaray taraftarı gururlu, başı dik, alnı açık. Hep olduğu gibi. Maç öncesi gecesiyle, takımı uğurlayışıyla, karşılayışıyla... Çünkü var olma sebebi bunu hakediyor, sevinçleri kursaklarda bıraktırıyor. Galatasaray işte.

all you gotta do is focus

|
vurun be aga, Allahınız varsa vurun be...

Haftada Bir Falan !

|

Fenerbahçe 72-76 Galatasaray

Ali Sami YEN Stadyumu #10

|


Galatasaray - Gençlerbirliği

|



Bizim İçin Cavcav'a da Kooy ! dedik, koydun son yılların başı en dik Galatasarayı...

48' Felipe Melo
58' Selçuk İnan

Sivasspor 0-4 Galatasaray

|

Gözünü 'para için başarı' hırsı bürümüş, kitlelerin oyunu futbolu sosisli ekmek yiyen adamlara satma mentalitesiyle yönetici olmuş herkese bir bir koyuyor Galatasaray. Başarı için her yolu mübah gören, rekabeti bitirip düşmanlığı bu oyuna sokanlara koyuyor. Kulüpler birliği adı altında futbol karhanesi ile örgütlenmiş, kulüp başkanlığı değil şikeci yalakalığı yapan adamcıklar tarafından yönetilen kulüplere. Kongrelerde üye satın alan, tribünde yalakasına bilet dağıtan adamcıklar  tarafından yönetilenlere. Çok para haramsız olmaz sözünü kanıtlayan adamcıklar  tarafından yönetilenlere.

Tüm bu şartlar altında imparator önderliğinde, erdemli yöneticilerin, bağımlı taraftarlarının desteğiyle güzel adamları içinde bulunduran takımımız koşuyor şampiyonluğa. Play off icat edilse de, 22 takım formülü keşfedilse de... Şampiyonluk yakın, meşaleyi yakın !

14' Necati Ateş
64' Tomas Ujfalusi
81' Aydın Yılmaz
92' Necati Ateş

Efes 65 - 74 Galatasaray

|

O da Şampiyonluk mu Dersin ?

Kızılyıldız 0-3 Galatasaray

|
Nasıl oynandığı, amacının ne olduğu ve kuralları dışında pek fazla bilgimiz olmayan bir şube daha. 1922 yılında Selim Sırrı Tarcan önderliğinde kurulan şube Voleybol. Ülkenin bu konuda öncüsü konumunda. Önemli başarıları olsa da uzun süre arka plana atılmış konumdaydı. Galatasaray adının olduğu her yerde en üstte olmalıdır düşüncesine paralel olarak son yıllarda kıpırdanma gözüküyor. Bayan takımımız bu sene Avrupa'da kupa yolunda. Çeyrek finalde Kızılyıldız rahat geçildi ve yarı finaldeki rakip Rumen. 2004 Tomis Constanta takımı. Biz bu kupayı istiyoruz. Kuruluş amacındaki gibi. Taraftara yakıştığı gibi. İsmine yakıştığı gibi.

Olympiakos 88-81 Galatasaray

|

Birkaç sene öncesinde küme düşecek mi denilirken -bakın biz "düşer miyiz" derken değil- başkaları bilinçaltını üstüne çıkarırken, bugünlerde Avrupa'nın en iyi 8 takımı arasına giremediğimiz için özür diliyor bu takımın koçu taraftardan. Geçen sene ligin zirvesini zorlayıp kaçan şampiyonluğa üzüldüğümüz gibi. Galatasaray taraftarı bu maçı yenildiği için kimseyi sorgulamıyor, eleştirmiyor. Saygı duyuyor mağlubiyete bile. Maçın son saniyelerinde dahi imkansız gözükene inanıyor.

Galatasaray'ın olduğu yerde biz de varız diyerek peşinden koşuyor milyonlar, kolkola. Koşturuyor peşinden Avrupa'nın en yürekli basketbol takımı. Gönlümüzün Avrupa'da en iyi basketbol takımı. Realitede Avrupa'nın en iyi 9. basketbol takımı. Bu umudu bize yaşatıyor. Güldürmekle kalmıyor, gururdan ağlatıyor. Tarihe tanık ettiriyor bizi. Yıllarca unutulmayacak, anlatıldıkça anlatılacak günler yaşatıyor. Avrupa'ya -şimdilik- kendini anlatıyor, taraftarına anlattırıyor, bilmeyene öğretiyor. Kuruluş amacındaki gibi. Artık Galatasaray'da var. En baştaki gibi. Basketbolu getirdiği günlerde koyulan hedefdeki gibi.

Göksenin savunmada daha olumlu başlasa, Gordon sakatlık yaşamasa, Tutku bizimle olsa, Zaza hiç gitmese acaba neler olurdu diye düşünüyor insan. Ama kızamıyor, üzülemiyor. Üzüldüğümüzü bilmesin diye. Her şeye rağmen çok yakındı ilk 8. Ancak kazanç, kaybedilenden çoktu elbet. 1 senede, yıllarca kazanılacak tecrübeyi kazandı bu takım, bu taraftar, bu camia. 10 senede başkalarının anlatamadığı şeyleri anlattı Avrupa'ya. Kazıdı Türk'e ön yargılı beyinlere. İş bundan sonra başlayacak elbette. Artık Shipp vardı, Andric vardı, Göksenin vardı, Gordon vardı, Mahmuti vardı, tribün vardı bu organizasyonun içinde. Davet zarfı posta kutumuza koyulacak, kafamıza eserse onu oradan alacaktık ve haftalarca masamızda duracaktı sıradan bir kağıt gibi. Düşünüp cevap verecektik davete.

Biz Teodosic'i tanımazdık, Navarroyu, Spanoulis'i, McCalebb'i tanımazdık. Galatasaray var dediler geldik. Tanıdık. Tanıştık. Galatasaray yoktu önceden burada. Bu yüzden tanımanın da anlamı yoktu. Biz Galatasaray'dık. Artık gelmiştik. Buradaydık. Biz Galatasaray için yaşardık. "We live for the Cimbom" idi.

DEPO