Galatasaraylı Yıllar

|

Bekler bizi kupalar,
Herkese mutlu yıllar.

Karıncaezmez Şevki..

|

Tevfik YENER ,17 Ekim 1998 tarihli Sabah gazetesinde Karıncaezmez Şevki’yi şöyle anlatıyor:

"Karıncaezmez Şevki; gelmiş geçmiş en büyük Galatasaray'lı taraftardır...

O bir taksi şöförüydü. 1950 veya 52 model Opel otomobili vardı. Karıncaezmez Şevki'nin Opel taksisi Galatasaray müzesi gibiydi. Futbolcuların ve takımın fotoğrafları tavana yapıştırılmıştı. Her köşe çiçeklerle süslüydü. Ayrıca sarı - kırmızı maskotlar ve de sarı-kırmızı renkte ne varsa. Sadece Galatasaray galibiyetlerinde otomobilinin dışını çiçeklerle donatırdı. Başka zaman ayıptır Galatasaraylıdan başka taraftar da var. Arabamın dışıyla kimseyi rahatsız etmem. Dışı vatandaşa, içi bana ait Opelimin dermiş.

Gömlek yerine Galatasaray forması giyerdi Şevki. Bir de maçlarda Galatasaray bayrağıyla ortaya çıkardı. 1950li yıllarda Galatasaray taraftarı çok azdı. İnönü Stadında kapalı tribünün deniz tarafına sığışırlardı. Birkaç yürekli adam. Liseden izcilerle, liseden mezunlar.

Şevki abi çekinmezdi. Bizim bulunduğumuz bölüme gelirdi ki zaten tüm fenevliler tribünleri doldurmuş olurdu. Karıncaezmez sarı-kırmızılı forması ve bayrağıyla yuhalanmaz, alkışlanırdı. Bizle el sıkışırdı. Onu herkes severdi, ister fenevli, ister beşiktaşlı. Çünkü o efendi adamdı. Futbolun bir oyun, bir
eğlence olduğunu biliyordu. En önemlisi; sportmenliğin barış, kardeşlik ve de centilmenlik olduğunu hissettiriyordu."


Evet, gazeteci Tevfik Yener böyle anlatıyor Karıncaezmez Şevkiyi.

Ben Onun sadece ihtiyarlık hatta müzmin hastalık dönemine denk geldim yaş itibariyle. O da zaten tribünleri bırakmıştı artık.Belki de tribünler onu!

Hastaydı, bir kolu kesilmişti.

Dayım anlatırdı, Galatasaray Lisesinin önünde Galatasaray armasına doğru kolunu kaldırıp saatlerce nöbet tutarmış. Zaten biz Şevki ağabeyin hikayelerini hep bir masal gibi büyüklerimizden dinlemiştik. Ama o bir masal değil gerçekti.

Karıncaezmezden bahis açıldığında, kimse birşey bilmediği halde, kimi öldüğüne, kimi halen yaşadığına dair tartışmalar olurdu zaman zaman.

Bir ara Gheorghe Hagi tarafından ziyaret edilen Karıncaezmez Şevki’nin yaşadığı bu yolla öğrenilmiş oldu.

Ama ben Şevki ağabeyin yaşadığını kesinlikle biliyordum hatta bir hastanede tedavi gördüğünü de.. Ama hangi hastane? İşte bunu bilmiyordum.

Gel zaman git zaman, bir telefon geldi. Arayan tribünden arkadaşım İlker idi. Bize (galiba) Karıncaezmez’in izini bulduğunu söylüyordu.

Kaderin cilvesine bakın ki, doktoru İlker arkadaşımızın kardeşi ve tribünümüzün en has elemanlarından biri olan, Dr.Türker imiş. Ve Karıncaezmez Türker’in görev yaptığı SSK Samatya hastahanesinde yatıyormuş.

Hemen ertesi gün ona koştuk. Biz Galatasaraylılar ona borçuyduk. O bizleri tanımıyordu ama bu o kadar da önemli değildi. Çünkü hepimiz ona hayatta en iyi tanıdığı renklerden oluşan sarı-kırmızı formalarımızla gitmiştik.

Ona Aslan Armalı özel formadan yaptırıp arkasına da Karıncaezmez - 1 yazdırmıştık. Bir de Ahmet Çakır ağabey 90 Soruda Galatasaray Tarihi isimli kitabını imzalamıştı. Ona bunlardan güzel hediye olmazdı.

O gerçekten Galatasarayın 1 numaralı taraftarıydı...

Kendisine sarıldık, öptük. Formasını ona verdiğimizde "keşke Tugrgay yazsaydınız" dedi. İlk önce ne demek istediğini tam kavrayamadık ama kendisi de bu durumu farkedip hemen açıklama yaptı "Turgay Şereni her zaman çok sevdim ben. Onun gibi kaleci gelmedi. Hala da insan olarak çok severim."

Şevki ağabey bunları güçlükle söylerken, yüzünde ve gözlerinde oluşan sevgi ışıltıları bizi de duygulandırdı. Hepimizin gözleri dolmuştu. Böyle bir sevgi olacak şey değildi çünkü.

Karıncaezmezi ziyaret ettiğimizde tarih 2000' in Ocak ayını gösteriyordu. Kendi deyimiyle
"O artık bitmişti..." Yine de konuşuyor gülüyor ve ağlıyordu. Hele bizi gördükten sonra bülbül gibi şakımasına doktorlar ve hemşireler bile hayret etmişti.

Şevki ağabey anlattı, biz dinledik... Biz sorduk, o söyledi. Müthiş bir hafıza muazzam bir konuşma yeteneği. Namık Kemalden şiirler, veciz sözler ve yaptığı şakalar.

Hele o baygın halinden kurtulup "Rerere Rarara Galatasaray Galatasaray CİM BOM BOM" diye bir şahlanışı vardı ki, tek kelimeyle bizi uçurdu.

Metin Oktay dediğimizde ağlamaya başladı. Belliki Taçsız Kral'a duyduğu büyük sevgi kadar onun zamansız ölümü nedeniyle duyduğu üzüntü de henüz yüreğinde tazeliğini koruyordu.

Ayrılma vakti geldiğinde hepimiz paramparça vaziyetteydik.

İsteksiz adımlarla yanından ayrılırken göyaşlarımızı saklıyorduk.

Sonraki günlerde de onu yalnız bırakmamıştık çünkü ; o CimBom Bom'u hiç yalnız bırakmamıştı.

Taraftarımızın en az olduğu dönemlerde bile şanlı bayrağımızı en yükseklerde tek başına taşımıştı.

Ve tarih 23 Mart 2000'i işaret ettiğinde Şevki ağabeyi kaybettik.

Cuma günü Fatih Camii'nde yapılan cenaze töreninde pek çok Galatasaraylı oradaydı.

Efsane başkanımız Ali Uras Beyefendi başta olmak üzere Turgay Şeren, Kadri Aytaç, Kemal Erimtan, Ergun Gürsoy ve Celal Gürcan da cenazede hazır bulundular.

Belki muhteşem bir kalabalık yoktu ama Galatasaray'a yakışır bir ortam sağlandı. Bana göre tek eksik Teknik Heyeti ve futbolcularımızı temsilen birilerinin orada olmayışı idi.

Şevki ağabeyi hastahaneye ziyaretimizde, götürmüş olduğumuz özel formayı yatağında üzerine sermiştim. Cenazesinde ise aynı forma tabutunun üzerindeydi!

Mezarlığa gittiğimizde ise Şevki ağabeyin naaşını kabrine indirenlerden biri de bendim.

Karıncaezmezi kefeniyle birlikte toprağa yatırdıktan sonra formasını üzerine koymak yine bana nasip oldu.

Allah mekanını Cennet eylesin...

Alpaslan DİKMEN


Kral ve Alpaslan Abi Khalkedon'da..

|


Gazeteci yeleği ve fotoğraf makinesiyle sahadan takip ederdi Galatasarayımızı..Khalkedon'da bir fenev maçıydı. O yıllarda Kenan Evren Lisesi tarafındaki acık tribüne girerdik.

Ben tribünde o sahada..Konusurduk,futbolcular sahaya cıkana,maç başlayana kadar.Maç başladı,denk bir maç oluyor.2.devre 2-1 geriye düştük.Şampiyonluk kovaladığımız seneler.

88.dk sağdan Hasan'ın yaptığı ortaya Hakan Şükür kafayı çakınca,Hakan'ın sırtında sarmaş dolaş bizim tribünlerin önüne gelmiş,beraber sevinmiştik.

Erman Toroğlu ve Şansal Büyüka maraton programını Show Tv'de yapıyordu. Çarpıcı görüntüleri teker teker ekrana getirip, "Oynat Uğurcum tarafsız gazeteciyi" diyordu Erman Hoca. Ne görelim Hakan'ın sırtındaki tarafsız gazeteci bak diyordu Alpaslan'ı meşhur cubuğuyla göstererek. Evet o tarafsız değildi. Galatasaray taraftarıydı. Bununla da gurur duyardı hep. Galatasaray'lılık ayrıcalıktı. TSYDden 6 ay ceza alıyordu.. Sorun yoktu, o sahaya girmese de gazeteci olarak tribündeydi.

"BÜYÜK GALATASARAY'LI ALPASLAN'A MEKTUPLAR" Kitabından Alıntıdır..
Recep Aygün'ün anıları sayfa : 72

Kitabı satın almak için ;

Tıklayın.

Galatasaray'ımız 87-71 Türk Telekom

|

Büyük taraftarıyla birlikte savaşan takımımız bu maçtan da galip ayrıldı.Radoslav Rancik,Evren Büker,Simas Jasaitis ve Fatih Solak bu maçta performansıyla öne çıkan isimler oldu.Küme düşsekte,düşmesekte bu istek,bu mücadele takdiri hak ediyor...

Galatasaray CC:
Darius Washington: 7 S, 3 R, 4 A
Murat Kaya: 5 S, 1 R, 2 A
Mike Wilkinson: 10 S, 5 R
Radoslav Rancik: 16 S, 6 R, 2 A
Evren Büker: 16 S, 8 R, 4 A
Simas Jasaitis: 19 S, 5 R, 2 A
Fatih Solak: 14 S, 7 R, 1 A



Ölene Kadar GALATASARAY !

Lise'nin Değil, Halkın!

|

Her ne kadar kabul etmek istemesek de dile getirilmese de bu kavramın fikren ve zikren savunucuları her fırsatta \\\"hayır canım olur mu öyle şey"\\\ dese de iki tür Galatasaraylı var. Birincisi Galatasaray`a gönülden bağlı takımı için statta salonda sokakta her alanda maddi manevi takımı elinden geleni sonuna kadar yapacak olan ve de yapan Galatasaraylılar.

İkincisi ise her Galatasaraylının gurur duyduğu anlı şanlı Mektebi Sultani`yi bitirmiş. Galatasaraylılar. Bu ikinci türde ikiye ayrılıyor. Birincisi sokaktan gelen Galatasaraylı ile aynı özellikleri taşıyan her Galatasaraylı\\\'nın gurur duyduğu Mektebi Sultani\\\'yi bitirmeyi bir gurur onur sayan ama bu özelliğini liseyi bitirmeyen Galatasaraylılardan bir üstünlük ve de daha yüksek bir sınıf olarak görmeyen, takımı kulübü için elinden geleni yapan, canını dişine takan statlarda salonlarda omuz omuza kol kola Galatasaray için yüreğini sevgisini ortaya koyan kardeşlerim, ikincisi ise Galatasaray Spor Kulübü`nü Galatasaray Lisesi mezunları için bir cemiyet sayan Galatasaraylılar.

Bu kişiler Galatasaray için kararlar almayı, kulüp için iyiyi kötüyü takdir etmeyi kendi hakları sayarlar. Kendileri için sokaktan tribünden gelen, sarı kırmızı parçalı forması ile mahalle arasında top oynayan Metin Oktay olan, Prekazi olan Hagi olan, stat salon kapılarında sabahlayan cebindeki son parayı bilet parası olarak vermek için bir saniye düşünmeyenler yanlız Galatasaray taraftarı olabilir. Ama lise zihniyetine göre bu taraftarlar asla gerçek Galatasaraylı değildir.

Galatasaray spor kulübüne üye olmak sokaktaki Galatasaray`lının hayalidir ama her sene üye sayısının yüzde`5 i kadar cüzdanı kabarık Galatasaraylı belki bu şansı yakalayabilir. Bu şansı yakalayanlar da hemen sevinmesinler Galatasaray lisesi mezunu olmayan cemiyetten olmayan kaç kişinin Galatasaray`da başkanlık yaptığı ortadadır. Galatasaraylı olmak yetmez. İyiyi doğruyu sadece liseli bilir sadece onların kafası çalışır onlar Galatasaray için mücadele verebilir veya veremez, tenkit de onların hakkıdır övgü de. Bu arada Galatasaray Lisesi bitirmiş bir Fenerbahçeli de Beşiktaşlı da kolaylıkla Galatasaray Spor Kulübü üyesi olabilir. E ne de olsa o Galatasaray Lisesi bitirmiştir cemiyettendir. Galatasaray Spor Kulübü üyesi ile gönül bağı olup olmaması sadece bir ayrıntıdır.

Ey Liseliler siz Galatasaray`ı sadece sizin için bir cemiyet bir topluluk olarak görmeye devam edin. Sokaktaki Galatasaraylı ile aranızda olan gönlünüzdeki demir parmaklıkları daha da yükseltin. Galatasaray `ı Büyük Kulüp, Moda Deniz kulübü mantığıyla yönetmeye devam edin. Galatasaray da başkan olmak için lise yıllarında iyi sevilen bir öğrenci olmak, alt sınıfların derslerine yardım etmek, en önemlisi AĞABEYLİK! yapmanın en büyük meziyet olduğunu zannedin.

Tecrübeler size öğretse de bunun böyle olmadığını siz hala anlamamak için inat edin.
Bir gün eninde sonunda anlayacaksınız..
Galatasaray GALATASARAYLILARINDIR!


Mehmet Akif Ersoy & Telekom Maçı Organizasyonu

|
Alpaslan abimizin uA - EyüpSultan üyelerine verdiği vasiyet üzerine Mehmet Akif Ersoy her sene olduğu gibi kabri başında anılacak. 27 Aralık Pazar günü 11.15'te Edirnekapı şehitliğine tüm Galatasaray'lılar ve yurttaşlar davetli. İsteyenler münferit olarak katılabilirler. Birlik olalım derseniz EyüpSultan Camii'nin az ilerisindeki Fetih Cafe'ye gelebilirsiniz. Mezarlıktan da toplu olarak Ahmet Cömert Spor Salonu'na Turk Telekom maçına gidilecek. Başkalarıyla karıştıranlara ultrAslan'ın Türkiye'nin en büyük sivil toplum örgütü olduğunu gösterelim..

Bekleşirken gökte yüz binlerce ervah, intikam,
Yerde kalmış, nasa benzer kavm için durmak haram!
Kahraman ecdadımızdan sizde bir kan yok mudur?
Yoksa istikbalinizden korkulur, pek korkulur.

11.15 - Mehmet Akif Ersoy'u Anma
14.00 - Galatasaray - Türk Telekom


Sevgi, Eylem Gerektirir..

Looking For Kewell...

|

Harry Kewell aristokrat bi'adam. Ama rusya'da serfliğin kaldırılması için isyan çıkaran, bunun sonucunda idam edilen dekabristler gibi bi aristokrat. Soylu ve soyluluğunu kullanmayan, soyluluğunu unutan bir adam yani, ki elitlerinde ancak böylesini sevebilir bu yürek.

2 sene önce takıma kazandırıldığında beynimde çınlayan ilk imge bir "sol-ayak" olmuştu, Kewell demek very strong left-foot demekti, son zamanlarda bütün transferlerden daha öte, sevindiren bir yerlerden konuşuyordu bu abimiz, siroz dediler, ölümcül hasta dediler dönüp bakmadı bile, sporcu sahada konuşsa gerektir dedi ve yüreğini alanlara biledi. Bizim yüreğimizi de törpüleyecek şimdi giderse, en yarım kalmış Galatasaray'lı futbolcu olarak çapasını içimizdeki derin bi yere bırakacak, uçan hollandalı gibi bişiy, ölümsüz ve akabinde ölüleri öte dünyaya taşayan bir efsane, Kewell bizi taşımasın, takımı taşısın.

Abim Kewell gitme, yarım kalma, çocuklar okur bi 'özel okulda...

09-10 İlk yarının ardından

|

Heyecan ile sevgi ile yarım sezonu geride bıraktık. Sezon içinde hiç sivri dille eleştirmedik. Uyardık, gördüğümüzü söyledik. Ama hiç yıkıcı olmadık. Hep destek olduk, sabrettik. Çünkü deteğe ihtiyaçları vardı. Hiç kimse peygamber olmadığına göre 5 ayda tavan yapamazdık. Kimsenin futbol bilgisini de tartışmadık. Hele ki dünyadaki sayılı ekiplere bunu hiç yapamazdık. Şimdi yine yapıcı olma kaydı ile ilk yarıya göz atacağız.

Alışıldığı gibi Leo'dan başlayalım. İlk yarıda en çok forma şansı bulan oyunculardan birisiydi. Çok eleştirildi. Bence bu gereksizdi. Şu anda bir Taffarel performansı sergilemedi ama bunun nedenlerine bakmak gerek. Önünde çok kötü bir defans hattı vardı. Bu sebeple her zaman forvetlerle karşı karşıya kaldı. Akılda kalan büyük hatası olmadı. Ama kazandırdığı maçta olmadı diyebiliriz. Defans iyi olursa ve bize 2-3 maç kazandırırsa görevini yapacaktır. Topu oyuna sokmada bize çağ atlattığını da unutmamak gerek. Aykut az şans bulduğu maçlarda hatasız oynadı. Ama keşke yavaştan Ufuk başlasa diyorum.

Defansa genel olarak bakacağım. Sezonun en kötü mevkisiydi toplu olarak. Sadece Sabri sivrildi bu sene. Hem oyunu ile hem de sakinliği ile iyi bir dönem geçirdi. Ama ben hala Uğur diyorum o başka konu. Defansın göbeği çok kötüydü. Çok ağır kaldılar ve arkaya çok adam kaçırdık. Yan toplarda da fizik üstünlüğü kullanamadılar. Servet - Gökhan ikilisinin aranan ikili olmadığı anlaşıldı. Servet'in yanına transfer gerektiği bir gerçek. Hakan Balta ise garanticiydi yine. Çok fazla ileri çıkmadı. Belkide sistemin aksamasında büyük bir etkendir bu. İyi bir oyuncu ama bu sistemi mükemmel uygulayan takımlarda oynayamaz. Yine de şimdilik yeterli. Emre Aşık yaşına göre iyi oynuyor. Ama bir saatli bomba olduğunu herkes biliyor. Emre Güngör ise maçları bitirebilse daha iyi olacak ama bu şu şartlarda mümkün görünmüyor. Caner'i sol bekte denemenin fayda getirmeyeceğini de Trabzon maçında gördük hep beraber. Alpaslan ise A2 oyuncusu oldu ilk yarıda aynı Serkan Kurtuluş gibi. Semih, Murat gibi oyuncular hiç şans bulamadı. Ama A2'de bir Sinan var. Fiziği çok iyi ve ayağını bu takımdaki tüm stoperlerden iyi kullanıyor. Biraz yavaş ama Gökhan Zan'dan yavaş olduğu söylenemez.

Orta sahada Mustafa Sarp bizi yanılttı. Rotasyon oyuncusu olmasını bekliyorduk ama değişilmez oyuncu oldu. Bu noktada Mehmet Topal oturup düşünmeli. Linderoth bildiğimiz gibiydi. Bir var bir yok. Ayhan'da son dönemde düşüş oldu. Takımda da fazla şans bulamadı. Sanki yavaştan gidecekmiş gibi geliyor. Barış Özbek başlarda şans bulamadı ama son hafalarda birçok maçta oynadı. Fazlaca etkili oldu bu maçlarda. Keita çok ilginç ve savunması imkansız bir oyuncu olduğunu gösterdi. Kewell bu sezon muhteşem oynadı. Fiziksel olarakta çok iyiydi. Kondisyonu ile tekniği de birleşince komple oyuncu oldu. Arda kaptanlığını layıkıyla yaptı bence. Zaman zaman kötü oynasa da iyi bir yarım sezon geçirdi. Kilit oyuncu olduğunu gösterdi. Elano alışma dönemini uzun tuttu. Sebebi milli maçlardı. 2. yarıda çok iyi olacaktır. Herkes ondan Lincoln gibi olmasını beklediği için hayal kırıklığı olabilir. Ama orta sahada çalışan, oyunun yönünü değiştiren, oyun kuran bir oyuncu olarak bakarsak başarılıdır. Çok iyi bir sistem adamıdır. Tribüne oynayan, yalaka, paragöz, şov adamı değildir. Aydın hala aynı Aydın. Bir türlü patlamayı yapamadı. Devre arsaında son şans verilse ve kiralansa iyi olur diye düşünüyorum. Serdar Eyilik kadro oyuncusu olabilir bu sayede.

Forvette Baros iyi giderken khalkedeonda katledildi. Bundan sonra takımda gol sıkıntısı başladı. Onu çok aradık. Belki o olsa farkla lider olabilirdik. Bir oyuncu takıma bu kadar etki etmez ama o mevkide yeterli adam olmadığından bu kadar etki etti. Nonda asla 1. adam olamayacağını gösterdi. 2. adam olur ve sonradan girerse yararlı olacağına inanıyorum. Serkan Çalık'ın ise yüzünü unuttuk.

Peki ne yapılmalı. Aslında fikirlerimi biliyordunuz en başından beri. Takıma geriden top çıkartacak bir stoper ve Baros'a yedek olabilecek iyi bir forvet lazım. Madem hedefimiz şampiyonluk, Avrupa'da başarı. O zaman bu transferler yapılmalı. Orta saha bu seneyi götürür ama iyi bir fırsat olursa neden olmasın. Bu 2 + 1 transferin gerekli olduğunu herkes biliyor. Bu dönemde bu işler kolay olmasa da Canaydın'ın kulüpten uzakta olduğunu düşünürsek umutlu olabiliriz.

Türkiye Kupası - Galatasaray 2-1 Trabzonspor

|
Güzel maç oldu. Yine savunmamız bildik hataları yaptı. Eski alışkanlık olan duran toptan golü yedik ama ilerinin daha gayretli olması maçı bize çevirdi. Yabancılardan yoksun bir kadromuz vardı. Erken gitmelerini hataydı bana göre. Ama şans bulamayan oyuncular için fırsat oldu. Caner kendini asıl yerinde gösterme şansı buldu. İyi de kullandı. Sadece hücumda değil, savunma olarakta iyiydi dün. Hakan Balta'nın değil, Harry Kewell'ın yedeği olması gerektiğini gösterdi. Aydın forvet olması sebebi ile izlenime olanak vermedi. Arda çok etkiliydi. Maçın başında kaptanlığını ortaya koymasıda kapaktı kimilerine. Barış her zamanki ıssırganlığını gösterdi. Ayhan'da düşüş var. Hakan Şükür, Ümit Karan gibi operasyonların son halkası olacağa benziyor. Devre arasına girerken öncelikle stoper gerektiği açık. Sonraki seçenek ise kesinlikle forvet. Bu konuya daha sonra gireceğim. Rijkaard gençlerden çok yararlanacağa benziyor. İnandığı kişiye forma veriyor. Çetin ve Berkin gibi 2 sürpriz vardı mesela. Bu konuda çok umutluyum. Bence dün iyi maç oldu. Ve kazandık. Var mı daha ötesi ?

Seni Sevmeyen Ölsün !

Biraz da tribünden bahsedelim. Yapılan toplantıdan sonra Gençlerbirliği maçında iyiye yönelme vardı tribünde. Bu maçta ise müthişti. Hatta TRT de tribünü göstermekten kendini alamadı. En az 20 kere göstermiştir Eski Açığı. Maç sonunda da uzun süre bağlı kaldılar. Çok iştahlılar yayıncılık anlamında. Onlara teşekkür etmek gerek bu konuda. Tribünde hatalardan ders çıkarıldığı gerçek. Nevizade'nin maç sonuna saklanması mesela. Ve anlık tepkiler. Artık anlık tepkiler daha fazla oluyor. Dün tribünün iyi olmasında diğer faktörde 25 liralık fiyattı. Sürekli diyorduk bilet ucuz olursa cehennem eskisi gibi olur diye. Dün tribüne baktığımızda Alpaslan Dikmen tribünü tamamen dolu. Ve iştahlı gençlerden oluşuyor. Yani çok fazla alım gücü olmayan gençler bu maça gelmiş. Öğrenciler diyebiliriz buna. Kapalı alta baktığımızda ise boş gözüküyor. Yani üst tabakadan maça çok ilgi olmuyor. İlgi olduğunda ise yeterli destek sağlanamıyor. Tek destek gören çekirdek satanlar oluyor. Hadi bu sene böyle geçecek ama loca ve V.I.P. 'lerden yeterli parayı kazanacak yönetim Aslantepe'de en azından bir kale arkasını bu seviyede tutmalıdır. O zaman orası modern bir cehennem olacaktır. He çapulcu istemiyoruz diye sapla samanı karıştıran varsa Aslantepe'nin çekirdek ihalesine dünya devi şirketler girer onu söyleyelim..

39' Caner Erkin
48' Arda Turan

Galatasaray - Acıbadem

|

Galatasaray - acıbadem
Zımbırtı Türkiye Kupası Çeyrek Final İlk Maçı
23.12.2009 - 18.30
Burhan Felek Spor Salonu

@ Derby

0-3
Tebrikler acıbadem..
Eskiden bizim ölümüz bu takıma hiçbir şubede yenilmezdi..
Canaydın takımı öyle bir dağıtmış ki onca yatırıma rağmen kendine gelemedi..
Bir tebrik de ona gerek !

Cesaret !

|


2. yarıda şampiyonluk yolunda Cesarete ve tek renk olmaya ihtiyaç var.
Sami YEN'de Kırmızı..
Vişneye Çalanından..
89 TL - Seksendokuztele
Satın Almak İçin TIKLA


Batana Kadar Galatasaray !

Koray Reis

|

Engelsiz Aslanlarımızın Maçından..

ultrAslan Kapüşonlu Sweat Satışta

|

Uzun bir aradan sonra ultrAslan ürün çıktı. Sweat muhteşem tasarlanmış. 1-2 güne kadar basımı tamamlanacak. Çok sade yapmışlar. Sebebi de günlük hayatta giyilebilmesine olanak sağlamak. Sınırlı sayıda satışa çıkıyor diğer ürünler gibi. Fiyatı da 35 lira. Yani gidip mağazadan alacağınız sweat ile aynı fiyatta. Hatta daha da ucuz. Bu sweate sahip olmak için alttaki formu doldurup urun@ultraslan.com adresine gönderirseniz size dönerler. Bunun dışındaki sorularınız için de buraya mail atabilirsiniz. Ürün 3 iplik ve kalın kumaştan. Başka renk seçeneği keşke olsaydı. Ama düşünülmüyor şu anda. Beden ölçülerini alınca yorumlar bölümüne eklerim. Beden olarak XS,S,M,L,XL ve 2XL mevcut. Bu tür ürünleri alarak ultrAslan'ın yaptığı koreografilere, pankartlara katkıda bulunabilirsiniz.

Koreografi demişken ekleyelim. Yakında ultrAslan Koreografi ekibinin yılbaşı özel takvimi çıkacak. Çıkınca burada paylaşırız. Tasarımı 1-2 gün içinde belli olur. Takvimde geçmişte yapılan koreografilerin olması muhtemel. Atletico Madrid maçı ile başlanarak 2. yarıda da koreorafi yapılacak. Buna destek olmak için takvimi satın alabilirsiniz.


TALEP BiLGiLERi:
Ad-Soyad :
Açık Adres-Sehir:
Telefon :
Sweat Adet :
Sweat Beden :


*Teslimatlar YURTiÇi KARGO ile yapılacak.
*Kargo ücreti alıcıya ait.
*Yurtdışı taleplerini, YURTDISI TEMSİLCİLERI bizlere bildirecek ve toplu bir sekilde gonderisi saglanacak.
*TALEPLERİNİZİN YOĞUNLUĞU SEBEBİYLE MAİLLERİNİZİN CEVAPLANMASINDA VE URUNUN GÖNDERİMİNDE ZAMAN ZAMAN GECİKMELER YAŞANABİLMEKTE.


Korsan Ürün Alma,
Aldırma..

5' te 4

|

Futbol dışındaki en popüler branşlarımız olan basketbol ve voleybolda 5'te 4 yaptık bu haftasonu. Sadece bayan basketbol takımımız mağlup oldu. Teker teker sonuçları ve kısa yorumları paylaşalım.

Engelsiz aslanlarımızdan başlayalım. Çünkü bunu hakediyorlar. Takımımız destan yazmaya devam ediyor. Zaten gezegenin en iyisi olan takımımız ligde de rakipsiz. Bu hafta evimizde oynadığımız maçta Kardemir Karabükspor'u 81-47 mağlup ettik. Böylece ligde 5'te 5 yaparak yolumuza devam etmiş olduk. Ligde namağlup lideriz. Bu maçta yıldız oyuncumuz Petr Tucek 33, Türk oyuncumuz Ferit Gümüş ise 16 sayı ile oynadı. Kurulduğundan beri 4 senede hiç yenilmeyen takımımızın Avrupada ve Dünyada bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar yenilgisi bulunuyor. Hergün takdir edilesi performans sergileyen takımımızı tekrar tebrik ediyoruz.

Erkek basketbol takımımız da seyircisiz oynanan maçta Antalya BB'yi 78-72 yendi. Hafta içinde Avrupa'da yüksek tempoda maç oynayan takımımızın yorgun çıktığı maçta sert rakibini yenmesi bile yeterliydi. Bu galibiyeti sezon içinde çok arayacağız. Önemini o zaman anlayacağız. Çünkü çok iyi savunma yapan bir takım. Takım sertlikleri bu ligin üst seviyelerinde. Ribaund konusunda sıkıntımız vardı. Hep bundan bahsediyorduk. Bu maçta bunu kısmen aştık. Takım sürekli bunun üzerine çalışıyor. Bunu hocamız da söylüyor. Daha iyi olacaktır. Türk oyuncuların da katkısı artarsa çok iyi takım oluruz. Bu bütçe ve kadrodan fazlasıyla verim alırız. Federasyonun da saçma sapan kararla sildiği puanları geri alırsak play off dahi görebiliriz. Bu maça bakarsak Jasaitis 19 sayı 7 ribaund, Rancik 17 sayı 7 ribaund ile oynamış. Bu iki oyuncuyu takımda tutar yerli ve yabancı eklemeler yaparsak uzun vadede başarılı olabiliriz. Ama önce şu ülker illetinden kurtulmamız gerek. Haftaya deplasmanda Mersin ile oynayacağız. Bayanlardaki hesabı orda kapatacağımzıdan şüphemiz yok.

Bayanlar demişken gelelim bu haftadaki tek mağlubiyete. Bayan basketbol takımımız Mersin deplasmanında şok bir yenilgi aldı. Katie bu maçta yoktu. Maçı izlemedim ama takımda bir sorun olduğu gerçek. Büyük paralar harcayarak takım kuruyoruz. Ama saçma sapan puan kaybediyoruz. Bu mağlubiyet ile play off finalindeki saha avantajını kaybettik. Neredeyse her sezon aynı hikaye oluyor. Maçlara tek tek hazırlanmalıyız. Hafta içindeki mağlubiyetten sonra bu çok kötü oldu. Büyük beklenti içine girdiğimiz şubede bu sezon hayal kırıklığı yaşıyoruz. Sanki bir şeyler eksik. Karşının dediği gibi oldurtamıyoruz. Sanırım ruh eksik. Erkek takımındaki ruh yok. Maçı izlemediğim için tam yorum yapamıyorum. Ama bunu biran önce düzeltip istikrarlı kadro ve teknik ekip ile uzun vadede başarılı olmalıyız. Sanırım Seimone'yi ve Işıl'ı çok arıyoruz. Çevre ilerden maça giden arkadaşlarımıza teşekkür edelim bu arada. Çok iyi tribün yapmışlar.

Bayan voleybol takımımız ise evinde Yeşilyurt'u 3-0 yendi. Rahat kazandığımız maçta başka bir skor almak bu kadroya yakışmazdı. Ben daha çok Türkiye kupasındaki derbiyi bekliyorum. O maçı alsınlar, yerimizi o zaman görelim. Maça gitmek isteyenler için söyleyelim maç bu çarşamba. Avrupa'da da gittiğimiz kadar gidip kuruluş amacımızı gösterelim. Haftaya ligde Ankaragücü ile oynayacağız. Ankaralı Aslanlar orada takımı yanlız bırakmayacaklardır. Özellikle Ankaragücü böyle maçlarda seyirci topluyor.

Erkek voleybol takımımızda aynı bayan takımında olduğu gibi evinde oynadı. Rakibi SGK'yı aynı skorla 3-0 mağlup etti. Türkiye kupasında final ve kupa şansımız yüksek. Sanki oraya yüklensek daha iyi olacak. Ama bu maçı kazanmak kolay değildi. Rakip zorluydu. Bu sebeple takımımızı tebrik edelim.

Galatasaray Forma Tasarımları

|

Galatasaray Formaları Blog bir yarışma düzenliyor.Galatasaray'ımız için yapılan forma tasarımlarını yayınlanıyor.Haziran ayında sona erecek yarışmada ödül UEFA Finali forması. Pek detaylı bilgiye sahip değilim en iyisi kopyalayayım.

''Galatasaray'ımız için forma tasarlayan herkesi yeni açtığımız blogumuza davet ediyoruz. Önümüzdeki sezon için kafasında Galatasaray'ımıza uygun forma tasarımları olanlar, kendi hazırladıkları tasarımları bize gönderiyorlar, biz de onları her hafta yeni blogumuzda sergiliyoruz. Kim bilir belki blogu kulüp takip eder ve sizden ilham alır, gelecek sezon sizin formanız futbolcularımızın üzerinde olur.''

Doğum Günün Kutlu Olsun Alpaslan Abi

|

Sevmezdin abi böyle şeyleri.. Doğum günlerini... "Daha pankart yapacağız Metin Oktay'a" derdin. "Dağıtın pasta böreği pankart boyayanlara, acıkmışlardır." derdin. Gidişin de Metin'e benzedi.. Eminiz buradasınız bugün ikiniz.

"Ölmek o kadar kolay mı oğlum’" derdin.. Sen yine zoru başardın.
Cehennemde Bir Eksik,(ASY)
Cennette Bir Fazlayız..
Sen Gittiğinden Beri..

20.12.1965

Club Atlético de Madrid

|

Kuralar çekildi.Rakibimiz Atlético Madrid oldu. İyide oldu. Bilenler bilir Avrupa'da AS Roma,Liverpool ve Atlético'yu desteklerim,severim,sayarım.. Bu Galatasaray yobazının Atlético'yu desteklemesinin sebebi ise açık; halkın takımıdır Atlético.

Atlético, 1903 yılında 3 Bask'lı öğrenci tarafından kurulmuştur. Faşist Real Madrid'in ezeli rakibidir. Real Madrid diktatör Franco'nun takımıydı. O dönemde ülkedeki birçok futbol kulübüne baskı uygulandı,Real desteklendi hatta Barcelona'ya yabancı oyuncu yasağı getirildi.

İspanya'da kralcı takımlar ''Real'' ön adını alırken, halkçı takımlar ise ''Atlético'' ismini kullanırlar. Ve buda o kadar kolay birşey değildir. General Franco'nun tüm baskılarına karşı ayakta kalmış olmak demektir.İşte bu yüzden bu onurlu takım desteği hak eder... (halkçı demişken Orkun abiye selam olsun.)

Futboluna gelirsek Atlético son dönemlerde pek verimli değil. Berbat bir sezon geçiriyor ve çıkış arıyorlar. CL'de hiç galibiyet alamadılar Lig'de ise 13 puanla 14. sıradalar.Kadrolarında hepimizin bildiği üzere Agüero,Forlan,Maxi gibi oyuncular bulunuyor. Ama bunun pekte önemi yok karşılarında Galatasaray var.

Atlético maçlarını Vicente Calderon stadında oynuyor.Tribünleri ateşli deplasmana gidecekler için güzel bir atmosfer olacak. Her ne kadar zor bir kura olsada zorluklara göğüs gereceğiz ve sonuna kadar gideceğiz!

Ben Yenerim Gerisine Karışmam | 1 - 0

|
Evet böyle karşılık veriyordu horoz "tavuk mu yumurtadan çıkar, yumurta mı tavuktan?" sorusuna. Artık kazanmamız gereken maçı kazandık. İlk yarıyı lider bitirmek için yapılacağı yaptık. İlk yarı müthiş bir baskı kurduk. Keita'nın ilk yarıda hamile bıraktığı rakibin sol kanadından 2. yarı doğum gerçekleşti. Arda, Keita, Uğur, Caner kanatları çok iyi çalıştı. Bugün Caner iyiydi 1-2 hata yapsada. Rijkaard'ın istediği bek budur. Ama elbette tüm maçlara yayarsa. Rakibin sahasına yerleşirken böyle oynayan beklere ihtiyacımız var. Elano'da attığı pas ile işi bitirdi. Daha hala tam anlamı ile oturmadı kadroya ( eğer tam oturmadı ise oturunca neler olur düşünemiyorum). 2. yarı daha iyi olacaktır. Mücadelesi, savunması, uzun pasları ve ara pasları çok iyi. İşimize çok yarayacak bu gerçek.

Bu kadar ince ofsaytları süzen hakem nasıl oluyorda atılan tekmeleri görmüyor anlayamıyoruz. Bir de üstüne Keita'ya sarı kart veriyor. Çünkü kendisine hiçbir yaptırım olmayacağını biliyor. Tek amacı sahada racon kesmek. İyi ki o 2 gol verilmedi. Verilse şimdi tv yorumcuları başlamıştı yüklenmeye. Ordan açık bulamadılar bu seferde stadın ışıklarına yükleniyorlar. ErmanRıdvanGökmen gibi raiting avcılarını değil de Levent Kırca'nın "Olacak O Kadarı" nı izlemenizi tavsiye ediyoruz. Eline kalem kağıt verip "Reykard yaz" desek yazamayacak adamlar onu bu maçta dahi eleştiriyorlar. "Atletico Madrid'den 3 adam say" desek sayamayacak adamlar bugünkü takım onu eleyemez diyorlar. Evet ilk yarı çok iyiydik. 2. yarının başında da bu sürdü. 5 dakika nefessiz kaldık ama bugün iyi oynadık.

Biraz da tribünlerden bahsedelim. Bugün toplantı vardı. Olumlu etki olduğu bir gerçek. Özellikle takıma gole yönelik tezahuratlar yapıldı. Tribünde tek ses vardı. Son maçlardaki gibi çift ses yoktu. Top rakipteyken inanılmaz ıslık yapıldı. Maç öncesi Alpaslan Abi'ye yapılan doğum günü kutlaması çok iyiydi. -Emeğine sağlık yapanların- Zürrüyet isimli gazete bayilerinde bulabileceğiniz tuvalet kağıdına yapılan tepki de anlamlıydı. Kapalı göbekte ise maç öncesi fotoğrafları yayılan Kewell pankartı vardı. uA sultAns ekibine de teşekkürler. Bu pankart ile gereken mesaj ulaşmış oldu.


Not: Bu Kewell ile Allah aşkına sözleşme yenileyin. Ne istiyorsa verin. Ama Kewell kalsın. Ayrıca bu güzel insanın gol sevincini izlemek için de burayı tıklayın.

77' Harry Kewell

Galatasaray 1-0 Gençlerbirliği

bulok tutmak-halk

|

zor işmiş, iki haftadır bi'şey yazamamak değil de, vakit bulamamak o da değil, öyle genel isteksizlik, ben isteksizlik çektiğim esnada, ispanyol olsaydım tereddütsüz tutacağım takım atletico de madrid'le eşleşmek de güzel oldu esasen, imdi gelde gidip saatler öncesinden oturma tribünde.-şimdi yerine imdi kullandım evet, bkz.eski istanbul beyfendileri-

böyle madde madde yazmak yazımı kolaylaştırıp, söyleceklerinizin içeriğinin içine sıçıyor esasen, ama 3-2 lik antalya comeback'imizden burada madde halinde bahsetmek gerek artık. ne geri dönüştü ama, çek cumhuriyeti maçı gibi, açık çek, kahrolsun sermaye.

basketbol'da albenito sakatlanıp, cemal nalga-tufan ersöz kollektif şizofrenisini yaşayınca bir sene sonrasını beklemek gerektir diyorum, 2.ligde oynayıp kombinemizle salonun yolunu tutacağız, basketbol güzeldir, kobe kraldır, lebron şovmenin, terbiyesizin önde gidenidir, stop.

kürek, judo ve briç'te takımımızı hiç takip ettik mi. etmedik. gerek var mıdır, ne ileyim bir briç müsabakasına davulla, konfetiyle gidilse, sonra tezahüratlar patlasa, takımla beraber kahvede batağa gidilse..

kürek deyip geçmeyelim önemli mevzudur, bir panda kardeşler vardı klübümüzde, bu kürek hadisesnin türkiye'deki ronaldinhosu'ydu bunlar, sonra fener'e geçti ikisi de, kürek sporuna inancım azaldı. nerede o ayı- pardon panda kardeşler. kalamış ta kürek çekiyolardır, fener'in küreğini, mide bulandırıcı.

judo, insanın kendine yakışanı dövmesidir.gibi.

bu entiri'de uzun süredir konuşamadığımız santiago kardeşime gitsin.karışık oldu, etikete karışık yazalım.

ultrAslan Yeni Beste

|


Bildiğimiz gibi yakın zamanda "Sanmaki Dönerim Artık Geriye" isimli bestemiz vardı. Çok güzel melodi ve sözleri vardı. Ama tribünde söylenmeye pek ugun değildi. ultrAslan Best sorumlusu Edip abi ( Gürman ) besteyi yeniden elden geçirmiş. Elbette bestenin sahibi olan arkadaşlardan izin almış. Sözler şarkıya tam oturmuş. Gayette coşkulu. Aşağıya bestenin linkini veriyorum. Videoda bestenin eski hali var. Daha henüz söylenmediği için kayıt bulamadık. Sözleri uydurarak dinleyebilirsiniz. Beste hakkında forumlarda ve arkadaş ortamlarında gayet iyi geri dönüşler oldu. Bugün maç öncesi ve maçta mutlaka söylenecektir. Siz şimdiden kapabildiğiniz kadarını kapın. Hatta ezberleyin. Zaten maçta da fotokopi olarak dağıtılacak. Tribünden anlamayan çekirdekçi tayfa mutlaka buna da b.k atacaktır. Amaçları farklı olan kişileri kaale almadan birlik olup besteyi yürekten söyleyelim.


HAYAT

Senin Sevginle Coşar Taraftar...
Adınla inliyor bütün Stadlar...
Sarı-Kırmızı’ya aşık Milyonlar...
Peşindeyiz yine Galatasaray...

* * * *

Olmasın ne Para ne de Sevgili...
Hiç bir şey tutamaz Senin yerini...
Sensiz geçen Ömür ne işe yarar...
Hayatın anlamı Galatasaray...

uA-Best
BLADE2


Buradan..

Sevgi Adamı İyileşti

|

Murat Göğebakan...
Daha önce burada kanser olduğu haberini vermiştik. Bu güzel insana dualarımızı eksik etmemiştik. Müzikle alakası tribünden öte olmayan birisi olarak onun bir şarkısını bilmişliğim yoktur. Ama ne kadar iyi bir Galatasaray'lı olduğunu biliyoruz. Sevgi adamı sonunda iyileşti ve taburcu oldu. Grip olarak gidip kanser olduğu hastaneden sapasağlam çıktı. Hastanede olduğu sürede ultrAslan forumuna atılan yazıları ona ulaştırmıştı Hopdedik Ayhan. Manevi destekler ile yeniden hayat buldu. Yaptığı açıklamada "Allah bana 2. şans verdi." diyor. Geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Yaşanacak çok şey var Sevgi Adamı..

Şizofreniya II.

|
Saat yine öğlene geliyor. Hiç uyanmasaydım diye düşünerek başlıyorum güne. Bir gün uyusaydım topyekün. Ne kaybedebilirdim ki sanki..


Mutfağa geçerek kahve suyunu koyuyorum ocağa. Başım ağrıyo yine her sabah ki gibi. Yüzümü yıkamaya giriyorum banyo'ya. Kırlaşmış saçlarıma bakıyorum anlamsızca. Zaten hepi topu ortada bir tutam kalmış bir de kenarlarda. Yüzüme çarpıyorum buz gibi suyu..


Kahvemi hazırlayıp salondaki penceremin önüne geçiyorum. Masanın üstündeki ufak radyomu açıyorum ve bir sigara yakıyorum. Islanmış sokaklara bakıyorum, bir hengame içerisinde sağa sola koşturan insalara bakıyorum, üst üste çıkmış araçlara bakıyorum. Radyo'da Cem Karaca'dan "Sen de başını alıp gitme" parçası çalıyor. Gençliğimi anımsıyorum bir an..


TV'yi açıyorum ve insanların birbirleriyle evlendirilmeye çalışıldığı bir programı izlemeye başlıyorum. Ben yaşlarda bir adam çıktı ve o çelimsiz haline rağmen 50 yaşında hatunu kaptı gözümün önünde. Kesin cebi doludur onun, evi barkı, yatı katı vardır diye söyleniyorum hem o naif kadıncağız napsın onu yoksa. Söylenmelerim bitince bende mi arasam ulan diye geçiriyorum aklımdan. Yalnızlık'da bir yere kadar, hem yaş 65'e dayandı bir sıcak çorba yapanımız olsa fena mı olurdu diye düşünürken uyuyakalıyorum..


Rüyamda O'nu görüyorum yine. Ben de seni sevmiştim diyor. Hayat işte olmadı, olamadı diyor. Git diyorum. Nolursun git artık. Ne seni ne de sensizliği yaşatmadın. Susuyoruz ikimizde. Öylece bakıyorum gözlerine. Ne de çok özlemişim. Gençken'de en az bukadar güzeldi diye geçiriyorum içimden. Susuyorum, susuyor, susuyoruz..


Uyandığımda mutfakta bir tas çorba buluyorum. Hem de en sevdiğimden, borş çorbası. Moskova'da tanışmıştım gençliğimde bu çorbayla. Onlara has bir şeymiş işte. O gün bu gündür hala da çok severim. İyi de kim getirmiş olabilir ki bu çorbayı? Neyse soğutmadan içmeli, soğuyunca pek bir şeye benzemiyor..


Akrep ve yelkovan 19:05'i gösterdiğinde saatimin alarmı çalmaya başlıyor. Evden çıkıyorum üstümü değiştirip. Her zaman ki meyhaneye giriyorum yine. Hoş geldin bey amcacım buyur geç masan hazır diyor genç garson. Bey babandır senin diyorum yine tüm aksiliğimle ve masaya ilerliyorum. Tüm masalarda oturanlar zamanla değişir hatta masalar bile değişir ama bizim masa ve oturanları değişmez yıllardır. Yine gelmiş bizimkiler..


Oturuyorum masa'ya hiç bir şey demeden. Kimse de bana bir şey demiyor zaten. Konuşmadan rakılarımızı içmeye başlıyoruz yine. Herkes gelmeden içmeye başlamaz kimse, eski alışkanlıktır bizde. Biz öylece sus pus içerken mekanın sahibi geliyor yanımıza. Bu akşamki maçı özel bir şifreli kanal veriyor ama sizin için aldım vallahi diyor. Eyvallah diyoruz. Maç başlıyor..


Tüm maç hiç usanmadan tribünler hakkında yorumlar yapıyoruz. Bizim zamanımızda.. Hatırlıyor musunuz.. Bir gün.. ile başlayan cümleler ardı arkası kesilmeden sürerken maç bitiveriyor. Hepimiz kafayı bulmuşuz, moralimizde bozuk. Biz TV'den maç izleyecek adammıydık be..


Meyhane kapanırken çıkıyoruz sokağa. Manasızca bir birine bakıyor herkes. İçimizden birisi, ya hani bizim bir bestemiz vardı nasıldı o diyor. Gerisi harbiden yanlış mıydı neydi yahu diye üsteliyor. Biraz alkolün etkisi biraz da kabul etmeli ki ihtiyarlıktan hatırlayamadık. Yolu ortasında öylece duruyorduk. Ağır ağır yürümeye başladık semtin ara sokaklarından evlerimize doğru. Sonra bir anda başladık hep bir ağızdan;


CİM BOM BOM'UM SENSİZ
YAŞAMAK ÇOK ZOR İNAN
BİR TEK SENİ SEVDİM
GERİSİ HARBİDEN YALAN
***


Bu hikayede anlatılan tüm kişi ve kurumlar tamamen hayal mahsülüdür!


ultrAslan-KARŞI - ARŞİV 

Şizofreniya

|
Gecenin saçma sapan bir saati uyanıverdim. Sanki günlerdir, haftalardır uyuyormuşum gibi hissettim kendimi. Yatağımda doğruldum ve baş ucumda duran sehpadaki sigaramdan bir dal aldım. Tutuşturmak için çakmağımı çaktığımda odam aydınlandı ve tavandaki sarı kırmızı arma beliriverdi. Sigarayı yaktıktan sonra çakmağı söndürmedim ve armaya dikilmiş gözlerimle uzun süre kaldım öylece. Özlemiştim çok bunu benliğimin her yerinde hissediyordum..


Boş ve karanlık sokaklarda arabla ilerliyorken buldum kendimi. Yollar ıslaktı yağan yağmurdan ötürü ve radyo da Sibel Alaş'ın FEM parçası çalıyordu. Islık çalarak parçaya eşlik ederken bir yandan da Trafik Polisi korumalı, özel kamufulajlı şişemdeki votka red bull karışımını içiyordum. Gerçi gecenin o saati ve o yağmurda Polis filan da olmazdı ortalıkta. Normal saatlerde yaklaşık bir buçuk saat kadar süren yol bu anormal olan dilimde on dakika kadar sürmemişti bile. Evet Sami Yen'in İtfaiye tarafı Kapalı girişinin önündeydim..


Caddelerde sarı kırmızı insanlar, kedi etinden köfte kızartan dayı, kaşkol bere korna satan seyyar tezgah, köşe başında son biralarını yudumlayan dostlar, deplasman tribünü'nün görülebilir tarafındaki bir avuç insana gider yapanlar, kombine girişinde sıralanan kuyruktakiler ve bizler.. hiç, hiç birimiz yoktu orada. Arabadan inip atkımı sıkıca doladım boynuma ve bir sigara daha yaktım. Kapalı tribünde bir dakika dahi durabilmek için neler vermezdim diye düşündüğüm o anda İtfaiye giriş kapısının üstündeki boşluk çarptı gözüme..


Bir elimde sigaram diğer elimde kamufulajlı votka şişem Kapalı'nın sol tarafında, her zamanki yerde bir koltuğa çöktüm. Etraf çok karanlık ve sessizdi. Yağmurdan dolayı saha ağırlaşmış mıdır diye aklımdan geçirirken nede olsa maç filan olmadığından pek bir önemi olmadığına karar verdim. Oturduğum koltuk acaba benim kombinenin üstünde yazanmıdır diye aklıma geldi. Tam 7 senedir kombinemin hangi koltuğa ait olduğunu daha doğrusu hangi koltuğun bana ait olduğunu görememiştim tıpkı bir çok golü ofsaytı faulü ve tartışmalı pozisyonu göremediğim gibi. Pekte ilgilendirmiyordu zaten hiç birisi beni..


Özlemim birazda olsa dinmişti. Artık bir süre daha idare edebilirim diyordum kendi kendime. Fakat son bir şey vardı gitmeden önce yapmam gereken. Ön sete çıktım usulca, ellerimi göğe yumruladım ve avaz avaz başladım üçlüye..


şık şık şık
CİM BOM BOM
şık şık şık
CİM BOM BOM
laylaylaylaylaylaylaylaaaaay
oooooooooooooooooooooo
CİM BOM BOM




***
Bu hikayede anlatılan tüm kişi ve kurumlar tamamen hayal mahsülüdür!




ultrAslan-KARŞI - ARŞİV.

Farketmez !

|

Neyi çekersen çek.
Farketmez !
Ama çabuk çek.
Demiştik.

Atletico Madrid geldi. Olaya basit bakarsak İspanyol takımı olması en büyük artısı. Son zamanda düşüşte olabilir ama kadro kalitesi yüksek. İlk maçın orda olması avantaj. Yeni bir Popescu ve Baros'u yedekleyecek forvet şart. İşte o zaman eleyebiliriz. Ama un elemek kadar basit olduğu da söylenemez. Elbette biliyoruz ki, biz Galatasaray'ız ve turu geçmemize hiçbirşey engel olamaz.

Çünkü ;

Biz bu kupayı istiyoruz..

18.02.2010 Atletico Madrid - Galatasaray
25.02.2010 Galatasaray - Atletico Madrid ( Ali Sami YEN )

11.03.2010 Galatasaray - Everton / Sporting Lizbon
18.03.2010 Everton / Sporting Lizbon - Galatasaray


01.04.2010 Çeyrek Final İlk Maç
08.04.2010 Çeyrek Final İkinci Maç

22.04.2010 Yarı Final İlk Maç
29.04.2009 Yarı Final İkinci Maç

12.05.2010 Final ( Hamburg )

13.05.2010 Kupanın İstanbul'a Gelişi

14.05.2010 Kupanın Törenle Yeni Müzeye Teslimi

Sturm Graz 1 - 0 Galatasaray'ımız

|
Demekki kupayı alırken namağlup olmak her seferde olmuyormuş. Bu sene de mağlup olarak alırız kupayı. Arkamızdan da "Biz bu takımı yenmiştik." derler.


Koreografi işini çok abarttınız. Ne işiniz var Allah aşkına. Alın elinize çekirdeği maçı izleyin. Eskiden böylemiydi? Ne güzel peyman çekirdek vardı. Çıt çıt çıt. Devre arasında da su almak için yarışmamız paha biçilemezdi. Grupmuş. Ne grubu ? Meclis mi burası? Bari Avrupa maçlarında koreografi yapıp rezil etmeyin. Millet bize "Bugünü 23 Nisan sanmış Türkler" demesin. Zaten Rijkaard'da futbolu bilmiyor. Neeskens dediğin adamın yerine oturtun Yılmaz Vuralı 3 değil 5 değil 10 sene şampiyon olursunuz. Zihniyet değişmeli arkadaş. Bir de bloga çok tıklayın, gazetemden bol bol satın alın. Yoksa hep böyle yazı yazarım.
!

Bir de bu açıdan var..

Tribün Burada

|
Bugünlerde klavyeyi kapan, alakalı - alakasız herkes tribüne sallar oldu. Çok bilmiş Hıncal'ların toplantıya giderek fikirlerini orada söylemeleri herkes için iyi olacaktır. Umarım toplantıya katılarak yapıcı olduklarını gösterirler.


Sevgili ultrAslanlar,

19 Aralık Cumartesi günü saat 12:00 da ‘‘Tribün Burada’’ isimli toplantımız yapılacaktır.

Toplantıdaki ana başlık; şu an bulunduğumuz önemli noktadan daha ileriye nasıl gideceğimiz konusudur.

Gelecekteki daha güzel günlerimizle ilgili olarak fikir alış verişine bu konu başlığı altında başlayabiliriz. Bir nevi toplantının başlangıcını da buradan yapmış oluyoruz.

Sevgilerimizle,
ultrAslan

Arada Kaynamıştı

|
Geçen haftaki Belediye maçı ve Hüseyin'in sinir bozucu kararları yıpratmıştı bu bünyeyi.Pek internete girme fırsatım da olmadı ve arada kaynadı bu fotoğraf. Sabri o maçta cezalıydı yine tribündeydi yine elinde çekirdek vardı... Daha önce Kewell'ı ayarttığı gibi Baros'uda tayfaya dahil etmeye çalışan çekirdekçi Sabri başarılı olamamış olacak ki objektiflere yalnız yakalandı..

Bambaşka orta yapardı
Farketmeden gol atardı
Onu kimse anlamazdı..
Dikkat Sabri Sarıoğlu
Dikkat Sabri Sarıoğlu..

ultrAslan İzmir..

|
ultrAslan İzmir, İzmir'i Yakıp Yıkarken..


Önce Alsancakta Meşale,
Sonra Polisle Çatışma..

Galatasaray Haftası !

|

Evet bu hafta tam anlamı ile Galatasaray haftası oldu. Göz önünde bulunan branşlarımızda çok başarılıydık. Şimdi onları toparlayıp küçük küçük yorumlarla paylaşalım.

Erkek basketbol takımımız bugün Daçka ile karşılaştı. Son dönemdeki malum oyunlardan dolayı moralsizdik. Bu maçı kazanarak biraz olsun moral kazandık. Eksilerden kurtulup 1 puana yükseldik. TBF tarafından verilen abartılı cezayı tahkimin düzelteceğine inanırsak düşmeyecek duruma geleceğimizi söyleyebilirim. Hatta biraz şanslı olursak play off bile olabilir. Bugünkü maçı deplasmanda 58-69 kazandık. Sahada az da olsa seyircimiz yerini almıştı. Başkan da maçı izledi. Özellikle Wilkinson son haftalarda çok iyi gidiyor. Bu maçta da 24 sayı 15 ribaund ile double - double yaptı. Darius ve Simas'ın da katkıları fazlaydı. Fatih Solak ilk kez forma giydi. Alıştıkça takıma savunma yönünde katkılı olacağını gösterdi. Ama savunma ribaundlarındaki eksiklik hala devam ediyor. İşin iyi kısmı hocamızın bunun farkında olması.

Bayan basketbol takımımız ise evinde Panküp ile karşılaştı. Avrupa'da yoluna devam eden takımımız bu maçtan 75-67 galip ayrıldı. Avrupa'da ilerlesekte yolun sonu şimdilik görünmüyor. Hedefimiz tecrübe kazanmak. Ama lig bizim için önemli olmalı. Malum takıma karşı 2. maçı kazanır ve bu tip maçları kaybetmezsek bu zor birşey değil. Sadece iyi konsantre olmak ve ligde kimseyi küçük görmemek gerekiyor. Bugünkü maça baktığımızda Tuğba 16 sayı katkı yapmış. Sophia ise 16 sayı 13 ribaund ile double - double yapmış. Seimone gibi bir lideri arıyoruz bence. Jia bu maç ile takıma geri döndü. Ama bu seferde Katie yoktu. Bu maçı kazanmamız iyi oldu. Elbette bu tip takımlara takılmamak gerek.

Engelsiz aslanlarımız İzmir deplasmanındaydı. Gezegenin en iyisi olarak gördüğümüz aslanlarımız maçı 77-42 kazandı. Maçta pivot oyuncumuz Tucek 31 sayı ile yıldızlaştı. Bu takım her hafta ayrı bir destana imza atıyor. Hepsini teker teker kutluyorum. Yürüyedurun engelsiz aslanlar!

Hafta içinde Azeri kardeşlerimizin takımı olan Bakü'yü eleyen bayan voleybolcularımız lige galibiyet ile döndü. Bursa deplasmanında Nilüfer Belediye ile karşılaştık. Maçı rahat bir şekilde 3-0 kazandık. Bu tip maçları zaten kazanıyoruz. Ama üst seviyedeki takımları yenmek için bir şeyler eksik. Bu konuda umarım şube çalışıyordur. Nilüfer maçında ultrAslan Bursa iyi bir performans göstermiş. Onları buradan tebrik etmek istiyorum. Galatasaray Türkiye'dir sözünün arkasını doldurdukları için. Yeşilyurt ve Ankaragücü'nü de yenerek ligi iyi bir yerde bitirebiliriz. Avrupa'da ise 3. turda rakibimiz Volero Zürih oldu. Rakip köklü ve güçlü bir takım. Son yıllarda biraz düşüşteler. Ama kadrolarında patlamaya hazır oyuncular bulunuyor. Maçlarını Sportanlage Im Birch Zürich’de oynayan Volero takımının kadrosunda 3 Sırp, 1 Alman, 1 Hırvat, 1 Belçikalı,1 Bulgar,1 Bosnalı 8 yabancı oyuncu bulunuyor. Takımımız onları geçecek güçte. Özellikle kendi sitelerinde bizden korktuklarını belirten ifadeler var. Turu geçeceğimize inanıyorum.


Erkek voleybol takımımız ise Ankara deplasmanındaydı. Halkbank ile karşılaşan aslanlarımız maçı 3-1 kazandı. Takım çok istikrarsız gidiyor. İyi bir takım kuruldu. Zaman zaman çok flaş skorlar alıyoruz. Zaman zaman ise saçma puan kaybediyoruz. Bunun nedenini anlamış değilim. Biraz daha iyi olarak şampiyon dahi olabiliriz. Elbette önce iyi bir sponsor ve istikrarlı bir kadro lazım.

Comeback!

|

"Off yine mi gidiyor puan" dercesine başlayan maç. Sebebi anlaşılmadan yapılan anlamsız hareketler sonucu yenilen 2 gol. İlerinin gayretleri ile alınan 3 puan. Ve hakemin bitiş düdüğü ile "ohh be kazandık sonunda" dedirten bir maç.

Elano'daki düzelmeye 3 puandan daha çok sevindim. Aslında düzelme değil, takıma uyumu sağlama. Sanırım artık bu mevkide 11 oynadıkça sazı eline alacaktır. Elbette şov adamı olmayacaktır. Mücadele ve zekası ile bunu yapacaktır. Oyunun yönünü değiştirme ile bu sistemde çok önemli bir dişli olacaktır.

Sezona fırtına gibi girdiğimiz dönemde Keita ile uçuyorduk. Malum maçtaki hareketi ve cezasından sonra Frank'da kendi cezasını vermişti. Otorite ve genel disiplin adına çok önemliydi. Sonunda kredisini kazandı ve maça 11 başladı. Kredisini de yükseltti. Gol v.b. pozisyonlarda rahatça faul almak yerine devam ederek asaletini gösterdi. Gol ve 3 puan ile de bu asilliğin ödülünü aldı. Böylece son zamanlarda yanımızda olmayan adalet yerini buldu.

Kewell hakkında da birşeyler söyleyeceğim. Adamı her maçta resmen dövüyorlar. Hakemler aşırı iyi niyetli olunca da ( başka şey düşünmek istemiyorum ) yaptırım olmuyor. Bu hareketlerin sonu gelmeyecek gibi görünüyor. Ne olur git Premier Lig'e Kewell, biz sana layık değiliz demek istiyorum. Ama diyemiyorum. Çünkü daha çok işimiz var. Yukarıdaki söylediğim adalet ile başaracağız bu işi.

Kimse Leo Franco'ya b.k atmasın. Tamam bir Mondragon, Taffarel kadar güven vermiyor. En olumlu yanı topu oyuna beklerden sokması. Ama savunma bu kadar berbatsa tüm suçu ona yüklememek gerek. Stoper gerek takıma stoper. Birazda takım savunmasını oturtmak gerek. Geriye çekilmemek gerek.

Türk oyuncularda düşüş var. ( Barış hariç ) Sebebini bilmiyorum. Ama şuna bağlıyorum. Yüzlerin eskimesi. Aynı Cihan gibi Orhan gibi. Bu Mehmet Topal değilmiydi 2 sene önce şimdiki Mustafa gibi olan. Hakan Balta değilmiydi Ronaldo'ya top oynatmayan. Ayhan değilmiydi bu takıma ilk yazılacak adam. Evet evet sorun yüzün eskimesi. Onun için satmak gerek talibi olan oyuncuyu. Yerine buluruz hemen başka topçuyu. İstikrar yok çünkü bu ülkede..


İnanıyoruz Frank ve ekibine. Kredisi sonsuz benim gözümde. Elbette eleştirilecek hata yaptığı yerde. Ama yapıcı olmak gerek eleştirilerde.

Bu arada Erdinç abinin 'maç yazısı'nı okumanızı şiddetle öneririz :) (hislerimize tercüman)

30' Kader Keita
64' Elano Blumer
66' Harry Kewell

Antalyaspor - Galatasaray'ımız

|
Güldür yüzümüzü!

Galatasaray 71-55 TTT Riga

|

Euroleague 7. Hafta Maçı
Ahmet Cömert Spor Salonu
10.12.2009 / 20.00
Galatasaray'ımız 71-55 TTT Riga
Detaylı Analiz İçin Tıklayınız.
Bu arada Fatih Solak takıma yeniden gelmiş. Hayırlı Olsun...
Hoşgeldin Fatih Solak..

Galatasaray Müzesi

|

Adnan Polat başkan olduğunda projelerinden birisiydi yeni bir müze yapmak. Çünkü ülkedeki içi en dolu müze Galatarasay'ındı.. En iyisi yapılmalıydı. Sözünü de tuttu. Geçtiğimiz günlerde yeni müzemizin açılışı yapıldı. Bunu bir türlü fırsat bulup yazamamıştım. İnan Kıraç'ın büyük yardımları ile yapıldı müze. Camiadaki birlik bütünlük bir kez daha pekişti böylece. Karanlık dönemdekinin aksine bu yönde çok ilerleme kaydettik. GSYİAD v.b. kurum ve kişiler yeterli yardımı yapmaya başladılar. Umarım müzenin güvenlik sistemi iyi kurulmuştur :) Aksi halde olacakları hepimiz biliyoruz.. ;)

Hayırlı Olsun


Çakma Galatasaray'lılar..

|

"Galatasaray yönetimi,taraftarla kucaklaşacak, aynı zamanda gelir getirecek hamleler yapıyor. Ancak bu girişimlerin önemi henüz camia tarafından pek anlaşılabilmiş değil. Kemal Onar, Divan Kurulu’nda açıkladı.Galatasaray dergisine 9 bin kongre üyesinin sadece 39’u, Digiturk platformundan yayın yapan GSTV’ye de 44 yöneticinin sadece 2’si aboneymiş. O aboneler de Adnan Polat ve Mümtaz Tahincioğlu imiş. Mehmet Helvacı, ’’Ben değil eşim üye ’’ diye bir açıklamada bulundu.Böyle çok kişi vardır kuşkusuz ama çoğunluğun,yani Galatasaray’ın kalbini oluşturan kitlenin bu projelere henüz sıcak bakmadığı sonucu çıkıyor ortaya. Oysa taraftar, Galatasaray’ı daha bir sarıyor, sarmalıyor. Galatasaray Dergisi ezeli rakiplerinin dergilerinin 5-6 katı satıyorsa, bu taraftarın ilgisinin göstergesidir. Ama asıl ilgiyi kongre üyelerinin göstermesi gerekmez mi? Galatasaray’ın sahibi olan 9 bin kongre üyesinin sadece 39’unun dergi abonesi olmasını ve dergiye sahip çıkmamasını anlamak gerçekten zor bir durum."

Galatasaray Dergisi Aralık '09 Sayısından..

Evet burada görüyoruz ki Galatasaray'a kim ne kadar sahip çıkıyor. Ben Galatasaray'lıyım. Elimden gelen her şeyi yapıyorum. Teker teker saymaya gerek yok. Bunları yapmanın bana hiç bir yararı yok. Sadece kulübe destek oluyorum. Ben şurda ölsem kalsam kimsenin haberi dahi olmaz. Karşılıksız bir şekilde sevgi ile yapıyorum bunları. Ama kulübün bir de kongre üyeleri var. Kulübün kaderini onlar belirliyor. Her şeye onlar karar veriyor. Onlar kulübün resmi olarak sahipleri. Mesela kulüp satışa çıksa onlar kazanacak. Ben ise elim bomboş kalacağım. Ama bu kişiler kulübe benden az destek oluyorlar. Bana örnek olmaları gerekirken umurlarında bile olmuyor Galatasaray. Seçim dönemi gelince hepsi büyük Galatasaray'lı oluyorlar. Kürsüye çıkıp eleştirmeyi biliyorlar. Reklamlarını yapıyorlar. Üstü kapalı, sıcacık tribünde bedavaya oturuyorlar. Sadece şampiyonluk sonrası cemiyette şampanya patlatıp eğleniyorlar. Çakma Galatasaray'lılar yani..


Aklıma şöyle bir şey geliyor. Kulübe üye olanaların kulübe bildirdikleri hat GSMobile olmak zorunda olsun, üye olanlara GSBonus zorunlu hale gelsin. GSTV üyelikleri zorunlu olsun.. Dergi abonelikleri zorunlu olsun. Biliyorum zorla güzellik olmaz ama Galatasaray'lı olduklarını bilsinler. Gönülden yapmasalar bile taraftar olmanın zorluğunu bir nebze görsünler.. Cebindeki son parası ile bilet alan emekçilerin farkına varsınlar.

Bu haber için dergiye teşekkür ediyorum. Bizi ayak takımı olarak gören zihniyeti gözler önüne serdikleri için. Kulübün dergisinde böyle haberin çıkabilmesini de demokratik bir kulüp olmamıza bağlıyorum. Adnan Polat bu tüzüğü değiştirmenin vaktinin geldiğinin farkındadır umarım. Galatasaray'ın gerçek sahiplerine Galatasaray'ı emanet etmenin vakti geldi, geçiyor bile..

Unutmayın Galatasaray bizimdir.. Türkiye'nindir..
Herkes gider biz kalırız.. Biz Galatasaray'lıyız.

Peşindeyiz Mustafa Sarp!

|



''Premier Lig'i izlerken futbolculuğumdan utanıyorum. İngiltere'de sahada hırs, mücadele, savaş var ama hakem oraya bakmıyor bile. Eğer ben futbolculuğumdan utanıyorsam, hakemlerin de oradaki meslektaşlarına bakarak utanması lazım.''


Peşindeyiz Mustafa Sarp !

La Havle Vela Kuvvete İlla Billah!

|

Bu maçın teknik analizini bizden daha az futboldan anlamasına rağmen ahbap-çavuş ilişkisiyle spor kanallarında futbolu zehirlemeyi büyük bir hızla sürdüren çirkin insan evlatlarına bırakalım. Bu maçın hakeminin a...., pardon, analizini kuralların neyi emredip, neyi yasakladığından habersiz, işi gücü daha fazla para kazanmak, daha çok reyting almak olan hakem eskilerine bırakalım.
Bu maçın içimizde açtığı yaralara tuz basıp, tünelin ucundaki ışığı falan da s.ktir ederek, dağlara taşlara vuralım kendimizi, alanlara bilensin yüreğimiz, açık geniş alanlara ve ilaveten la havle vela kuvvete illa billah!

Galatasaray 1 - 1 İBB

|

Acaba neden bu kadar tutkuluyuz bu takıma ? Ben söyleyeyim. Takımın yenmesinin sana hiçbir yararı yok. Belki cebinden, zamanından, sağlığından, çok şey de götürüyor. Basketbol takımının maçına giderken ölebiliyorsun bile. Tüm bunlara katlanmanın tek sebebi pazartesi günü okula göğsünü gere gere gitmek. Ortamda kimseyi konuşturmamak. Gol yiyince kıs kıs gülüşü aklına gelen diğer takımlı lavuğa mahçup olmamak. Ama senin bu uğraşların kötü oynayan bir futbolcu, maçı katleden bir hakem, çeşitli oyunlar yapan başkan, sayesinde yersiz kalabiliyor. Bunun için hiç üzülmeye gerek yok. Bir sene şampiyon olur, diğer sene olamayız.. Canın sağolsun Galatasaray..

Ama.. ;
Aşkımız Renklere, Sizlere Değil
Tepkimiz Sizlere Armaya Değil !
Kendinize gelin, Galatasaray'lı olduğunuzu unutmayın...

56' Harry Kewell

Sarı - Kırmızı Tribünler #5

|




KV Mechelen - Belçika

DEPO