Jo Alves ile seni asla aynı bestede kullanmadık Arda Turan. Düşmanın olsak yine kullanmazdık. Ya biz Galatasaray taraftarı değildik ya da kullananlar. Kaynamasın arada. Hocanın başı dertte zamansız gittin gideli. İyisindir inşallah.
Tarih bizi unutmamıştı. Galatasaray'a alerjisi olanların kulübü Real Madrid, efsanevi başkanının adını taşıyan kupa için Galatasaray'ı davet etmişti. Bazıları kendisini en büyük ilan edip, Real Madrid ile karşılaşmanın hayallerini kurarken Galatasaray'ımız bunu gerçeğe dönüştürüyordu. Onların hayallerinin bittiği yerde bizim gerçeklerimiz başlardı. Elin Selçuğu onlarla karşılaşmayı hayal ederken bizimkisi Real Madrid taraftarının boynunu yere indiriyordu. Ancak davete karşılık verip, sezon açılışında yüzyılın kulübüne hayal kırıklığı yaşatmak olmazdı. Avrupa'ya yeniden kendini hatırlatma yolunda emin ellerde ilerleyen Galatasaray'ımız 2-1'lik resmi maçlardaki üstünlüğün 2-2'ye getirilmesine izin veriyordu bu seferlik. Ancak 2 maç Barnebeu'da, 1 maç Ali Sami YEN'de oynanmıştı. Cehennemi yeniden tanıtarak bu durumu 3-2'ye getirecek Galatasaray'ın sinyalleri de veriliyordu Madrid topraklarında. Her yılın 25 Ağustosunda Super Kupa zaferi kutlanırdı. Şimdi de Trt'ye yeni bir gece daha ayırması gerektiğini haykırıyordu Galatasaray. Yeniden Avrupa'nın başını döndürmenin vakti gelmişti de geçiyordu bile.
Galatasaray'da. Simovic efsanesi Galatasaray kalesinde yaşamayı bitirdiğinde, gelebilecek herhangi kaleciden Simovic performansı beklenmiyordu. İyi ve Galatasaray kalesine yetenek olarak yakışacak bir kaleci taraftar için yeterdi. O dönem için büyüklerimiz böyle düşünüyordu muhtemelen. Taffarel geldiğinde de ilk zamanlarda bu düşünceyi sürdürenler olmuştu mutlaka. Taffarel gücünün yettiğini tutacaktı. Atanları zaten iyiydi. Onun için sorun değildi. Zamansız yumurtlamadıkça başımızın tacı olacaktı. Uefa finalinde Henry kafa vuruşunu kurtarmasa kimse ona suç bulmayacaktı mesela. O, topu oradan çıkarmış ve buna kimse inanamamıştı. Bunun uzantısı olarakta, Her 17 Mayıs günlerinde TRT 3 ekranlarında o kafa vurulunca kapanırdı gözler hayat normale dönesiye dek. Kaleci olmak için yaratılmış, tecrübeli Taffarel hepimizin gönlünü kazanmıştı. Aynı zamanda bir çok oyuncudan da daha teknikti. Kendi ırkında olanların yeteneğini kalede göstermesinin tadı da bir başka oluyordu.


Fotoğrafa bakan bir Galatasaray'lı Arda Turan'ın ne kadar Galatasaray'lı olduğunu tartışamaz. Kimse yıllarca bunu tartışmadı zaten. Bu çocuğun konuştuklarında asla bir samimiyetsizlik görmedik çünkü. Arda Galatasaray'lı doğmuştu. Futbolcu olmasaydı Kapalıda büyüyüp güney kale arkasının abilerinden olacaktı. Galatasaray kariyerinin asıl başlangıç noktası tam 5 yıl önceki düne denk gelen 9 Ağustos 2006 akşamıydı. Gönderilecek derken tek başına isyan etmiş, çok sevdiği Galatasaray formasını aslanın ağzından alıp, Ali Sami YEN çimlerine yıllarca çıkmayı garantilemişti. Kapalı önünden rüya gibi geçip giden Ribery olayını unutturmuş, Galatasaray taraftarını parkta otururken kafasına kuş sıçan adam konumuna getirmişti. İlk yıllarda oynadığı muhteşem futbol ve davranışları onu Galatasaray taraftarının sevgilisi haline getirdi. Ancak orada kalması gerekirken linç kültürünü benimsemiş ülkenin vatandaşları olarak çakalların önüne atılıverdi genç yaşta. 66 numaralı sol açık olarak harikalar yaratırken, milli kahraman haline gelmesi onu bu noktaya getiren sebepti. Artık o Steven Gerard değil, David Beckham oluvermişti ülke için.
Geldiğinde, gideceği günlerde veda edileceğini kimse düşünmüyordu. Çünkü o işini yapan ama asla reklam edilmemiş, farklı yönleriyle ön plana çıkmamıştı. 19 yaşına kadar inşaatlarda çalışan Culio hayatın her iki yüzünüde bu sayede öğrenmişti. Bu, geldiği ilk günlerden beliydi. 2 gün önce arabasına benzin koyacak parası olmayan bazı futbolcular, Galatasaray'dan teklif gelince kırmızı spor araba fiyatlarına kontrat imzalardı. Ama Culio öyle değildi. Yabancı olmasına rağmen ülkede alışılanın tersine bir çok oyuncudan küçük bir kontrata imza atmıştı. Bizim şampiyonlar ligi müziğini özlediğimiz ve bundan utandığımız yıllarda bize oradan katılmıştı hem de. Geldiğinde "Kendimi sahada parçalarım, forma için her şeyimi veririm." demişti. Bu bizim için kaybolan sezonda bir umuttu. Aynen söylediği gibi bir performans sergiledi. Hem modern futbola uygun bir yapısı vardı, hem de tekniğiyle mücadeleci yapısını birleştiren ender oyunculardandı. Bizim için adeta piyangoydu. Cesur, savaşan yapısıyla alkışı hak etti, skorer yapısıyla da takıma çok şey kattı. Onun da tek suçu tarihinin en kötü dönemini yaşayan Galatasaray'a gelmesiydi. Sürekli yenilenen Galatasaray'ın da son kurbanı oldu. Belki de bundaki büyük etkenlerden birisi çok sevdiğimiz İmparator'un dikeninin eline batmasıydı. Geçen sezon Şampiyonlar Liginde harikalar yaratırken, bu sezon Türkiye ligine yeni yükselmiş bir takıma kiralık gidecek kadar da sorunsuz bir oyuncuydu. Yedek kalmak onun için sorun değildi. Ama artık bizde değildi. Galatasaray taraftarının rakip takım oyuncusunu tribüne çağırmasının ender örneklerinden olacaktı.