Nerde Kalmıştık ? | Grande Terim

|
Almanya'da İtalyanlara, İngiliz spikere, Alman hakeme cehennemi bu dünyada tanıtan Galatasaray'ımız, uzun bir aradan sonra büyük kavgayla önümüze çıkıyordu. İdealler yeniden büyüktü, Galatasaray'da tek büyüktü. Grande noktayı bu sözlerle koymuş, uni çizmişti. Özyeğin de bıraktığımız yerden devam temennisiyle sezonu açıyordu. Takımımız içerde böyle iştahla oynarken yönetim futbolcu taraftar bestesinin ikinci halkası tamamlanıyordu. Yeni yönetim ve Galatasaray'ı özleyen taraftar da bu üçgeni tamamlayacaktı. Başarı için gerekli olan her şey yolunda gidiyordu. Kötü günü iyileştirmek için kötü şeyler yapmamıştı bu camia. Dimdik durmuştu ayakta. Katlanmıştı çilesine, sefasını sürdüğü gibi. Biliyordu, güzel günler gelecekti. Gelmese de Galatasaray tek büyüktü. Sevgisi yeterdi de artardı. Sonuçlar kötü olsa da yüzümüz bu yüzden gülerdi.

Nevizade'de besteler giriliyor, İstiklal inletiliyordu. Mabede doğru yol alınıyor, Ali Sami YEN adını görünce coşku artıyordu. YEN demişti, yenmiştik. Yine yenecektik. İngilizler gibi oynamış, onları bile yenmiştik. Taffarel'i, Hasan'ı, Ümit'i tribüne çağırmak bu kadar özlenemezdi sıradan birisi için. Sabri atlayacak reklam panosu bulamasa da yaklaşabildiği kadar yaklaşıyordu bu tarafa. Semih'in Metin Oktay duruşu alkışları hak ediyordu. Sezonu açmıştık ancak hasretle beklediğimiz lig için daha uzun zaman vardı şikecilerden sebep. Sürecekti Galatasaray sevgisi sonsuza dek. Biliyordu dünya alem Galatasaray yalnız yürümeyecek. Bu sebepten yoktu bunu beste yapmaya gerek...

Galatasaray 3-0 Liverpool

Galatasaray - Liverpool

|
Burası İstanbul,
Ama Bu Sefer...
Bildiğin Gibi Değil !
Gerçi Eskiler Bilir...

Yarı Yarıya Atkınız Endüstriyel Store Tarafından Yapılsa da,
Liverpool formasıyla bu tarafa girmek isteyenler olacak olsa da !

Burası Ali Sami YEN Ulan !
yakında...


şereftir seni sevmek Galatasaray'ım

Bahçekapı'daki Şişman Yanko'nun Dükkanı

|
"Birçok yerleri dolaştıktan sonra, nihayet Bahçekapı'daki Şişman Yanko'nun dükkânına gidilerek orada zarif iki yünlü kumaşa tesadüf ettik. Biri, vişneye çalan koyuca tatlı bir kırmızı, öteki de, içinde turuncudan iz taşıyan tok bir sarı. Tezgahtar, mahirane bir el hareketi ile kumaşların dalgalarını birleştirdi. Bir saka kuşunun başı ile kanadının yarattığı renk güzelliğine benzer bir parlaklık hasıl oldu. Ateşin içindeki renk oyunlarını görür gibi olmuştuk. Sarı-Kırmızı alevinin takımımız üstünde parıldamasını tasavvur ediyor ve bizi derhal galibiyetten galibiyete götüreceğini tahayyül ediyorduk. Nitekim de öyle oldu."

Galatasaray 0-0 İnter

|



İmparator Neron Yakmışsa Roma'yı Uğruna Yakarız Dünyayı !

BURN!

F.T. Man Who Live For Money

|

Giderli Başkan, Satılmış Başkanlar !

|
Emniyet son 1 yıla el attı. Ülkenin gündemi 2 haftadır değişti. Bu süreçte bakın ne oldu? İran'dan ve Suriye'den Türkiye'ye tehdit geldi. Doğudan "Savaşa Hazırız" pankartları görüntülendi. 7 şehit verildi. Evinin önünde 2 sivil asker öldürüldü. Terör örgütü yol kesip 3 kişiyi kaçırdı. Aziz Yıldırım'ın son 13 senesine, futboldaki baskısına, oyuncularını dövdürmesine, kongre üyelerini tehdit etmesine, tff kurullarını ele geçirmesine, ülke içindeki futbol kulüpleriyle ilişkisine, erkek ve bayan basketboldaki sponsorlarla, yayıncı kuruluşla, federasyonla diyaloglarına, voleybolda federasyonla durumuna, taraftar gruplarıyla beraber yaptığı işlere el atılsa 1 yıl boyunca gündem değişir ve Türkiye elimizden uçar giderdi herhalde.

Tepeden inme yöntemle göreve gelen TFF başkanı acele karar verileceğini açıklamıştı geçtiğimiz günlerde. Hukuken de buna hakkı var. Bu hakkı anayasamız kendilerine veriyor. Ancak kulüpler birliği denilen futbolu satma organizasyonu sponsorları, gelirleri sebep göstererek olayı örtbas etme kararı aldı. Altında da yayın gelirlerinin azalacağından korkan kulüp başkanlarının imzası var. Akıllarınca süreci uzatacak ve ufak bir cezayla şikeyi geçiştirecekler. Peki merak ediyoruz aynı olayı sonraki yıllarda küçük bir kulüp yapsa ne olacak? Bu kulüpler aynı tavrı gösterebilecek mi? Bu konuda başkanımızdan beklentimizi önceki yazımızda dile getirmiştik. Bu oyuna alet olmamalı ve tepki vermeliydik. Başkanımız da bizimle aynı düşüncedeymiş ki tepkisini verdi. Ancak hemen ardından ağız birliği yapmış gibi tüm kulüpler federasyona olan desteklerini sıraladılar. Bu desteği Juventus verse anlarız. Öyle olmadığına göre kulüplerin hukuksuzluğa göz yumması için tek sebep kalıyor. O da Aziz Yıldırım'ın "Konuşursam herkes yanar" sözünde yanacaklar kısmında olmaları.

Umuyoruz ki yönetim verdiği tepkinin arkasında durur. Hukusuzluğa karşı duruşunu sergiler. Şanlı Galatasaray tarihine ve geleneklerine özgü davranmaya devam eder. Bu ülkeye yanlışın karşısında durmayı öğretir ve bir kez daha bizi gururlandırır. Hepsi bir olsun, biz tek. Ama dimdik!

Tartışılmalı !

Para, Futbolun Temelidir !

|
Bak. Bu futbol topu. Eskiden böyleydi yani. Şimdi üstünde üç çizgi v.b. işaretler var. 5 liraysa her çizgiye 5'er liradan 15 daha veriyor, aynı topu 20 liraya alıyorsun. Bir de bizim Metin Oktay var. Ondan daha kalitesiz forvetler formasının üstünde değişik firmaların adını taşıdığı için Metin Oktay'dan daha fazla para alıyor. Helal-i hoş olsun. Buraya kadar sıkıntı yok. 3-5 kişi endüstriyel futbol dediğinde siktiri çekip taşak geçenler vardı. Çünkü kimin çok para aldığı umurlarında değildi. Kimsenin umurunda değil aslında. Ancak işin tehlikeli yönü vardı. Futbol çok büyük zevk verdiği için takipçisi çoktu ve taraftarları sömürülmeye müsait kıvama gelmişti. Hadi buna da kimsenin itirazı yoktu. Para nasıl olsa benimdi. Kimseyi de ilgilendirmezdi. Tehlikeli kısımı ise günümüzde Türk Futbolu yaşıyordu. Parası ve nüfuzu çok olduğu için kulüplerden bir tanesi hukuksuz iş yapıyor ve bunun sonucunda marka değeri diye saçmalık üretilerek cezalandırılmıyordu.

Evet Türk futbolu gün itibariyle sermayeye teslim olmuştu. Pardon, futbol direnmesine rağmen teslim edilmişti. Türkiye Futbol Federasyonu ve Kulüpler Birliği adı altındaki Türk Futbolunu masa başında yönetmeyi ilke edinmiş futbol düşmanı kuruluş tarafından futbol topu demir parmaklıklar ardına şutlanmıştı. Demir parmaklıklar ardında bundan sonra suçlular değil futbol ve onun doğal ruhu olacaktı. Dışarıdaki futbol adını taktıkları ise bacasız bir sanayi olacaktı.

Galatasaray taraftarı Adnan Polat'ı Galatasaray uğruna gider yaptığı gün sevmiştir. Ancak Adnan Polat bunu unutmuş ve Galatasaray'ın haklarını koruyamaz hale gelmiştir. Galatasaray taraftarı da Adnan Polat'tan işte o gün nefret etmiştir. Eğer ki kulübümüz günümüzde yaşadığımız sürece müdahale etmezse bu işten karsız çıkan taraf yönetim olacaktır. Mevcut Galatasaray yönetimi bunu çok iyi bilmelidir.

Bu verilen karar sonucunda Türk futbolunun değeri korunmamış, tam tersine ayaklar altına alınmıştır. Artık futbolda adalet değil, para mülkün temeli olmuştur. Bundan sonra büyük nüfuzlu kulüplere şike yapmak serbest hale gelmiştir. Akıllarınca sürec uzayacak ve balık hafızalı halk bunu unutacaktır. Ancak bu klavye delikanlısı bunu asla unutmayacaktır. Bu sebeple suyun öteki yakası buna sevinmemelidir. Kendilerine tarihin ilk yıllarında takılan körler ülkesi lakabının dışına çıkabilmelilerdir. Yoksa bu leke formalarından, armalarından asla silinmeyecektir.

Çöker ? Çökmez ?

|
Erdal abiden ( Erdal Güngör ) ricamız üzerine endüstriyelleşmiş futbolun hukuku yönlendirip, yönlendiremeyeceği üzerine blogumuz için yazılmış yazıdır. Teşekkürler.

"İlginç bir yaz yaşıyoruz, her sene transfer dedikoduları havada uçuşurken bu yıl şike skandalı gündeme bomba gibi oturdu ve futbolseverlerin bir numaralı konusu. Detaylara girmek istemiyorum durum vahim fakat öyle gülünç şeyler oluyor ki şaşırıp ağzımız açık seyrediyoruz. Fenerbahçe’nin düştüğü durum hiç hoş değil. Allah taraftarlarına sabır versin. Fakat ortada bir usulsüzlük var ve Fenerbahçe Kulübü başrolde. Kanunlar ne öngörüyorsa gereği yapılacaktır bu kesin. Yalnız son günlerde Fenerbahçe Kulübüne gönül bağı olan bazı medya mensupları ağız birliği yapıp gündemi değiştirmeye çalışıyorlar. Ortaya attıkları son saçmalık ise Fenerbahçe küme düşürülürse Türkiye ekonomisi çöker”. Bunları söyleyenler günlerce ifade vermemek için devleti parmağında oynattığını sanan. Ama her geçen gün 104 yıllık Fenerbahçe camiasını rezil eden Aziz Yıldırım ve diğer tutuklu FB yöneticilerden farklı değiller.


Böyle saçmalıkları ortaya atanlar yaşları itibariyle Türkiye’de 20 yıl önce bazı kansızların bankaları dolandırması sonucu ülkeyi milyarlarca dolar zarar soktuklarını hatırlarlar. Ve şunu da çok iyi hatırlıyorlardır. Yapılan vurgundan yüz milyarca dolar devlet kasasından çalındı, enflasyon %500’e çıktı ama Türkiye’miz hala dimdik ayakta, hatta eskisinden daha güçlü ekonomiye sahip. Fenerbahçe küme düşürülürse şayet ekonomimize asla olumsuz yansımaz. Allah aşkına lütfen kör fanatiklik yaparak Türk Halkını aptal yerine koymayın. Aksine, eğer bu araştırmanın sonucundan suçlular kurtulacaksa işte o zaman Türk halkının geçmişte yaşananlardan dolayı hukuka ve adalete sarsılan inancını tamamen yitirir, güvensizlik ortamı doğar, devlet mağdur duruma düşer ve bu da ekonomiye ciddi anlamda zarar verir!


Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş, Trabzon, Bursa bunlar Türkiye’nin en büyük kulüpleri. Beşi birden küme düşse ekonomiye kesinlikle zarar vermezler. Bunun için ekonomi uzmanı olmaya gerek yok zira her mantıklı düşünen vatandaş bunun farkında. Türkiye’de profesyonel futbol kulüplerinin ekonomiye katkısından daha çok zararı var. Bir defa Türkiye’de top oynayan profesyonel futbolcular devlete vergi ödemiyorlar. Hele üç büyük İstanbul kulüplerinde futbolcuların yıllık maaşlarını 10 yıllık süreye yayarsak Türk Devletinin ne kadar büyük vergi kaybı olduğu ortaya çıkıyor. Birkaç yıl önce başta üç büyük kulübün vergi borçları silinmeseydi şimdi hepsi batmıştı. Sözde spora teşvik oluyor, üstelik bunlar yetmezmiş gibi ülkenin en değerli arazileri bu kulüplere peşkeş çekiliyor. Diğer yandan yayıncı kuruluştan aldıkları paraları üçüncü sınıf yabancı oyunculara ve onların menejerlerinin kursağına atan kulüplerin mali durumları ortada, hepsi borç batağının içine saplanmış. Büyük paralarla getirdikleri oyuncular beklentileri karşılamayınca üstüne yine büyük paralar verip geri yollanıyorlar. Bu yüzden Türk Futbolu FIFA ve UEFA’nın kara listesinin en başında, CAS’ta dosyalar dağ gibi birikmiş. Şayet UEFA’nın şart koştuğu 2012 kriterleri yerine gelmezse ileri yıllarda kulüplerimiz ciddi yaptırımlarla karşılaşacaklar. Yönetemezsen yönetilirsin demiş atalarımız.


Lütfen şu yazacaklarıma kimse gücenmesin. Türkiye’de ciddi anlamda spor endüstrisi yok arkadaşlar. Böyle bir endüstrinin gelişmesi için halkın yoğun şekilde sporla meşgul olması lazım. Yaşadığım ülke Almanya’dan örnek vereyim. Yaklaşık 15 milyon lisanslı sporcu olduğuna girmiyorum. Almanya’da 30 milyonu aşkın insan spor yapıyor. Bu ne demek oluyor biliyor musunuz? Bu tekten 60 milyon spor ayakkabısı yapar ve diğer spor malzemeleri eşofmanlar, t-shirtler vb. Son senelerde Fitness sporuna Almanya’da büyük ilgi var. Hem bu spora devlet prevention adı altında halka maddi yardım veriyor, yılda 240 avro sosyal sigortadan para alıyorsunuz. İşte endüstriyel spor budur, bir yandan halkı madden spora teşvik edip böylece spor endüstrisi canlandırılıyor. Diğer spor branşlarını katığımızda ortaya ciddi anlamda spor endüstrisi olduğu ortada. Aslı var mı bilmiyorum, güya Fitness Türkiye’de sosyete sporuymuş öyle duydum.


Profesyonel futbol kulüplerinin en büyük gelir kaynağı kuşkusuz yayıncı kuruluşlarının ödedikleri paralar. Ama gerisi yok arkadaşlar. Gerisi taraftarlar, her fırsatta milyonlarca taraftardan dem vuran üç büyük kulüpler maalesef yeteri kadar maddi karşılığını alamıyorlar. Ben Galatasaraylıyım ve merak ediyorum. Yöneticilerimiz hep 25 milyon taraftarımız olduğunu dile getirir. Peki, bu milyonlarca taraftarın kaçı pazarlamaya yansıyor? Yüzde beşi yansıyorsa öpüp başlarına koysunlar. Modern statlar yapılmaya başlandı. Hoş, hafta sonu oynanan 9 süper lig maçlarının seyirci sayısına göz attık mı Münih Allianz Arena anca dolar. Almanya bu sezon yine elinde bulundurduğu seyirci dünya rekorunu kırdı. Sade Bundesliga maçlarına yarım milyonu aşkın taraftar tribünleri dolduruyor. Buna ikinci, üçüncü ve amatör ligleri de katın. Almanya’da her hafta sonu diğer spor branşlarda dâhil 20 milyonu aşkın sporsever müsabakaları yerinde yani canlı seyrediyor. İşte bu ülkede endüstriyel futbol basketbol voleybol vb. sporları yapmak çok kolay çünkü bu ülkede spor sade tüketilmiyor aynı zamanda üretiliyor. Biz ise sade tüketiyoruz, meşgul olmaktan hoşlanmıyoruz daha çok müdahil etmek istiyoruz. Sürekli tartışıyoruz herkes futbol uleması olmuş ama kaç kişi ciddi anlamda spor ve futbolla meşgul? Kulüpler taraftarlarını spora teşvik edecekleri yere insanları pazarladıkları ürünlere yönlendirerek paralarına göz dikmişler. Sosyal tesisler kurup taraftarlarını bir araya getirerek aidiyet duygularını pekiştirecekleri yere üçüncü sınıf yabancı futbolcuları allayıp pullayıp tüm manevi değerleri ayaklar altına alarak seyirci çekmeye çalışıyorlar. Üretim ve tüketim dengeli yürümeli, sürekli tüketir yerine koymazsak bir gün tükeniriz şu anda geldiğimiz durum bunun kanıtı. Şu durumda biz sıfırı çoktan bitirdik. Spor ve futbol kültüründen uzak ülkede spor ticareti yapmak zor. İstediğiniz kadar yayın gelirlerini astronomik boyutlara çıkarın karşılığı olmayan yatırım ölü yatırımdır.


Önümüzdeki günlerde TFF kulüpler birliğiyle son olayları değerlendirip şikeye karışan kulüplere ne gibi yaptırım uygulanacağına dair karar verecekler. Esas söz konusu olan Fenerbahçe kulübüne kesilecek ceza. Aslında böyle bir toplantı yapmanın bir anlamı yok yasalar kanunlar ortada verilecek cezalar belli. UEFA bu konuda kesin tavrını ortaya koydu asla taviz verilmesine tahammülü yok. Şayet TFF ve kulüpler birliği ticari kaygıları öne sürerek birilerini kurtarma peşindeyse telafisi mümkün olmayan zararlara neden olacaklar. FB camiasının düştüğü durumu şöyle bir kenara koyalım. Şike olayının üstü örtülürse şayet 88 yıllık Türkiye Cumhuriyetine sürülen büyük kara leke olarak kalır! Her şeyden önce bu olayın maddi zararından daha çok manevi zararı söz konusu, toplum içinde ahlaki çöküntüyü büyük ölçüde körükler. Hepimizin çocukları var biz onların nasıl yüzüne bakabiliriz? Sorduklarında ne gibi cevap vereceğiz? Cevabımız “başarıya giden her yol mubahtır” mı olacak. İyi düşünün!!!


Fenerbahçeli dostlar endişeye kapılmasınlar. 104 yıllık camialarına leke sürenler mutlaka cezasını çekmelidirler. Yüce Türk adaletinin verdiği karar herkesin hayrına olacaktır. Korkmayın şayet FB ikinci lige düşürülürse değerinden bir gram eksilmez. Gerçek Fenerbahçe taraftarları kulüplerine sahip çıkacaklardır ve eskisinden daha güçlü geri döneceklerine adım gibi eminim. Galatasaray taraftarlarının çoğunluğu geçen sene yaşanan Cemal Nalga olayında açıkça duruşunu ortaya koymuştur. Böyle çirkin olayları savunmanın, örtbas etmenin geçiştirmenin kimseye faydası yoktur. FB, GS, BJK vb. büyük camialara daha büyük yaralar açar! Bu olaydan Türk ekonomisine asla zarar gelmez. Ekonomimiz ne zaman sarsılır biliyor musunuz? Halk okey, iskambil oyunlarından vazgeçer. Çay, rakı, sigara tüketimini bırakır, birde kredi kartları elinden alınırsa. İşte o zaman Türk ekonomisinde ciddi bir bocalama olur."

Güle Güle Penaltı Yapınca Alkışlanan Adam

|
Senin kalitende 2. ligde 30 tane oyuncu olduğunu iddia edenlere 1 sene boyunca ayarı verişin yetti Galatasaray taraftarına. Biz seni Lazio'da, yeni takımında, yeni lakabınla izlerken; bu kişiler 2. ligde maç anlatmanın keyfine varacaklar. Gelirken hava alanında omuzlara alınmayıp, giderken alkışı hak eden, koskocaman yürekli adam;

Güle Güle !

GAME OVER !

|

Ne Dedi #11

|

Gerektiğinde İngiliz'e, UEFA'ya, gider yapabilen bir YÖNETİM,
Sakat sakat, amatör ruhla oynayabilen on bir adet FUTBOLCU,
Yalnızca Galatasaray için Re Re Re Ra Ra Ra diyebilen TARAFTAR...
Şampiyondu Galatasaray !

Ne Demişti ?

"Bizim ve Türk insanının yapamaycağı şey yok."
(Videonun Sonuna Dikkat)

Ne Dedi ?

"Ben imzayı 1974 yılında atmıştım."


Yürüyelim Arkadaşlar !

Sustalı Kemal !

|
O biir gözlemlenmesi gereken sustalıyı, gözlemletmeyen Kemal,
O biiir Özgener Fedarasyonunun Gözlemciler Kurulu Başkanı Sustalı Kemal,
O biiiir Aydınlar Federasyonunun Gözlemciler Kurulu Başkanı Sustalı Kemal,
O biiirr ki üç dört Sustalı Kemal !

Kişiler değişse de;
Zihniyet aynı.
İstifa !

DEPO