Sen ömrünü harcadın koreografi,pankart nedir abi?

1980’li yıllarda, son dönem Türk edebiyatının en büyük eleştirmeni Fethi Naci’nin "Türkiye’de ne kadar futbol varsa o kadar roman vardır" şeklindeki sözü kıyametin kopmasına yol açmıştı.
Edebiyat dünyası tam anlamıyla birbirine girdi. Bununla ilgili olarak sayısız yazı yazıldı. Tartışmalar ve etkileri yıllarca sürdü. Ancak bütün bunlar olurken, spor dünyasından çıt bile çıkmadı. Oysa rahmetlinin sözleri en azından yüzde 50 oranında bizi ilgilendiriyordu.
Ne yazık ki spor dünyasında, rahmetli İslam Çupi’nin yazılarını edebiyat şaheseri sanmak dışında kimsenin bu alanla herhangi bir ilgisi yoktu. Spor yazmanın gerçek yazarlıkla herhangi bir ilgisinin olmaması, adeta bir kuraldı.
Şimdi de buna benzer bir durum yaşanıyor. Canımdan aziz genel yayın yönetmenim Ekrem Dumanlı’nın yakın gelecekte Türk basınında kimlerin tasfiye olacağı yolundaki varsayım yazıları epeyce yankı yaptı, tartışmalara yol açtı.
Bu kez konu bizi daha yakından ilgilendiriyor ama spor dünyasından bu konuyla ilgili olarak tek satır çıkmayacağını biliyorum. O eksikliği gidermek de bana kalıyor.
Sevgili arkadaşlarım hiç üzülmesin ve telaşlanmasınlar ki bu gibi durumlar gerçekten spor dünyasını pek ilgilendirmez. Hayır, Dumanlı’nın söylediği türden, yani işini doğru dürüst yapmayan ve başka bazı arızaları bulunanlar bizim aramızda da vardır. Ancak buna kimse kulak asmaz. Onlar sonsuza kadar işlerini sürdürebilirler!
Bunu şaka ya da espri olsun diye söylemiyorum, gerçekten böyledir. Hatta çarpıcı bir örneğini de yaşadım. Size anlatayım:
Türk futbolunun milli takım düzeyinde yerlerde sürünme sıkıntısından kurtulmaya başladığı günlerdi. 1996 Avrupa Şampiyonası elemelerine deplasmandaki 2-2’lik Macaristan beraberliğiyle başlayıp sonrasında İzlanda’yı 5-0 yenmiş ve ardından gelen İsviçre talihsizliğine karşın iyi sonuçlar alıp İstanbul’daki Macaristan maçına sıra gelmişti.
Bu karşılaşma öncesinde çok ilginç bir gelişme yaşandı. Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nden Doçent Gül Tiryaki başkanlığındaki bir ekip Macaristan’ın o güne kadar grupta oynadığı maçları analiz etmiş ve belli sonuçlara varmıştı. Bunlar TRT 3’teki bir programda yayınlandı.
Ayrıntılara girecek yerim yok, o programda ne söylendiyse maçta aynen çıktı. Tabii bu durum galiba Metin Tükenmez dostumla birlikte en çok beni heyecanlandırdı. O coşku içinde Türkiye’deki spor yazarlığının artık eskisi gibi olamayacağını, genel bir yaklaşımla artık palavraya dayalı yorumculuk anlayışının öldüğünü, bunun yerini bilimsel diyebileceğimiz bir yaklaşımın alacağını ileri sürmüştüm.
Oysa hiç de öyle olmadı. Aradan geçen 15 yıldan sonra bugün de palavranın, futbol yorumculuğunda önemli bir yer tuttuğunu görüyoruz. Neyi ne kadar bildiği son derece kuşkulu birtakım adamlar hâlâ büyük yorumcu sayılabiliyor. İçlerinde büyük paralar kazanan ve önemli adam muamelesi görenler bile var.
Olsun! Hiçbirinin korkmasına gerek yok. Sevgili genel yayın yönetmenim darılmasın ama söyledikleri kesinlikle spor gazeteciliği dünyasını ilgilendirmez. Burada işler başka türlü yürür.
Ali Sami Yen’e küfretmek!
Belki doğrusu da buydu, Galatasaray maçının ikinci yarısında Beşiktaş tribününden yükselen o iğrenç küfürü hiç duymamak! Öyle sanıyorum ki pek çok gazeteci arkadaşım bunu işitmemiş olmayı yeğledi ve yazmadı.
Ancak okurumuz İlker Akpınar bu duruma tepki gösterirken "Keşke 5-0 yenilseydik de o küfürü işitmeseydim" diyor. Bu konuda Çarşı Grubundan özür beklenirken ne yazık ki çeşitli Siyah Beyazlı platformlarda bu durumun sanki güzel bir iş yapılmış diye değerlendirildiğine dikkat çekiyor. "Tamam, bunu Beşiktaş’a ve taraftarına maletmeyelim ama bununla ilgili iki satırlık bir özür yazısı koymak çok mu zor sitelerine!" diye isyan ediyor Akpınar.
O küfürü işittiğimde adeta kanım donmuştu. Bugün tribünlerdeki pek çok güzelliğin öncüsü sayılan ve hatta tribünleri de aşan bir toplumsal etkinliği olan Çarşı’nın konuya duyarsız kalışı beni de şaşırttı. Tamam, küfür hayatımızın anlam veremediğimiz ayrılmak bir parçası. Fakat ben bir kulübün kurucusuna küfür edildiğine ilk kez tanık oluyorum. Bir başka okurumuz Hakan Şahin, Ali Sami Yen’le birlikte Metin Oktay’a da küfür edildiğini ileri sürüyor ki artık insan ne söyleyeceğini bilemiyor... Sadece Galatasaray’ın değil Türk sporunun gelmiş geçmiş en saygın isimlerinden birine küfür etmenin taraftarlıkla filan herhangi bir ilgisinin olamayacağını kardeşlerimize nasıl anlatabiliriz dersiniz?

BİLDİĞİN GİBİ DEĞİL!!!
Bir sene olmuş sen bizden gideli…
Bir sene olmuş “aklımız ” başımızdan gideli…
Aklımız…
Kaç kişinin rüyalarındaydın geçen “sene”…
Kaç bin kez arkadaş sohbetlerinde senli hikâyeler anlatıldı…
Kaç bin kez kahkahalar atıldı senli anılar gelince aklımıza…
Ve sonra kaç bin kez “Ah be Abi ”, “Ah be Alpaslan’ım” dedik…
Kaç bin kez çık gel, inan kızmayacağız yaptığın bu uzun şakaya dedik…
Olmadı… Bu sene de olmadı…
Kim bilir Belki seneye…
Telaşlı bir koşturmaca var şimdi…
Herkes senin huzuruna en iyi şekilde çıkmak istiyor…
Pankartları hazırladı kardeşlerin…
Onlarca mektup yazıldı sana dair…
“Özledik ” diyoruz, duyuyor musun bilmiyoruz…
“Ne çok sevdik seni abi” diyoruz, hissediyor musun bilmiyoruz…
Belki kızacaksın ama, Samet yine atkı yaptı senin için…
“Alpaslan Dikmen ” yazıyor yine koca harflerle…
“Silin oğlum” derdin burada olsan…
Çıkarın derdin benim adımı…
“Biz” derdin kısaca. “ultrAslan” derdin… Adın, adımız olurdu…
Bir sene geçmiş be ağabey…
365 gün…
10 küsur maçta 40 küsur gol sesi duyduk ta…
365 gündür 1 “şaka” dediğini duyamadık…
Her şey hazır ağabey 27 Eylül’e…
Yarın süslenir stat…
Atkılar takılır boyunlara Pazar…
Site’nin girişinde yine senli kareler, sana ithaf edilmiş sözler…
Sabahtan geliriz Hasdal’a uyandırırız seni…
Kalk deriz ağabey,
“Dinlenmeye çekildiğin köşe’den” kalk…
Maç Saati atılan her gol de bağırılır,
Golü atan Dikmennn… Alpaslannn…
Hepimiz ters köşe…
Ağlarız yine…
Hala dönecekmişsin gibi çocukça bir his var içimizde işte…
Çocukça bir heyecan…
Baktık ki gerçekten geleceğin falan yok,
Biz geliriz o zaman yanına “teker teker"…
Ulaş Bayam
ultrAslan İzmir Koordinatörü
25/09/2009

ultrAslan'ın kurucularından ve Genel Koordinatörü olan, çok değerli büyüğümüz, ağabeyimiz, Alpaslan DİKMEN'in aramızdan ayrılışının yıldönümü münasebetiyle 27 Eylül 2009 Pazar günü, saat 14:00'da Hasdal Mezarlığı'nda ki kabri başında toplanılacak ve Hatim-i Şerif indirilecektir.
İştirak etmek isteyenler için Ali Sami Yen Stadı Numaralı Tribün önünden saat 13.00'da otobüsler kalkacaktır.
Alpaslan'a Mektuplar 27 Eylül'de raflardaki yerini alacak...Tüm geliri Galatasaray Engelli Basket takımına aktarılacak olan bu kitabı Galatasaray Store'lar, tüm seçkin kitapçılar, Carrefour, Migros ve diğer seçkin marketlerden, aynı zaman da online olarak http://www.gsstore.org/ adresinden temin edebileceğiz.
Dışarıda işlerim vardı, görüşmek için söz verdiğim arkdaşlarım.. Hepsini bir kenara bırakıp oturup izlemeye koyuldum..Bilmem kaçıncı izleyişim olmasına rağmen sanki daha vizyona girmemiş bir filmi izler gibi heyecanlı değişik duygular içerisindeydim.Popescu'nun son penaltısında transa geçmiş zihnim; "Allahım allahım kupa Türkiye'de" "Korkunç bişey bu" replikleri arasında sıkışmış, bacaklarıma kadar hissettiğim diken diken olma durumu neredeyse tüm vücudumu kaplamıştı.Jardel'in uzatmadaki golü.. Başka bir sevinç. Bıkmadan sıkılmadan sanki ilk kez seyredermişim gibi şevkle izliyordum. Telefonumu kapatmıştım.
16.şampiyonluk cd si ise filmin koptuğu yer..Her maçın gollerini izlerken o maçtaki anılar doluyor aklıma. Sabriye küfür edilmeyen zamanlardı. Orhan-Cihan kardeşler takımın baltaları, içimizden biri Mondi kalede,Song-Tomas defansın sigortası, Hasan,Hakan,Ergün abileri takımın, Saidou dinamo,Ümit,Necati,Hasan Kabze,paşa İliç gol ayaklarımız, Gerets deli dolu hocamızdı.. Son dakika golleri atardık , umutların bittiği yerde. Beşiktaş maçı.. Hasan Kabze son dakikada atmış yarıştan kopmamışız.Maç bitmiş beşiktaş taraftarı boşaltmış stadı.. Bizim futbolcular taraftarla karşılıklı sarı kırmızı şampiyon Cimbom çektiriyolar.Rerere rarara 'yı söylerlerken gözleri parlıyor. Hele o son hafta bitip tükenmek bilmeyen dakikalar. Denizliden gelen son düdükle Hasan'ın o hafızalardan silinmeyen pozu. Gözünden yaşlar süzülürken Allah'ın adaleti bu bu Allah'ın büyüklüğü diye haykırışı..
Derken bitiyor filmler. Uzun zamandır bu kadar tüylerimin diken diken olduğu bu kadar hayattan koptuğum bir süreç hatırlamıyorum..Baş gösteren öss stresinede Galatasaray gibi korkmadan yürüyoruz mantalitesiyle yaklaşmak gerektiğini anlıyorum .. Galatasaray'ı kendine model alan adamın muhtaç olduğu kudret damarlarındaki kandadır. O ki mutluluktan gururdan dakikalarca saatlerce ağlamamıza neden olmuş, o ki en koyan ayrılıklarda bizim için mutluluk kapısı olmuş, her sevdadan geriye sadece Galatasaray kalmış.. Oğlum Erşen dedim Galatasaray gibi hayata ileride basıcaksın .. Galatasaray'ının zaferlere koştuğu şu sezonda yanında olamasan bile şu keskin virajı atlatıp boynunda atkın her zaman peşinde olucaksın . Verdimde verdim gazı :)
Öss ye çok , 25 Ekim'e (10.hafta) az var...
Azıcık hatırım varsa saldır ulan Galatasaray!

Galatasaray terbiyesi görmüş bu yetenekli centilmen genç çocuk paf liginde bir maça çıkıyor. Galatasaray - Denizlispor.. Eliyle bir gol atıyor malum maçta. Hakem golü veriyor herkes seviniyor ama Özgürcan doğruca hakeme gidip golü eliyle attığını söylüyor. Hakem golü iptal ediyor ve sarı kart gösteriyor. Özgürcan Özcan bu hareketinden sonra 2005 Dünya Fair Play Konseyi (CIFP) ödülü’ne layık görülüyor.
Ali Güneş, futbolculuk döneminde çirkefliği ile tanınmış malum zat. Denizli döneminde çubuklu forma giyip bir çok takımda oynamış gurbetçi futbolcu.. Pazartesi günkü malum performansından dolayı milli takıma kaleci olarak çağırılması beklenen bir isim. Pozisyonu hepimiz biliyoruz. 4 tane hakem görmüyor koca eli. Eminimki, Ali delikanlı olsa ve gidip "elle kontrol ettim" dese o pozisyonda gereğini yapmazdı tosun delikanlı İlker Meral. Ali maçtan sonra kabul ediyor ama kabul etmese ana avrat kalmazdı heralde. Her şeye rağmen gidip hakeme söyleyebilirdi ama suç onda değil. Terbiyeyi verenlerde diyelim geçelim. Konya maçında elle gol atıp, maçtan sonra "kafayla attım" diyen Anelka'yı da hatırlatmadan geçmeyelim. İyi çınlamıştı annesinin kulakları.
Benzer örneklerden Avrupa'da da var. Mesela Liverpool'lu Fowler penaltı pozisyonunda kendini yere atıyor. Hakem penaltı veriyor. Gidip kendini yere attığını söylüyor ama hakem karardan dönmüyor. Fowler da gidip penaltıyı auta atıyor. Pavel Nedved Juventus'da kendini yere atıyor. Hakem penaltıyı veriyor. Hakem de Collina. Nedved kendini yere attığını söylüyor ve Collina penaltıyı iptal ediyor. Sonra elini sıkıp tebrik ediyor. Nedved'de Fair Play ödülünü kazanıyor. Yine Totti Roma'da elle gol atıyor. Hakem golü veriyor. Totti elle attığını söyleyince hakem golü iptal ediyor ama bu sefer sarı kartta vermiyor.
Lafı şuraya getireceğim. Hepimiz insanız hata yapabiliriz. Nasıl golcünün vurduğu her top gol olmuyorsa, yönetimlerin yaptığı her transfer yararlı olmuyorsa, teknik direktörler yanlış kadrolar çıkarabiliyorsa, seyirciler anlık sinirle koltuk kırabiliyorsa hakemler de hata yapabilir. Önemli olan art niyet olmamasıdır. Art niyet olup olmadığının takdirini kamuoyu yapar. Ama futbolcular da hakeme yardımcı olmalıdır. Ali Güneş gibilerden bunu beklemek saçmalık olur biliyorum. Ama bir gün herşeyin düzeleceğini ümit ediyorum.
"Ben sporcunun zeki çevik ve aynı zamanda ahlaklı olanını severim."
Mustafa Kemal Atatürk

Hayata umutla bakması gerektiği bu yaşlarda hayat mücadelesi veren Akif kardeşimize dost elimizi uzatalım .
Türkiye İş Bankası Bursa Kavukçınar Şubesi
Erkan Akgün adına
Hesap no : 2209 0553011

Birileri gelir maçın seyrini değiştirir,skoru değiştirir...Ben daha önce söylemiştim demeyi sevmem ama ben daha önce söylemiştim :)

ultrAslan, Küçük Mertcan için yardım kampanyası başlattı. Açıklama aşşağıda mevcut ;
Bilal ağabeyimizin 6 yaşındaki oğlu Mertcan zihinsel özürlü olup, yatalak durumdadır. Kendisinin beslenmesi miğdeden yapılıp, aynı zamanda oksijen ve balgam alma aletlerine bağlı olarak yaşam mücadelesi vermektedir. Sizlerden ricamız, şayet durumu olan arkadaşımız varsa küçük Mertcan’ı taşımak için özel dizayn edilmiş özürlü puset’ini satın alarak ailesine teslim etmenizdir. Küçük Mertcan’ın durumuyla ilgili her türlü rapor babası Bilal ağabeyimiz tarafından sizlere sunulacaktır.. Gösterdiğiniz ilgi ve alaka için Allah herkesten razı olsun..
İrtibat: Bilal Ulusev
(0534) 205 60 27
(0543) 685 10 91
Ev: (0212) 591 13 99
SOSYAL Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu (SHÇEK) yurtlarında kalan ve küçük yaşlardan beri futbol tutkunu olan 13 yaşındaki Ümit Uyanık'ın kaderini, yurtlar arası futbol turnuvası değiştirdi.
Geçen Haziran'da Denizli'de yapılan turnuvada çocukları izleyen milli takım yöneticileri, gol kralı Ümit için devreye girdiler. İlk temas Galatasray'la sağlandı.
Galatasaray'ın alt yapısına alınacak olan Ümit'in antrenmanlara katılması için yurdu değiştirildi, İzmit'ten İstanbul'a taşındı. Bayramdan sonra yeni hayatına ilk adımını atacak olan Ümit için tüm kurum seferber oldu. A Milli Takımlar eski iletişim direktörü Cüneyt Yalınkılıç, Adnan Polat ve idari menajer Cenk Ergün de Ümit için devreye girdi. Ümit, G.Saray Futbol Okulu'nda ücretsiz eğitim görecek ve alt yapıda idmanlara çıkacak.
Bir Ümit gider, bir Ümit gelir. Ümit Uyanık kardeşimiz ''Galatasaray adının olduğu yerde umut vardır'' deyişiyle küçük yaşında ve ömrünün belki en sıkıntılı anında tanıştı. 13 yaşındasın ve yetimhanede büyümüşsün, daha da romantikleşelim, tek tutkun futbol, pisliğe batmış hayatında tutunacağın tek şey ayaklarında çevirdiğin o topa bağlı, film senaryosu değil bu tabi, bu çocuk geceleri gerçekten üşümüş, gerçekten terkedilmiş ve daha doğarken elinden herşeyi alınmış tamamıyla sahici bir biyografiye sahip.
Rijkaard, Keita, Elano, Leo Franco vs. derken yılın transfer haberini transfer sezonu kapandıktan sonra aldık, şimdi Ümit kardeşimiz biraz daha düzgün bir hayat için Florya'dan içeri adımını atacak, aynı adımları sıklaştırarak çim sahada koşar adım gollerini sıralayacak ve umuyoruz ki bir kaç sene sonra 'hükmen mağlup' başladığı hayattan rövanş mücadelesini almak için eline o 'parçalı' fırsatı geçirecek. Hoşgeldin Ümit, hoşgeldin abicim, canım kardeşim...
En son Erşen'i kadrosuna katarak transferi kapattığını belirten Armanın Peşindeyiz ! 'Yaşam biter transfer bitmez' diyerekten halk'la anlaştı.halk namı diğer Orkun abimize hoşgeldin diyor o kendine has güzel yazılarını merakla bekliyoruz.Haldun Üstünel edasıyla bitirdiğimiz bu transferde bizi kırmayarak aramıza katılan Orkun abi'ye birkez daha teşekkür ediyoruz.
Her iki taraf içinde hayırlı olsun.
*
Kasımpaşa, hocadan yönetime, taraftardan oyuncuya kadar itici bir takım olmuş..
34'te 34 yapman dileği ile yolun açık olsun Başbakan takımı..
Kombine'nin 100 lira olduğu stadda büyük Galatasaray'ın şanlı taraftarına 120 liraya bilet satmaya çalışan çakalların Allah belasını versin!
Bu arada Kasımpaşa-fenev maçının biletlerini merakla bekliyoruz..Kardeş takım ya bunlar..
61' Shabani Nonda
88' Shabani Nonda
93' Shabani Nonda
Kasımpaşa 1-3 Galatasaray
Frank Rijkaard ve ekibinin gelişi, rüya gibi transferler, Avrupa'da yeniden zirveye doğru yürüyüş, ligde abartı skorlar futbol şubesini çok öne çıkardı. Zaten en popüler olan şubemiz her platformda baskınlığını sürdürdü. Ama biz spor kulübü olduğumuzu unutmuyoruz ve şu yoğun futbol gündeminde elimizden geldiğince diğer şubelere yöneliyoruz. Ülkemizde seyircisi olmayan, zevkli olduğu tartışılan, inanılmaz kötü şartlarda yapılan sporlara Galatasaray gibi bir kulüp yatırım yapıyor ve ülke sporunu yukarı çekmeye çalışıyor. Biz de o formanın üstüne armayı yapıştıran kulübün peşinden gidiyoruz. Asla isyan etmeden, tüm kalbimizde peşinde gidiyoruz. Amaan be ne diyor bu adam dediğinizi duyar gibi oldum. Nedenini bilmiyorum ama böyle bir açıklama yapma gereği duydum..Erkek basketbol takımımızın İstanbul Cup zaferinden sonra bugün voleybol ile karşınızdayız. Biraz da bayan basketbol hakkında bilgi vereceğiz. Öncelikle bayan voleybol şubesinden bir transfer haberi veriyoruz. Bildiğimiz gibi şubede inanılmaz değişiklikler olmuştu. Hem bayan hem erkek şubesi çok önemli transferler yapıp ülkenin gündemine oturmuştu. 2 şubede şampiyonluğun en büyük adayı olmuştu.
Dün resmi siteden açıklanan habere göre Galatasaray Bayan Voleybol Takımı Serpil Dönmez ile sözleşme imzaladı. Geçtiğimiz sezon Ereğli Belediye’de forma giyen Serpil Dönmez pasör mevkiinde oynuyor. 174 cm boyundaki oyuncuya başarılar diliyoruz. Kendisi hakkında bir bilgimiz yok. Sezon içinde fikir edinmeye başlayabiliriz.
Yine Voleybol Bayan şubesinde bir ayrılık haberi var. Geçen sezon kadromuzda bulunan Ceren Mengüç ile sözleşmemizi yenilememiştik. Dün resmi siteden verilen habere göre Ceren ile de sözleşme karşılıklı olarak feshedildi. Şişkin kadromuzda revizyon devam etmiş oldu. Ceren'e verdiği hizmetlerden dolayı teşekkür ediyoruz. Umarız herşey istediği gibi olur.
Voleybolda hem erkek takımı hem de bayan takımının Türkiye Kupasındaki rakipleri belli oldu. Maç tarihleri, rakipler ve program için resmi siteye göz atabilirsiniz.
Bayan basketbol takımında ise kötü bir haber var. Tuğba Palazoğlu ameliyat oldu ve uzun bir süre takımda olamayacak. Sağ omuzundaki yırtık sebebi ile dün Bakırköy Acıbadem Hastanesi'nde ameliyat olan Tuğba Palazoğlu'nun ameliyatı oldukça başarılı geçti. Macaristan Turnuvası'nın kadrosundan çıkarılan oyuncu yaklaşık 2.5 ay takımda yer alamayacak. Kendisine geçmiş olsun diliyoruz.

Galatasaray’ımız– Salı günü oynanan maçta Zalgiris Kaunas'ı 86-61 mağlup etti. Bu maçta skorer olarak üstün bir oyuncu yoktu. Top çok iyi dağılmıştı. Darius Washington 12 sayı, 4 ribaund, 2 asist. Tufan Ersöz 15 sayı, 3 ribaund, 3 asist. Mike Wilkinson 10 sayı, 5 ribaund, 1 asist. Radoslav Rancik 14 sayı, 1 ribaund. Can Akın 17 sayı, 2 ribaund, 2 asist ile oynadılar. Gözler Hüseyin'i Cüneyt'i aradı ama bulamadı. Tufan'ın dönüşü sevindiriciydi.
2. maçta başka bir Eurolig ekibi ile karşılaştık. Çarşamba günü oynanan maçta GALATASARAY'ımız Cibona'ya 81 - 76 mağlup oldu. Antonio Graves'ın takımıydı ayrıca rakip. 25 sayıdan ancak buralara getirebildik. Hakem rezalet bir maç yönetti. Aşırı derecede 3'lük denedik ve atamadık. Ama eksikleri görmek açısından iyi oldu. Maçın istatistiklerini resmi siteden öğrenebilirsiniz. Double - double yapan Rancik'e alkış göndermeyi de unutmayalım.
Perşembe günü son maçta tanıdık bir ekiple karşılaştık. Erdemir'i 93-81 yendik ve averajla şampiyon olduk. Darius Washington 18 sayı ile en skorer isim oldu. Ayrıntılı istatistik için tıklayın. Herkesin birbirini yenebildiği ilginç bir turnuva oldu. Galatasaray'ın hazırlık turnuvası da olsa kazanması çok iyiydi. Çok az olan umutlar yeşerdi diyebiliriz.

Maç öncesinde çok yazıldı,çizildi ''Galatasaray ciddi bir rakiple oynamadı. Avrupa'da büyük maçlarda görürüz Galatasarayı''dendi. Antep,Kayseri derken Beşiktaş'ta ciddi rakip değildi medyanın malûm bölümüne göre. Panathinaikos ise şişirildi şişirildi.'Galatasaray 1 puanla dönse iyidir' dendi.Ancak Galatasarayımız sezona olduğu gibi maçada çok iyi başladı.İstekliydi Galatasaray'ımız. Henüz maçın başında Baros'un müthiş deparının ardından Panathinaikos savunmasınında yardımıyla Elano golle buluştu.Arda'nın yedek kalması süprizdi sezona iyi başlamasına rağmen milli maçlar,derbi vs. derken yorgun düştü Kaptan.Yerine Elano vardı o da çok iyi başladı maça.Ardından Emre Güngör'ün sakatlığı geldi.Zaten Gökhan sakat Servet ise hastaydı buda yetmezmiş gibi Emre'yide kaybettik.Emre Aşık tecrübesiyle ve profosyenelliğiyle çok verimliydi,kritik müdahalelerde bulunuyordu ancak yavaştı.Emre Güngör onun açığını kapatıyordu. Emre'nin sakatlanmasıyla savunmadaki dinamizm biraz azaldı.Dinç olan Emre Güngör'ün yerine yorgun Hakan geçti sol tarafa ise Uğur. Rakibe verilen pozisyonların nedeni de buydu.Emre Güngör kendisine biraz daha iyi bakmalı. Oyuna dönecek olursak golün ardından 1-2 gol pozisyonu daha yakaladık son vuruşlarda biraz daha sakin olabilseydik Baros ve Elano'dan 1'er gol daha izleyebilirdik.İlk yarının sonlarına doğru geriye çekildik.Geriye çekildik ama klasik skorun üstüne yatmak için geriye çekilmemiştik.Panathinaikos'un saman alevi gibi parladığı anlarda kontra ataklarla pozisyon bulmaya çalıştık.Elano,Kewell,Mustafa Sarp gibi oyuncuların yüksek pas yüzdesi ve oyunu kontrol etmesi ilk yarıyı rahat bir şekilde tamamlamamızı sağladı.
2.yarı bizim için rüya Pana için kâbus gibi başladı.Elano'nun mükemmel pasında Milan Baros fuleli adımlarla kaleciyi geçerek topu ağlara gönderdi.İlk yarı'da golü attıktan sonra yaptığımız gibi geriye çekildik.Neticede bir deplasman maçıydı ve kontrollü olmak gerekirdi.Panathinaikos dengesizce saldırmaya ve tehlikeli olmaya başlamıştı. Tam Galatasaray'ın sıkıştığı dakikalarda Elano'nun serbest vuruşunda rakibede çarpan top daha da rahatlamamızı sağladı. Dikkat ettiğim farklı bir nokta ise 2-3 maçtır ofsayt taktiği uyguluyoruz umarım başımıza bir iş açmaz. Rakibe 1-2 pozisyon versekte defans çok eksikti.Panathinaikos Salpingidis'le golü buldu. Ve maçı 3-1'lik skorla tamamladık.Rijkaard'ın Galatasarayı Nordbank Arena'ya giden yolda ilk adamını atmıştı.
Oyuncuları değerlendirecek olursak Leo Franco başarılı kurtarışlara imza attı.Defansta Emre Aşık ikinci yarıda sonradan oyuna giren Petropoulos'u 1-2 kez kaçırsada kritik müdahalelerle tecrübesini konuşturdu.Uğur gerçek mevkiisinde oynamamasına rağmen çok iyiydi sol tarafta hiç sırıtmadı.Defansın bir diğer ucunda ise Sabri çok başarılıydı.Her geçen gün oyunun üstüne koyuyor.Stada gelip onun hata yapmasını bekleyip küfür eden ve 'bu adamın bu takımda ne işi var' diyenlerin yüzünü kızartıyor Sabri.Oyunun orta bölümünde Mustafa çok iyi işlere imza attı neredeyse bütün orta alan mücadelerinden galip çıktı, kaptığı kritik toplarla takımı rahatlattı.Elano çok etkiliydi pek fazla dribling yapmadı attığı paslar ve Panathinaikos'un
baskı kurmaya çalıştığı anlarda oyunu kontrol ettmesi çok güzeldi. Aniden oyunun yönünü değiştirebilmesi takımı çok rahatlatıyor.Sol tarafta Kewell ilk yarıda verimliydi,ikinci yarıda takımın biraz daha geriye yaslanmasıyla pek fazla oyunda gözükmedi.Oyunun diğer kanadında Keita iyi mücadele etti.Ancak tehlikeli bölgede vasattı. Kaptan Arda yorgundu derbidede pek gününde değildi.Zaten 2. yarının sonlarına doğru pek fazla hücum yapmadık.Böylece
kaptanada pek fazla iş düşmedi.Milan Baros çok etkiliydi son vuruşlarda biraz daha sakin olsaydı hat-trick bile yapabilirdi.
Toparlayacak olursak Galatasarayımızın sistemi oturmaya başladı.Artık kadroda eksikler olsada yerine oynayan oyuncu diğerini aratmıyor. Avrupa Ligi'nede çok iyi başladık büyük sıkıntılar yaşamazsak gerisi gelecek inşallah! Maçın en güzel anlarından biri maçın başında "Milyonlarca Taraftarın Yanyana" bestesini o stadda duymaktı.
Johan Neeskens'in maç sonundaki açıklaması maçın özeti aslında : "Buradan iyi sonuç almamız gerekiyordu ve aldık."
5 ' Elano
47' Baros
57' Elano
Kupalara Layıksın Sen Şanlı Galatasaray..
2 gün komşuya gidelim dedik.. Hemen karımıza tecavüz etmişler.. Ulan Çubuklular..

Alpaslan abimizin hasretinin dahada koyulaştığı şu günlerde herkesi eline boya bez almaya davet ediyoruz.
Özellikle temsilcilikler lütfen daha duyarlı olalım.
Bu yazıyı her okuyan arkadaşım gidip 3 metre bez alıp 2 spray ile içinden geçenleri yazarsa Alpaslan abi’ye Eskişehir maçında hiç unutulmayacak güzellikte bir anma gerçekleştirebiliriz.
Sami Yen’de beton gözükmesin diyen tüm arkadaşlarım,bu yazıyı okuyan herkes lütfen destek olun ! Organizasyon hakkında bilgi için önceki yazımıza buradan ulaşabilirsiniz.

Galatasaray'ımızın yarın Atina'da Panathinaikos ile oynayacağı Avrupa Ligi F grubu maçı D-Zımbırtı(Euro Futbol) ve TNT'den (şifresiz) olarak yayınlanacak.Daha önce CNN Türk'ten yayınlanacağı belirtilen maç Doğan grubu tarafından (Digitürk'te TNT olmaması sebebiyle) TNT'ye alınmış.Digitürk'ü olanlar mağdur olacak bu kez.Dizi yerine maç izleyeceğiz TNT'de.Sanırım deplasman maçları şifresiz kanalda olacak yine.İlk olarak inanmadım ama burada da görünce inanmak zorunda kaldım :) Yakında CL'yi Shopping TV alırsa şaşırmamak gerek.
Saldır Galatasaray!


Plan proje çiziliyor. 1 ay uğraşıyorsun. Ekonomik, manevi, zaman yönünden kayıplar veriyorsun. Tiner ve boya kokusunun içinde ailenden habersiz sabahlıyorsun. Maç günü sabah erkenden gecenin ilerleyen saatlerine kadar kan ter içinde koşuşturuyorsun. Bunları sırf ne için yapıyorsun ? Sponsordan kombinesini almış arkadaş kıçı üşümesin diye koyduğun kartonu kıçına koyacak. Yağmurdan ıslanmayayım diye başına şapka yapacak. Her maç zorluk çıkartmayı kendine adet edinen polis setteki pankarta el koyuyor. Onu almak için saatlerce yalvarıyorsun. Ancak 5 dakika kala alabiliyorsun. O da Haldun Üstünel'in yardımıyla. Biber gazı öğlen yemeği oluyor. Jop ise 5 çayı. Bazı kişiler futbolcuların çıkışını görmek için pankartı yukarı çekiyor. Çatıdan kuşların inmesinin önünde onlarca engel var. En büyük engel de stad müdürü. Kapalı göbekte birçok alakasız insan dolu.
Maça gidiyorsun adam kapalı tribünde kombinesindeki numarada yazan koltuğu arıyor. Kartonları değiştiriyor. Ayağının dibindeki kartonu kaldırmıyor. Ertesi günü de oraya buraya girip koreografi kötü yazıyor. Meşale sislerinden rahatsız olan kodomon kaplamış kapalıyı. Bir dahaki maça gaz maskesi ile gelin diyoruz. Maçı en güzel yerde izlemek istiyor ama numralıya gitmeyip züğürtlük yapıyor. Maça 5 dakika kala giriyor stada. Maç boyunca sadece Sabri'nin hata yapmasını bekleyip ona sövüyor. Maça 5 dakika kala bırakıp gidiyor.
Koreografide emeği geçmemiş insanlar sete çıkıp hepinizn bilmemnapayım diye bağırıyor. Koreografiyi üstlenmeye kalkıyor. Emekçilere küfür ve emir yağdırıyor.
Bundan sonra anlıyoruz ki koreografinin yeri Alpaslan Dikmen Tribünü'dür. Blogda da Tribün kategorisinde yerini en yakın zamanda alacaktır bu koreografi.
ultrAslan Koregrafi ekibinin ve tüm tribün emekçilerinin emeğine sağlık.
Kapalıdasın Farkındamısın?

Daha 4-5 yıl öncesinde rakibin elini sıkan - taraftarı satan - polise bırakan başkanlar varken şu anda protokol tribünde atkı tutan bir başkan var. Tüm yönetim kurulu da katılmış bu olaya. Olay Metin Oktay'ın ölümü ile alakalı ama çok hoş birşey. Ayrıca satışa sunulan atkıların da reklamını yapıyor yönetim. Sürekli bahsettiğimiz pazarlamadaki atılımlar sürüyor yani. Atkı ile poz veren yönetim kurulu da gördük ya artık ölsek de gam yemeyiz. Ah ulan ah.. Boşuna geçmiş şu 6 yıl.. ( 2002-2008 )

Dün gece sahada rencide olan takımın büyük taraftarı(!) tribünde kendilerini yiyip bitirdikten sonra salya sümük Ali Sami Yen Bey'e küfür etti.Şaşırmadım aslında böyle bir camia'nın büyütülmüş balon taraftarına.Bu küfür bu kulübün kurucusuna kulübün tarihine,stada ismini veren 58 yıl önce vefat etmiş Ali Sami yen Bey'e edilmiştir.Sahada kaybedip,tribünde kendini kaybetmek ve rakibin tarihine küfür etmek aşağılık olmaktır.Birde forumlarında 'iyiki yaptık' tarzı şeyler söylüyorlar.Terbiyesizlikleriyle övünüyorlar salyaları aka aka... Hiç birşey Galatasaray camiasının büyüklüğüne gölge düşüremez.Yazıklar olsun o insan görünümlülere!

Siyah Beyaz Film Gibi Ulan... Koyup Koyup İzliyoruz..
Arda yorgun,Baros yorgun,Elano yedek,Keita yorgun 3-0..
parçalı var,ruh var,Galatasaray var!
Kupalara layıksın sen şanlı Galatasaray!
Yapılan yıldız transferler, büyük projeler.. Bunlar kamuoyunun önünde olan gerçekler. Bu konuda çok başarılıyız. Özhan Canaydın döneminde olmayan transferler, yapılamayn projeler yapılıyor. Zaten bu konularda eskiyle kıyas yapmayacağız. Daha 3 yıl öncesinde pembe hayallerimiz vardı. Elbette bizde istiyorduk yıldız transferler, iyi stadyumlar.. Ama bunların dışında çok büyük bir istek vardı.. Taraftarız biz.. Gönlümüz çok ufak şeylerle alınabilir..Mesela 3 sene önce Galatasaray TV rezil bir kanaldı. Şu an çok iyi olduğu söylenemez ama gerek bulunduğu platform, gerekse yapılan atılımlar kalitesini artırdı. Son olarak internetten yayın yapılacağını söylemiştik ve bu başladı. Çok kaliteli yayın yapılıyor. İzlemek isteyenler tıklasın.
Bir resmi sitemiz vardı.. Girerken virüs uyarısı alıyorduk. Haberler güncellenmiyordu. Çok önemli haberler 2-3 gün sonra duyuruluyordu. Bu da değişti yeni bir tasarım yeni bir ekip.. Transferleri ilk olarak ordan öğrenir olduk. En çok girilen kulüp sütesi oldu. Birçok hizmetler sunuldu. İnanılmaz üye sayısına ulaştı. Transfer günleri tekil ziyaretçi rekorları kırıldı..
Dergimiz zaten çok kaliteliydi. Tüm iletişim birimlerinin birleşmesi ile üstteki organlarla iletişim kopukluğu giderildi. Daha da kaliteli oldu.
Eski açık tribün vardı. Artan bilet fiyatlarından sonra ateşli genç kesim oraya gidebiliyordu. Çünkü bu kanı deli gençlerin çoğu öğrenciydi. Orası maçalrda karanlık oluyordu. Karanlıktan gelen ses rakibi ürkütüyordu. Ama ışıklandırılması gerekirdi. Alpaslan Abi uzun uğraşlar sonucunda ışıklandırmasını yaptırdı oranın. Orayı GSYİAD ışıklandırıyordu. ultrAslan'da orada koreografiler yaparak itibarını artırdı ve kendisi de oraya geçti. Daha sonra GSYİAD oranın üstünü kapattı. Rakip takım bölümünün de üstü kapatılacak. Bugüne yetişmemesinin tek sebebi zaman kısıtlığıydı. Polislerin oturduğu bölüm kapatılmamalıyı bize göre. Vurdukları her jop onlardan fitil fitil çıkarılmalıydı. Bu konuya daha sonra değineceğiz ayrıntılı olarak. Tam bir curva oldu orası. Bugün de ilk performansını sergileyecek.. Alpaslan Dikmen artık daha gür bir şekilde "Sarı" diyecek..
Peki yeni açık ne yapacaktı ? Şu yağmurlu günde onlar ıslanacakmıydı ? Hayır elbette olmayacaktı bu. Çünkü artık taraftarı düşünen bir yönetim vardı. Kapşonlu yağmurluk dağıtılacaktı. Hem renk birliği sağlanacak hem de taraftar mağdur olmayacaktı. Rakip taraftar ne olacaktı ? Onlara da şeffaf yağmurluk dağıtılacaktı. Gittiğimiz deplasmanlarda koltuğumuza tezek sürüp, üstümüze sidik torbası atanlara yine Galatasaray gelenekleri ve hoşgörü ile yaklaşılacaktı. Onların da tribün emekçisi olduğu, en önemlisi insan olduğu unutulmayacaktı. 17 hafat sonra ne göreceğimizi bilerek bunu yapıyorduk hemde..
Tüm bunlar çok basit ama taraftarın gönlünü alabilecek şeylerdi. Ve yönetim bunları yapıyordu. 3 sene önce pembe hayallerinin ilk sırasına koyulan "değerli olduğumuz hissettirilsin" maddesi gerçek oluyordu..

Arkadaşlar öncelikle herkese merhaba,
Takımımızla birlikte sene başından beri gözle görülen bir ivme kazanan tribünlerimizi taçlandırmak adına 12.09.2009 tarihinde Ali Sami Yen stadyumunda oynanacak Galatasaray - Beşiktaş müsabakasında,ekibimiz bir koreografi hazırlamış bulunmaktadır.
Hem kötü hava şartlarından dolayı hem de günlerce uğraşılıp hazırlanmış olan koreografimizin olabildiğince kusursuz olabilmesi için,sizden bir takım ricalarda bulunacağız.
Galatasaray -Beşiktaş Maçında KAPALI tribünde olacak sevgili renktaşlarımız ;
* Koltuklarınıza bırakılan materyallere lütfen sahip çıkın.Koreografi dışında başka hiçbir amaç için kullanmayın.
* Görevli arkadaşların uyarılarını lütfen dikkate alın.Çevrenizdeki insanlara bu uyarıları iletin.
* Koltuklarınıza bırakılan materyaller belirli bir düzene göre dizilmiştir.Lütfen yerlerini değiştirmeyin.
* Tribün koridorlarına,koreografinin detayları ve bu detaylar nazarında dikkat edilmesi gereken hususlar asılacaktır.Lütfen bu uyarıları okuyup tribündeki yerimizi öyle alalım.
* Koreografi görevli arkadaşların işaretiyle başlayıp,yine görevli arkadaşların işareti ile son bulacaktır.Lütfen en fazla 3 dakika sürecek bu zaman zarfı içerisinde koreografinin bütünlüğünü bozmayalım.
* Açılacak pankartın kenarlarından tutan arkadaşlar,Lütfen pankartı gergin tutun,sağa sola çekiştirmeyin.sallamayın.Pankartın altına gelecek arkadaşlar pankarta vurmak sureti ile dalgalandırmayın.
Koreografinin fikrinin bulunmasından,bütçe yaratılmasına,geceler boyu süren boyamalardan,gerekli izinlerin alınmasına kadar,1 aydır süregelen koşuşturmacanın son ve en zor bölümüne geldik.Şimdiye kadar tasarladığımız koreografilere sahip çıkarak birlikte birbirinden güzel işlere imza attığımız Galatasaray taraftarının bu koreografiyede aynı ölçüde sahip çıkacağına inanıyoruz.
Bu saatten sonra Allah taraftar şansı versin.
Teşekkürler
ultrAslan Koreografi Ekibi
saldır Galatasaray!
Milan Baros geçen yılın gol kralı..Bu sene pek istediği gibi başlayamasada performansıyla iyi sinyaller veriyor.Çarşamba gecesi oynanan maçta Çek Cumhuriyeti San Marino'yu 7-0 yenerken Baros 4 gol attı.İstanbul'da yaşanan sel felaketi'nin ardından Meteoroloji uyarıyor! Cumartesi yoğun yağış bekleniyor. Milan Baros'ta uyarıyor attığı 4 golle. Umarız yağmurla birlikte,Baros'la birlikte gol olur yağarız!
Sevgili GSYİAD sayesinde ıslanmayacağız tekrar tekrar teşekkürler.
Çek Cumhuriyeti'nin San Marino'yu 7-0 yendiği maçın özeti ve Milan Baros'un gollerini izlemek için tıklayın.
Elano'da iyi bir performans göstermiş ve sonradan oyuna girmesine rağmen takımının galibiyetinde rol oynamış.Elano için sizi şuraya alalım.

Adnan Polat dün divan toplantısında internetten izlenebileceğini söylemiş. Cüzi bir miktara üye olunacak demiş. Sanırım altyapıyı Turk Telekom hazırlıyor. 5 lira gibi bir ücret olacağını duymuştum. Ayrıca 1 milyon kişi girse bile çökme olmayacağı haberi vardı. Tüm bunları paylaşmıştık geçmişte. Bu çok mantıklı. Hem herkes Dıgıturk almak zorunda kalmaz hem de para direk olarak kulübe gider. Taraftar da ucuz olduğundan izleme şansını bulur. Bakalım zaman ne gösterecek. Galatasaray için en hayırlısı neyse o olsun ama taraftar da asla zararlı çıkmasın.
Bildiğimiz üzere Pana maçı için bir organizasyon düzenliyordu ultrAslan. Bizde bunu blog'da duyurmuştuk. Ancak yaşanan olumsuz gelişmeler şanlı Galatasaray taraftarının önünü kesti. Sözde diplomatik/siyasi/çıkabilitesi yüksek olaylar'dan dolayı iki kulüp anlaşmış. Biz oraya gidemeyeceğiz onlarda buraya gelemeyecek. Daha önce Panionios deplasmanında protokol tribününde bağıran birkaç amca görmüştük yine öyle olacak sanırım. Geçen yıl Olympiacos maçında numaralıdaki Olympiacos'lular gibi.. ultrAslan.com sitesinde ve forum'da başlık kaldırıldı. Gazetelere bile konu olan tur iptal edildi. Üzüntü verici bir gelişme. Birçok kişinin hem hevesi kursağında kaldı hem de boşu boşuna işlem vs. koşturdu. Ama daha çok maç gidilecek çok deplasman var. Nordbank Arena'ya kadar yolu var! diyelim.
Galatasarayımız’da sürekli ertelenen tüzük değişikliği için düğmeye basıldı. Yönetime sunulan tüzük taslağıyla ilgili değişikliklerin yapıldığı ve en geç 2 ay içinde olağanüstü kongrenin gerçekleştirileceği öğrenildi. Umarız ksıa sürede hazırlanacak tüzükte sorunlar olmaz.
Galatasarayımız' da tüzük kongresiyle birlikte bazı radikal değişikliklerin yapılması planlanıyor. Özellikle üye alımı konusunda ‘devrim’ niteliğinde kararların alınması beklenilerken, kulübün eğitim kurumlarının tamamına üyelik konusunda ayrıcalıklar tanınacak. Bu kulübü liseci zihniyetten kurtarmak için iyi bir adım.
Bugüne kadar sadece liseli üyelere tanınan haklar (Galatasaray Lisesi’nde iki yıl okuma yeterli oluyor kulübe üye olmak için) yeni tüzük değişikliğiyle birlikte Galatasaray İlköğretim Okulu ve Galatasaray Üniversitesi’nden mezun olanlar için de uygulanacak. Ancak liseden farklı olarak bu iki eğitim kurumundan mezun olma şartı istenecek. Bu bilgiye göre liseliler hala en şanslı olacak gibiler.Ne var ki bu noktada özellikle lise kanadından eleştiriler geliyor ve köklü eğitim kurumunun camiadaki etkinliğini kaybedeceği eleştirisi öne çıkarılıyor. Umarız bu sıkıntılar aşılır.
Geçtiğimiz yıllarda tartışmalara yol açan ve kimi zaman yönetimlerin kotanın üzerine çıktığı lise dışından üye oranı ise yüzde 4’e yükseltiliyor. Böylece kulübe daha fazla üye kazandırılması planlanıyor. Bu çok önemli. Çünkü dışarıda üye olmayı bekleyen birçok Galatasaray'lı kulübe üye olabilecek. Ama yüzdelik dilim hala çok az.
Diğer taraftan divan üyesi olma kriterinin 30 yıldan 25 yıla indirilmesi, başkanlık seçimlerinin ve mali kongrenin sezon içinde değil ligler bittikten sonra yapılması da diğer değişiklikler arasında. Böylece divan genişleyecektir. Seçimler ve kongrenin sezon sonu olması ise çok mantıklı. Kötü yanı ise transfer vaatleri ile seçimlerin geçecek olması.
Ayrıca kulüp başkanının görev süresi de 3 yıla çıkarılıyor. Öte yandan özellikle şirketlerin denetimi konusunda genel kurulun yeni tüzükle beraber daha aktif bir hale getirilmesi planlanıyor. Başkanlık süresinin uzaması istikrar açısından mantıklı. 2 yıl günümüzde çok kısa bir süre.
Kulüpte bu olağanüstü kongrenin yapılması için 7300 kayda açık üyeden 730’unun (yüzde 10) toplantıya katılması gerekiyor. İnşallah bu sayıya ulaşılır ve kulüp dış dünyaya açılım yapar. Kulübün büyümesindeki en büyük engel de ortadan kalkmış olur.























