Yeni Tasarım & Yeni Tema

|

Eski tema'nın sayfaları geç açması ve bazı eksikliklerinden dolayı blog'un temasını ve bazı ayarlarını değiştirdik.Bir kaç gündür üzerinde durduğum tema daki hatalardan dolayı son bir kaç saat içinde aceleyle bu temayı editleyebildim umarım beğenmişsinizdir.Şimdilik oluşabilecek ufak tefek aksaklıkları görmezden gelin. Önemli eksik ve hataları yorumlar kısmından belirtin.Herkese iyi günler..

Öneridir; Mozilla Firefox kullanın her açıdan daha iyi..

Caner Erkin Galatasaray'da!

|


Günlerdir/Haftalardır transferi gündemde olan Caner sonunda resmi olarak Galatasaray'ımızda.

Caner satın alma opsiyonuyla birlikte 1 yıllığına kiralandı.Hangi yönden bakarsanız bakın iyi bir transfer.İlk 11'de çok sık yer bulacağını düşünmesemde bu sezon göstereceği performans onun kalıcı olmasını sağlayabilir.Caner çok genç (20) ve yetenekli bir oyuncu olması açısından iyi ve doğru bir yatırım. Haldun Üstünel yaptığı açıklamada 2-3 futbolcu ile daha görüşüyoruz demişti merakla bekliyoruz...

CURVA

|
Alpaslan Dikmen/Eski Açık

O da Bir İnsan..

|
Mehmet Güven Artık Gitmeli..
Takım Hakeme Saygılı Olmalı..
Arda Kaptan Olmalı..
Nonda'nın Yanına Bir Zenci Daha Lazım..
Her Maç En Hazır İsimler Oynamalı, Rotasyon Olmalı..
Emre Çolak Biraz Gelişmeli..
Bozuk Paralara Keşke Gazete Alsaydık.. Hem Altımızda Üşümezdi..
Serdar Neden 94 Milyon Euro Etmesin..
Hakan Balta Daha Ofansif Oynamalı..
Elano ve Arda Yanyana Oynar..
Volkan Yaman Çok Kötü..
Yaser Yeterli Değil..
Yeni Açık Alt da Loca Olduya Ölsem de Gam Yemem..
Keşke Eski Açığın Üstü Kapansa..
İzinler Bitmeli, Kondisyon Yükselmeli..
Lincoln'e Hayranım. Bence Porsche'den Daha İyi..
Servet-Gökhan da Pas Yapabilir..
Duran Toplardan Gol Bulmalıyız..
Bugün Kebap mı Yesek Yoksa Kuru - Pilav mı ?
Benzine Zam mı Geldi ? Yuh Ulan..
Sabri Sarıoğlu Açılımım İşe Yarayacak Göreceksiniz..
GSMobile Geçtik Ne Zaman Açılır Ki ?
Aklımdan Geçenleri Allahtan Başkası Biliyormudur ki ?
Hadi Frank Kalk! Daha Johan'a Verdiğin Boğazda Rakı Balık Sözün Var..

Üfleeeee

|
İçişleri bakanı Atalay,yeni yayınladığı güvenlik genelgesinde stat kapılarına alkolmetre konulmasını istedi.Maça gelenler önce alkolmetreyi üfleyecek, eğer çok içmişse stada alınmayacak.
Kaynak : Habertürk


Alkol tüketen biri değilim fakat son zamanlarda hayatımızın her safhasında bir yasak, bir sansür uygulanması canımı sıkmakta.. Bakalım daha neler göreceğiz.

30 Ağustos Zafer Bayramı Kutlu Olsun

|

Bu büyük zaferin 87. yıl dönümünde, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları ile vatanı uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizi bir kez daha saygıyla anıyoruz.

Arda Turan ( c )

|


Kaptan olduğundan beri yaptıkları gerçekten çok anlamlı. Lig TV'deki görüntülere göre de MS hastasına ziyarete gitmiş Büyük Kaptan. Herkese örnek olması gerektiğini söylüyordu bugün GSTV'de. Gerçekten de herkese çok iyi örnek oluyor. Daha bunlar bildiklerimiz. Bilmediklerimizi de eklesek 2 postdan birisi Arda ile ilgili olacak. Adamsın Arda Turan.. Aynı bu çizginde Yürüyedur Arda Turan. Video İçin tıklayın.
Ömer Güvenç'in konuyla ilgili yazısı için tıklayın

Geçmiş Olsun Serdar Bey...

Alpaslan'a Mektuplar... | 27 Eylül'de Satışta..

|

Danış abi kitabın çıkacağını geçtiğimiz günlerde açıkladı... Yazmaya fırsat bulamamıştım. Merakla bekliyordum. Konuya bu arada burda da değinilmiş.

Öncelikle kitaptan bahsedelim. Bildiğim kadarıyla dünyanın dört bir yanından mektuplar forumda toplanmıştı. Mahir Şanlı isimli abimiz bunları toplayıp kitaplaştıracaktı. Burada Alpaslan Abi'ye mektuplar ve onunla yaşanan olaylar anlatılacaktı. Mahir abi kitap konusunda tecrübeli. Kendisinin çıkarttığı kitaplar da vardı önceden. Yurt dışında yaşıyor. En güzel yazılar seçilip kitaplaştırıldı. 27 Eylül'de, o kara günde satışa çıkacak. Kitabı Galatasaray Store, seçkin kitapçılar ve Carrefour, Migros gibi seçkin marketlerde bulabilirsiniz. Ayrıca internet üzerinden, Galatasaray Store resmi sitesinden de satın alabilirsiniz. Kitabın tüm geliri Galatasaray Tekerlekli Basketbol Takımına aktarılacak. Bu da çok güzel bir haber. Kitaplara herkesin hücum edeceğinden hiçbir şüphem yok. Okunması ve arşivlerde saklanması gereken bir eser olacaktır. Alpaslan Abi'nin adı böylece her yerde yaşatılmaya devam edecek. Galatasaray taraftarı üstüne düşeni yapacak, gerekli hassasiyeti gösterecektir. Bunun sonucunda da uzun süre en çok satılanlar listesinde yerini alacaktır.

Bu arada şunu kesinlikle unutmayalım. Her kitap gibi bunun da korsanı çıkacaktır. Forma, atkı derken lütfen en azından bu konuda korsana yönelmeyelim. Kanıbozuklara prim vermeyelim. Bu iş para işi değil gönül işidir. Aman dikkta diyelim.

Kitapta emeği geçen ( mektup atan - derleyip toplayan - yayınlayan ) herkese teşekkürler. Kitabın abimize layık olduğuna canı gönülden inanıyorum. Keşke bu kitap hiç çıkmasa, o pankartlarının olacağı maç orada 3'lü çekebilseydin be abi. Ama biliyoruz sen hep oradasın. Her 3'lü de sesin geliyor stadın her yerine.

" teker teker geleceğiz yanına,
biz orada olacağız kolkala... "

Suyun Öteki Tarafındakiler

|
2 senedir Avrupa da yolumuz Yunan takımlarıyla kesişmiş ve bu maçları hiç zorlanmadan kazanmıştık. Kalli dönemindeki 0-3 aldığımz Panionos maçı , geçen sezon tarihi fark olacakken 1-0 bitip ,fazla hasar almadan elimizden kurtuldukları ve resime konu olan Olympiakos maçı.
Sıra geldi başka bi yunan takımına.

İlk maçta orada yaşanacak, barış görüntüleri ya da çıkan olaylar İstanbul'da ki atmosferi etkileyecek şüphesiz. Taraftar grubu Gate 13, 7 sene önce kadiköy deplasmanında deyim yerindeyse terör estirmiş aynı görüntüleri Yunanistan da çubuklu takımın taraftarları gösterememişti.Son yıllarda Sami Yen'e deplasmana gelecek en sağlam tayfadır . Orada yaşanacak olaylar sonunda , o olayların bir nevi rövanşının burda alınması olası.

" Attention ! You may fall into the sea " çalışmasının benzeri bir koreografi tribünlerde olabilirdi ancak ;
İçişleri Bakanı Atalay, valiliklere gönderdiği genelgede ideolojik ve ırkçı pankartın stadlara asılamayacağını duyurdu.

Spor karşılaşmalarının yapılacağı stad ve salonlar ile çevrelerine "ideolojik, ırkçı pankart ve dövizlerin" asılması yasaklandı. İçişleri Bakanı Beşir Atalay, "Spor Müsabakalarının Güvenliği" ile ilgili valiliklere bir genelge göndererek spor karşılaşmalarının risk analizinin yapılmasını ve ona göre tedbir alınmasını istedi.

Mevzuatta aksine hüküm bulunmaması dolayısıyla özel güvenlik güçlerinin de stadyum girişlerinde elle arama yapmalarına olanak sağlandı. Daha önce özel güvenlik birimlerinin güvenlik önlemini aldığı stadlara polis geri dönüyor. Özel güvenlik sisteminden vazgeçilmedi ancak genelgede sistem oturana kadar polisin de devrede olması benimsendi.

Maçtan önce dernekler aranacak
Genelgede "Seyirciler stada alınmaya başlamadan yetkililerin katılımıyla, mahkeme kararıyla stad içindeki spor derneklerinin ve diğer kurumlara ait yerler dahil tüm bölümlerde, kapalı yerlerde, yasak madde araması yapılarak, konusu suç teşkil eden ideolojik, ırkçı pankart, döviz ve benzeri materyallerin stadyuma ve çevresine asılmasına izin verilmemesi" istendi.


Genelgesiyle taraftarın önünü kapamış oldu. Gerçi belli olmaz geçen senede engel olunmaya çalışılmıştı ama maç başlamadan önceki son dakikalarda koreografiye güzel bir ayar çekilmişti.
Adamlar 1000 kişilik tayfayla, geçen İstanbul turlarındaki gibi sağa sola sataşarak İstiklal caddesini inletmeye çalışacaklardır.Bunlara meydan vermemek lazım.

İlk maç Ege'nin diğer tarafında..
Mevzuda geri vites yapmayacak kemik tayfa götürülmeli deplasmana , buradada o 1000 kişiye karşı pasif kalmayacak kişilerle bir karşılama organizasyonu iyi giderdi.

P.S: Rakip takım taraftarlarının gelip gelmeyeceği belli değil sadece öngörü bunlar.

Asıl Avrupa maceramız bu maçla başlayacak..Kurada ki takımlara baktığımda hayatta yenemeyiz dediğim hiçbir takım yok.Takımın başında Skibbe yerine Rijkaard var. Geçen seneki o sallantıyı yaşamayacağımızı hissediyorum. En kötü yarı final oynayacak çaptayız.

Bir Ağustos sonunda yine umutla geleceğe bakıyoruz.
Sesimiz daha gür çıkıyor, daha kenetli bir şekilde tribünde omuz omuzayız.
O kupayı yeniden Sarı kırmızı formanın ellerinde görmek, Allahım kupa Türkiye'de nidalarıyla yeniden sevinç gözyaşları dökmek dileğiyle..

Aslantepe

|

Toki sonunda bu işin tamamını yapacak bir firma olmadığını anladı ve ihaleyi iptal etti. Artık stadı kendisi bitirecek. Belki de en başından beri böyle istiyordu. Çünkü yapan firma büyük para kazanacak. Eğer toki yaparsa %100 kar edeceğinden böyle istemiş, ihalelerle biz anlamayalım diye oyalanmış olabilir. Sadece küçük bir tespit. Ah ulan alacaktık krediyi Sami YEN'i yıkıp kendimiz yapacaktık oraya rezidansı. Bu rantın kralını biz koyacaktık kasaya. Ama o ihtimalde bürokrasi işin içine girdiğinden zor olurdu. Toki bu işi 1 yılda bitirecektir. Önümüzdeki sezon ilk 2-3 hafta olimpiyatta oynayabiliriz. Belki de deplasmanda başlar, 2. yarı dengeleriz. Kargaların yaptığı gibi olabilir. Söylenen her tarihe inandık be sabırla bekledik hep hayal kırıklığı oldu. Artık bu tarihe sonuna kadar inanıyorum. Ortalıkta çatı 2 yıl sonra yapılacak söylentisi vardı. Bu da ortadan kalkmış TOKİ'den yapılan açıklama ile. Şimdi 10 gün içinde stadı yapacak firma belli olacak. En az para ile yaparım diyen ihaleyi kapar. Umarız bu noktada ucuz mal kullanma sıkıntısı oluşmaz. Seneye bugünlerde yeni stadımıza geçmiş olacağınız Allah’ın izniyle.

UEFA Avrupa Ligi'ndeki Rakiplerimiz

|
Yukarıdada gördüğümüz üzere rakiplerimiz Panathinaikos,Sturm Graz ve Dinamo Bucaresti oldu. İlk maçımızı 17 Eylülde deplasmanda Panathinaikos ile oynayacağız.

UEFA Kupasının tarihe karışmasının ardından yeni statüyle oynanacak Kupa 2'de daha zor bir kura bekliyordum açıkçası.Geçen yıl ki UEFA grubumuz şu şekildeydi; Benfica,Galatasaray,Hertha,Olympiacos,Metalist kanımca bu grup kağıt üstünde şuankinden çok daha zor bir gruptu.Neyse günümüze gelelim; 1. torbadan çıkmasını istediğim takım kesinlikle AS Roma'ydı Roma bilenler bilir benim Roma'ya karşı bir sempatim vardır ve hep kuralarda Roma'yı istemişimdir malesef olmadı.Ancak Roma olmasa bile Panathinaikos-AEK ikilisinden birini kesinlikle grupta istiyordum ve oldu.
Panathinaikos gerek taraftarıyla (GATE 13) gerek kulüp yapısıyla iyi bir rakip kadrosunda Djibril Cisse(İlk maçta cezalı),Sebastian Leto,Karagounis ve Gilberto Silva gibi oyuncular var.Deplasmanda işimiz çok kolay değil alacağımız 1 puan bile önemli bir avantaj olabilir ama yenemeyeceğimiz bir takım değil.Deplasmana sağlam gelirler diye düşünüyorum ama bizimde bir tarifemiz olur onlara. Ali Sami Yen'de bizim şu 48 takımdan yenemeyeceğimiz takım yok.

Geçen sezon Steaua'ya elendikten sonra büyük bir hâyal kırıklığına uğramıştık.Bu yıl yine bir Rumen takımı olan Dinamo Bucuresti'yle eşleştik.Eski'ye dayanan bir anımız var Dinamo'yla 1956-57 sezonunda 3-1 mağlûp olmuşuz Türk takımlarının oynadığı ilk Şampiyon Kulüpler kupası maçı olmuş.Golümüzü 68. dakikada Metin Oktay atmış.Zamanı ileri sararsak kadrosunda eski Galatasaray'lı Florin Bratu ve Gabriel Tamas bulunuyor.Taraftarıda ateşli ama karşılarında Galatasaray var biz varız :) Dinamo karşısında 2 maçıda kazanabileceğimize inanıyorum.

Sturm Graz UEFA elemelerinde ya da grupların sonunda gördüğümüz vasat orta Avrupa takımlarından zorlanmayız diye tahmin ediyorum.

Teknikten taktikten anlamam.Onları zaten birçok futbol blogu en iyi bir şekilde yapıyor.Rakiplerin durumunu,taraftarlarını ve kendi yorumlarımı yazıyorum sadece bir Galatasaray taraftarı olarak.

Fikstür;

17 Eylül
Panathinaikos - Galatasaray

1 Ekim
Galatasaray - Sturm Graz

22 Ekim
Galatasaray - Dinamo Bükreş

5 Kasım
Dinamo Bükreş - Galatasaray (Seyircisiz)

3 Aralık
Galatasaray - Panathinaikos

16 Aralık
Sturm Graz - Galatasaray

FC Levadia 1-1 Galatasaray

|
Maç için söylenecek çok fazla birşey yok aslında Galatasaray'ımız ilk maçın rahatlığıyla daha yedek bir takıma şans verdi.Levadia'nın amacı ise sadece prestij için kazanmaktı.
Elano attığı paslar ve yaptığı asistle öne çıkan isim oldu.
Nonda çok etkili olmasada golünü attı.
Sabri çok iyiydi. Daha öncede belirttiğim gibi çok daha iyi olacağına inanıyorum.
Aydın için söylediklerimiz yine geçerli yine yok Aydın ortalarda.
Serdar çok fazla kendini gösteremedi.
Alparslan beklediğimiz patlamayı bir türlü yapamadı.

Genel olarak Levadia'nın 1-1'in üstüne yattığı bir hazırlık maçı oldu.

Tribün #21

|

Pek fazla tribün kategorisine girmesede bu seferlik böyle olsun..
Olaylı bir maç sonrası ASY koridoru..


Güle Güle Volkan Yaman..

|
İyi veya kötü verdiğin emek için teşekkürler.
Yolun açık olsun..

Milyonlarca-Atkı

|



Mükemmel,muhteşem,süper bir atkı.Geçen seneki Sonsuza Kadar atkısının arka planı kullanılmış ve çokta güzel olmuş.'Sonsuza Kadar' atkısını kaçıranlar bunuda kaçırmasın.

Bu muhteşem atkıyı satın almak için Tıklayınız

Logoda çok güzel :)

Siz Kendi Topunuzu Getirin! Bu topla biz oynuyoruz

|
Bölüm-3 "Barcelona-Rijkaard-Galatasaray"

2.Bölüm içerisinde Rijkaard Barcelona’da iken takımın düşüşünün sebeplerinden bahsetmiştik. Yine kısaca özetlersek bunun nedenleri;

Kondisyon yetersizliği,alışma süreci ve sistemin farklılığı

Dikkatle inceleyecek olursak, Total Futbol’u benimseyen ve başarılı olan takımaların altyapılarına verdikleri önem hepimizin dikkatini çekmiştir.

Barcelona,Ajax,Porto...Ve daha nicesi...

Çünkü bu sistem öyle 1-2 ayda aşılanacak kadar kolay değil. En başta oyuncuların saha yerleşimi ve pas organizasyonları,kademe anlayışı gibi nitelikleri önceden öğrenmesi gerek.

Nitekim Barcelona’nın ilk kadrosuna baktığımızda;

Ronaldinho,Guily,Marquez ve bir nebzede olsa Deco’nun sisteme yabancılık çektikleri ve alışma sürecinin buna bağlı olarak uzadığını görebiliriz.

Şimdiki kadroya bakacak olursak;

Messi,İniesta,Pique gibi altyapıdan çıkan oyuncular ile böyle bir sorun yşamadıkları aşikar.

İşte bu sebepledir ki altyapımıza da Hollanda Ekolü (Total Futbol) getirilmeye çalışılıyor.

Şimdi birazda Barcelona takımını inceleyerek eksiklerimizi gözlemleyelim. (Resimlerin bazıları Spox’dan alıntıdır)

İlk resimde Barca’nın sahaya dağılımını görmekteyiz. Tandem olarak adlandırılan 2 stoper en geride, defansif önlibero emniyet amaçlı hemen önlerinde, 2 sağ bek ise olabildiğince açılmış durumda. Bu hem dağılım hem oyunun her alanını kullanmaya yardımcı, hemde stoperlerin topla daha rahat çıkarak önlibero üzerinden 2 ortasaha (Xavi-İniesta) ile kolayca birleşmelerini sağlayacaktır .Öndeki ikilinin top almak için ne kadar yakın oynadıklarına dikkat!

Talinn maçında sahaya yayılımımıza bakarsak;

Bekler mümkün olduğunca açılmış ve stoperler en geriden olabildiğince tek pasla çıkmaya çalışıyor .Görünüşte bir sorun yok gibi ancak topla buluşan Ayhan’dan pas alması gereken Arda şuan ekranda yok .Çünkü Arda geçen seneden kalma alışkanlıkla forvetin hemen arkasında sol çizgiye yakın bir yerde pas bekliyor. Yani çift sol açıkla oynuyormuşuz gibi. Olması gereken yer ise orta yuvarlağın rakip ucu. En gerideki Talinn’linin olduğu yer.

Aşşağıda olduğu gibi;

Barcelona için "Pas" kelimesinin ne kadar önemli olduğunu açıklamaya gerek yok sanırım. Esas mentalite saha içinde üçgenler kurarak hızlı ve tek paslarla topu tehlike alanına taşımaktır.

Bunu ne kadar iyi yaptklarını aşşağıdaki linkte görebiliriz.
Üçgenlere Dikkat...

Defanstan ileri alana taşınan top, hedef santraforun da geri gelmesi ile dikine oyuna veya atağın kanatlara taşınmasını sağlayacaktır.

Veya bizdeki hali ile Baros’un Kanatlara gelip Arda-Ayhan(Elano) ikilisinin içeri katetmesini kolaylaştırır.
En önemli konu ise Üçgenler .Defanstan başlayıp (Stoper-Stoper-Önlibero) ileri doğru giden(Önlibero-Ortasaha-Ortasaha) daha sonra kanattaki oyuncular ve forvet ile giderek artmaktadır.
Tabiki forvetin boşalttığı alanlara da orta saha ve ikinci forvetlerden koşular olacaktır.

Burda da Baros’un boşalttığı alana Arda’nın koşu yaptığı gibi. Nitekim pozisyon da Keita’nın golüyle sonuçlanmıştır.

Peki rakip kapanırsa???

Burda ise tüm oyuncular defans arasında sıkışmış ve katı bir savunma uygulanıyor.Ortasahadaki ikiliden birinin yapması gereken ise...

Top defanstan çıkan veya 2. ortasaha olarak atağa katılan oyuncuya aktarılır ve rakibin etkili defansı esnetilerek oyuna genişlik kazandırılır.

Ve tabiki dönerek oynamak...Michels’in bahsettiği "Her oyuncu her mevkide oynayabilmelidir" sözünün dayandığı nokta.

Ve bunu en güzel uygulamamız..

Arda’nın korner çizgisine çekilmesiyle ve onun boşalttığı alana Kewell’ın koşusu...Sonuç? Gollll...

Defansif olarak hücum oyuncularının yükümlülüklerine bakacak olursak...

Top rakip bekte iken kanat oyuncusu baskıya gelir. Burda önemli olan ise hedef santrafor’un yeri. Topu geri veya yana oynamaya karşı defans ile önlibero arasında;

Top çizgiye paralel oynanır (Mecburiyetten) ve sonuç...

Olgunlaşmadan bitmiş bir atak daha...

Rijkaard Barcelona'sını hatırlarsak, sağda herkesi deli eden Oleguer ısrarı, sol kanattaki Silvinho ve Giovanni gibi hucümcu beklerin ileri çıkışlarında geride stoperlerle ve önlibero ile defansı 4’lemektir.

Çünkü o zamanki Barca’nın esas atak yönü Ronaldinho’nun olduğu sol kanattır.

Şimdi ise Messi ile sol kanat ağırlıklı hucüm gerçekleştirdiklerinden arkasında D. Alves gibi hücumcu bir bek ve ters kanatta daha defansif Abidal.

Yani bir nevi Hucüm ağırlıklı bölgenin tersi defansif olarak kapatılmalı.

Bizde ise Hakan Balta’nın yeri garanti olduğundan ters kanatta daha seri ve ofansif bir bek olan Sabri’nin oynaması kaçınılmaz oluyor. Alpaslan ve Volkan’ın yetersiz görülmesi,Uğur’un Sabri’nin yerini (Şimdilik) alamaması da bu sisteme dayanmaktadır

Yani aslında 4’lü değil 3’lü savunma ve serbest bir bek ile oynanmaktadır. Bu sistemin Chelsea maçında nasıl uygulandığına bakacak olursak;

Derin defans çizgisi,Orta sahada üçgenlerle kurulan pas sirkülasyonu ve ilerde pres ile birlikte baskı...

Sözün özü;

Anlatması ve okuması bile bu kadar zaman alan bir sistemin altyapıda bu felsefeyi yemeden uygulamaya çalışan oyuncularla zaman alıp bazen tökezlemelere neden olabilir.

Bize düşen ise bu devrim niteliğindeki adımın sonuna kadar arkasında durmaktır.

Okuyan,Yorumlayan, Beğenen Beğenmeyen herkese;

Sevgiler Saygılar...

YURDAL AY

25.08

|

9 Sene Oldu.. 9 sene önce bu saatlerde Antalya'da ellerim kollarım titreyerek maçı bekliyordum. Kimin umrunda deniz, kumsal, İvana, güneş... Konuya ilk olarak u/M değinmiş. 10 Senelik Bu çile... Bitsin artık bu sene..

Siz Kendi Topunuzu Getirin! Bu topla biz oynuyoruz.. - Bölüm 2

|
Bölüm-2: Total Futbol’un tarihi

Önceki yazıda bahsedildiği üzere şu anda başta Barcelona olmak üzere Ajax,Chelsea gibi bir çok Avrupa kulübünün uygulamaya çalıştığı Total Futbol’un ilk mucidi Rinus Michels demiştik.

Total futbol aslında tam bir dizilimi olmamakla birlikte 4-3-3 şeklinde daha kolay uygulandığı düşünülür .Çünkü bu yapıda felsefenin gereği olan "sahayı enine ve boyuna tam olarak parselleme" ilkesi daha açık ve net benimsenir.

Birçok futbol düşünürüne göre aslında Michels’den önce de bu felsefeyi benimseyen bir takım vardı...

Kocsis ve Puskas’lı Macaristan..
50’li yıllarda fırtına gibi esen fakat kupa kazanamayan Macaristan’ın gerçek dizilimi 4-3-3 değil 4-2-4’tür. Ancak başta da dediğimiz gibi Total futbol da dizilimin önemi yoktur. Hele hangi oyuncunun hangi mevkide oynadığının hiç önemi yoktur.

Bir diğeri ise Arsenal’in efsane Menajeri Chapmann tarafından ofsayt kuralının değişmesiyle uygulanmaya başlanmıştır. İlk başlarda WM sistemi ile başlayan bu dizilim daha sonra yerini 4-2-4’e bırakır.

Zamanla günümüz futbolunda olduğu gibi, orta sahaların kıymeti arttıkça 2’li olan ortasaha 3’lü hale döner ve Total futbolun baş tacı "pas sirkülasyonu" daha garanti altına alınmış olur.

Chapmann’dan esinlenen Sir Alf Ramsey’li İpswich Town benzer sistemle 3. Lig’den 2. Lig’e yükseldi. Ertesi sene 1. Lig’e yükseldi. Ertesi sene 1. Lig şampiyonu oldu ve ertesi sene Şampiyon Kulüpler Kupası’nı kazandı. 3. Lig’den aldığı bir takımı zirveye taşıdığı için İngiliz Milli Takımı’nın başına getirildi.

30 Temmuz 1966...Yer, Webley Stadı..

İngilizler Ramsey yönetiminde Dünya Kupası finalinde Batı Almanya ile karşılaşır. Uzatmalara giden maçta Ramsey’in İngiltere’si kendi evlerinde düzenlenen dünya kupasında Kupaya uzanmıştı.

Bu İngilizlerin Tarihte aldıkları ilk ve tek Dünya kupası olacaktır.

Yani İngilizler de Total Futbolun ekmeğini yemiştir...

Bu felsefenin ekmeğini yiyen her ülke/ takım’ın uyması gereken tek kural vardır; Disiplin..

Michels, disiplin konusunda asla taviz vermez ve "savaş" olarak gördüğü futbolda kazanabilmek için herşeyi mübah sayardı.

Öyleki; Ajax takımındaki ilk yıllarında hava toplarından nefret eden Swart sonraki yıllarda takımının hava sahasına giriş izni vermeyen bir kuleye dönüşecektir.


Bu sistemi ülkemizde uygulamaya çalışan nadir teknik adamlardan birisi ise Ersun Yanal’dır. Pas anlayışını eksik kursada 2002 senesinde Gençlerbirliği takımının kondisyon ve sahaya yayılımı ile göz doldurduğu hatırlanmaktadır.

2003 yılında Bjk ile oynadığı Türkiye Kupası maçını 4-3 kazandıktan sonra eski hakemlerden Erman Toroğlu’nun yorumu şu şekildedir :


"Gençlerbirliği defansını sayıyorum 10 kişi, ortasahayı sayıyorum 10 kişi, forvet hattını sayıyorum 8 kişi. Ee, futbol takımı 11 kişi degil mi?"

Ancak ilerleyen haftalarda kondisyonu düşen oyuncular,gerek sahaya dağılım gerekse pas sirkülasyonunu sağlayamayıp düşüşe geçer...

Pas sirkülasyonunun temeli ise takım arkadaşınızın bir sonraki hamlesini ezbere bilip ona göre sahaya dağılmak.

Belki de Rijkaard’ın Barcelona'sının sezonun ilk devresinde küme düşmemeye oynamasının sebebi de, kondisyonun ayarlanması ve oyuncuların birbirlerinin bir sonraki hareketlerini ezberlemeleri ile oturacak sistemin biraz zaman almasıydı...

Şimdilik bu kadar.

Yazıya "Barcelona-Rijkaard-Galatasaray" konusu ve görüntülü yorumlarla devam edeceğiz.

Zaman ayırıp okuyan, yorumlayan herkese Saygılar, Sevgiler...

Yurdal AY


Yurdal abinin yazısının 2. bölümüydü bu okuduğunuz. 1. bölümü dün paylaşmıştık. Eline yüreğine sağlık.. Eminim ki siz de okumaktan sıkılmamışsınızdır.

Siz Kendi Topunuzu Getirin! Bu topla biz oynuyoruz..

|
Bölüm 1 :

Bizim ülkemizde Devrim denilince genelde insanların kafasında siyasi öngörüler oluşur.

Peki Gerçekten Devrim nedir?

"Farklı bir sistem,farklı bir kültür farklı bir anlayış"

Futbolun Teknik Direktörlük anlamında devrimini gerçekleştiren kişi ise henüz 9 yaşında kendisine hediye edilen futbol ayakkabısı ve Ajax forması ile futbola merak sarmış bir mucit.

Rinus Michels!

Ondan önce ne Ajax nede Hollanda vardı piyasada.Şu sıralar izlediğiniz Estonya,Andorra’dan farksız,çıktıkları 20-30 maçtan sadece 1-2’sini kazanabilen sıradan bir takımdı.

1965 yılında Ajax’ın başına geçtiğinde tüm Hollandalıların gerçekleşmek üzere olan Devrimden habersiz şaşkın ve anlamsız bakışlarından sonra futboculuk döneminde ki akıl Hocası! Jack Reynolds’dan öğrendiklerini uygulamaya başlar.

Felsefe bellidir..."Tüm oyuncular birden fazla mevki de oynayabilmeli"

Bu kafa karıştıran laf o zamanlar o kadar anlamsız gelmiştir ki Ajax’ın efsanevi futbolcusu Barry Hulshoff "Hocamızın ne yapmaya çalıştığını anlamakta zorlanıyoruz" demiştir

Michels’e göre Total Futbol bir sistem değil İtalyanların Catenaccio’su gibi bir Felsefeydi.

Herkes birbirinin yerini alacak,oyuncular saha içinde dönerek oynayacak ve mümkün olduğunca top bizde kalıp rakipler sinirden çıldıracaktı.

1.Heinz Stuy ,2.Schilcher ,3.Wim Suurbier ,4.Velibor Vasovic ,5.Ruud Krol ,6.Arnie Mühren ,7.Johan Neeskens ,8.Swart ,9.Gerry Mühren ,11.Piet Keizer (Kaptan) ,12.Horst Blankenburg ,13.Barry Hulshoff ,14.Johan Cruyff ,15.Arie Haan ,16.Johnny Rep

Bu efsanevi kadro yıllar sonra gerçekleştirecekleri devrimden habersiz sadece hocalarını anlamaya çalışıyorlardı.

Yıllar geçiyor ve bu futbol profesörü düşündüklerini,hayal dünyasını futbolcularına aşılıyor ve Total futbolu deyim yerindeyse "iliklerine kadar hissetmelerini" sağlıyordu.

28 mayıs 1969...Yer Santiago Bernabeu...

İtalya’da Torino’nun tüm çabalarına rağmen hegemonyasını ilan etmiş Milan’ın Catenaccio’su ile Michels’in Total futbolu karşı karşıya gelmiştir.Kazanan Milan oldu fakat herkes derin ve sessizce ilerleyen devrimin kokusunu almaya başlamıştır.

2 yıl sonra kazandığı Şampiyon Kulüpler kupası ile Devrim resmen ilan edilmiştir.

Bu devrimin gerçekleşmesinde ona en çok yardım eden 2 isim vardır.

Johan Neeskens ve Johan Cruyff!

Nitekim Michels’in Barca macerasında 2 sene rötarlı da olsa yanına götürdüğü bu 2 isim Barcelona’ya büyük başarılar kazandıracaktır.

74 yılında ise Sarı faresi Cruyff ve Komutan Neeskens ile Dünya Kupasını kazanmak için Hollanda Milli takımında buluştular.Herkes Hollanda’nın inanılmaz futblunun sırrını çözmeye çalışırken Portakallar kendilerini finalde Federal Almanya karşısında bulur

Tam 80 saniye boyunca topa dokunamayan Beckenbauer ve Müller’in Almanyası,bunun sonucunda da Neeskens’in attığı penaltı golü ile 1-0 geriye düşer.

Fakat o zamanlar Futbol 11 kişi oynanmakta ve sonucunda Almanya kazanmaktadır.

Nitekim Hollanda’nın inanılmaz futboluna karşın Yunanistanvari oyunuyla Almanlar bu deyimi birkez daha gerçekleştirmişti.

Michels’in maç sonucu açıklaması ise "Bugün futbol kaybetti" olur.

Bu futbol filozofu Kendisine verilen "Yüzyılın Teknik Direktörü" ünvanını da gerçekleştirdiği devrimle sonuna kadar haketmiştir.

Yıllar sonra Michels’den öğrendiklerini vasiyeti gibi aklında tutan Cruyff şu açıklamaları yapar:

’’Bir forvet olarak gerekli durumlarda sol bekte oynamam istenirse, bir sol bekin tüm yapabildiklerini yapmalıyım. Şu soruların yanıtlarını bilmeliyim: ’Mevkiimi mi korumalıyım?’, ’İnsanların açıklarını kapamaya mı çalışmalıyım?’, ’Birilerini geçmeye çalışmak, sorumlu bir hareket olur mu?’, ’Ya da topu tribüne mi vurmalıyım?’ Ve hücumda Ruud Krol oynuyorsa benim belli görevlerimi biliyor olmalı. ’Topu kovalayacak mı?’, ’Yoksa, biraz daha geri mi gelmeli?’ İşte, bu yüzden herkesin taktik ile ilgili konuşmalarımızı dinlemesi çok önemli. Michels, sağ bek ile ilgili konuşurken sol açığın uykuya dalma hakkı yoktur!’’

Nitekim hocası Michels’in izinden gitiği yolda yalnız değildir.

Frank Rijkaard!

Barcelona’ya gelme sebeplerinin başında Cruyff’u gösteriyordu.

Gedikten sonra ise Hocasından öğrendiklerini yavaş yavaş uygulamaya başlar.

Antremanlarda Tüm oyuncuları iple birbirine bağlayıp ortada takımın beyni ile birleştiren Frank,Toplu Hucüm Toplu savunma mentalitesini oyuncularının beynine kazır.

İlk başlarda küme düşme potasında kalan Barca felsefenin oturmasıyla Hem ligde Hemde Şampiyonlar Liginde fırtınalar estirir ve alınmadık Kupa bırakmaz.

O da Hocası gibi bir devrim peşindedir.Hatta bu yolda o kadar kararlıdır ki Barcelonadan sonra Milan ve Chelsea’den gelen teklifleri "Benim felsefeme uygun değil" diyerek reddeder.

Bir Futbol Filozofu Rinus Michels’in talebeleri şimdi Galatasaray’da ve bir devrime hazırlanıyorlar.

Rakipler ne kadar zayıf olursa olsun, son birkaç maçtır inanılmaz bir pas yüzdesi ile oynamamız, hucüm oyuncularının alışmadığımız şekilde defansda görülmeleri,oyuncuların teknik heyete duyduğu saygı Derwall’den sonra yeni bir devrimin ayak sesleri gibi.

Rinus Michels 2005’de öldü ancak onun öncüsü olduğu devrimin izleri şimdilerde öğrencileri ile Galatasaray’da hissediliyor.

Yurdal Ay..

Yurdal abi yazıyı ultrAslan Forum'da yazmış. Çok güzel bir yazı. Bilgilerini çok güzel anlatmış. Yalnız biz total futbol felan oynamıyoruz. Muhteşem bir futbol oynuyoruz. Maçlar hiç bitmesin istiyoruz. Sahura kadar sürse sıkılmadan izleyecek durumdayız. Zaman zaman kötü gidebiliriz. Bu normaldir. Öyle zamanlarda Derwall gibi destek olmalıyız. Ayrıca altyapı takımları da aynı sistemde oynayacakmış. Yani köklü bir değişim oluyor. Devrim devam ediyor. Yazının 1. bölümü buydu. Diğer bölümlerini de daha sonra yayınlayacağız.

Galatasaray 4-1 Kayserispor

|

Galatasaray'ımız sezona müthiş bir başlangıç yaptı ve şovuna devam ediyor.
Koltuğu sallanan Tolunay Kafkas ve sürpriz yapalitesi yüksek takımını tarifeyi değiştirmeden 4-1'lik skorla mağlup ettik.Geçen sezon ki takımdan eser yok,hatıralarımız canlanmıyorda değil.

Galatasaray maça çok iyi başladı diyemeyiz ama atılan gol takımı rahatlattı derken Makukula heyvanı'nın golü geldi.İyi ki de attı o golü o dakikadan sonra takım kendine geldi ve iyi oynadı.Tribünler ilk yarı iyiydi.

2. yarı'ya Elano-Keita değişikliğiyle başladık ki Sağ kanatta Keita topu aldığı zaman önüne 3 kişilik bir set kuruluyordu.Yorgun olduğu için 3 kişiyle baş edemedi.

Aydın'a diyecek çok fazla birşey bulamıyorum. ''Bu ne ayak ya 1 maç var 10 maç yok!?'' gibisinden tepkiler yağıyor ki hak veriyorum tepkilere.

Arda... büyük kaptan çok iyi oynadı oyunun belli bölümlerinde sahneye çıkıp topu saklayarak, arkadaşlarına kazandırarak takımı rahatlattı ve oyunun kontrolünün Galatasaray'a geçmesini sağladı.Büyüksün Kaptan, Büyük Kaptan Arda Turan :)

Sabri çok iyiydi.Ne var lan bu Sabri'de diyorsunuzdur sürekli Sabri'nin iyi olduğunu söylüyorum evet Sabri iyi artık defansıda iyi yapıyor.Sıfır hatayla oynadı dün Sabri. Dahada iyi olacak inşallah.

Baros daha önceki maç yazılarımızda Baros'un gol attığı zaman forma gireceğini ve gerisinin geleceğini belirtmiştik.Birçok Galatasaray'lı gibi biz zaten biliyorduk sen o formanın savaşını ver golünü atmasanda olur, bugün olmaz yarın olur,oldu da.

Gökhan ve Servet'e gelirsek Gökhan tutukluğunu üstünden atmış artık takıma alışmış ve yavaş yavaş performansını yükseltiyor.Servet ise golde hatası olmasına rağmen fena değildi.

Mustafa Sarp..ayakta alkışlanacak şekilde futbol oynuyor.Hem defansta hem ofansta elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyor.Hem defanstaki arkadaşlarını hemde önündeki arkadaşlarını rahatlatıyor sorumluluk üstleniyor.Zaten taraftarda 2. yarıda Mustafa Sarp'a tezahüratlarla hakkını verdi.

Ve Elano... Gürcan Bilgiç ne diyordu. Elano hakkında? ''mücadeleci değil,temposuzluğuna önce seyirci, sonra da Rijkaard acaba katlanabilecek mi?''
Evet bay çokbilgiç sizin ender bilgilerinize dayanarak söyleyebilirim ki Elano'nun oynadığı bölümde top çalma adına verdiği mücadele,yaptığı driblingler,oyun kurma,attığı uzun ve kısa pasları tekrar tekrar izlerseniz kendinizden utanırsınız/utanmalısınız.
Attığı gol ise şahane sırf gole bakarak bile oyuncunun kalitesinin tartışılmaz olduğuna kanaat getirebiliriz.
http://img194.imageshack.us/img194/8541/elanoo.gif

Genelleyecek olursak şov devam ediyor.İyi yoldayız hemde çok..

Teşekkürler Aslanlar !

Dikkat, bu ülkede sevinmek yasaktır! / Ahmet Çakır

|
Rijkaard yönetimindeki Galatasaray hiç yabana atılmayacak işler yapıyor. İçerde ve dışarda rakiplerine gol yağdıran Cim Bom, taraftarlarını mutlu ediyor. Ali Sami Yen tribünleri, şampiyonluk günlerinde rastlanan türden bir keyif yaşıyor.

Ancak herşey bununla sınırlı değil. Bunu Radikal’de Banu Yelkovan kardeşim de yazdı: Bir yandan bu sevinç yaşanırken öte yandan Galatasaray’ın başarısından hoşnut olmayan da ya bu gelişmelere hep endişeli bir ihtiyatlılıkla bakılması gerektiğini savunanlar da az değil. Belli bir yere kadar bu durum normal karşılanabilir ama süreklilik kazanan bir gamlı baykuşluk hali insanı bıktırıyor.

Aslında bu durum toplumda kökleşmiş durumdaki sağlıksız bir yaklaşımdan, hatta kökleşmiş bir kötü alışkanlıktan kaynaklanıyor. Bizde kutlama değil yas kültürü çok daha ağırlıklıdır. Yani herhangi bir güzel gelişme için sevinmek pek yaygın bir durum değildir. Olaylara keyifli ve eğlenceli yönlerinden bakma alışkanlığı pek yoktur.

Bunun yerine acı ve yas kültürü vardır. Mahalledeki teyzeler hoşlarına giden birşey için kendi ölçülerinin biraz dışına taşan biçimde güldüklerinde, "Ay, çok güldük vallahi, inşallah ağlamayız!" demekten kendilerini alamazlar. Bu ’gereksiz’ ya da ’ölçüsüz’ gülmelerin acısı mutlaka çıkacaktır; buna inanılır.

Elbette ki Sarı Kırmızılı takım henüz güçlü rakiplerle karşılaşmadı. Onlarla yaptığı maçlarda kayıplar ve bundan doğan üzüntüler de olacak. Fakat şu anda işler iyi gidiyor ve Cim Bom gelecek için de umut veriyor.

Olsun, sevgili Galatasaraylılar, siz yine de fazla gülmeyin. Sonra çok ağlarsınız...

Ha ha ha!

Rijkaard’ın geçen hafta Denizlispor maçına çıkardığı kadronun Galatasaray muhabirlerini fena halde ters köşeye yatırdığını maç eleştirisinin girişinde belirtmiştim. Muhtemel kadro durumu muhabirler arasında sürekli bir yarış konusudur. Kimin daha doğru kadro verdiğine dikkat edilir. İşini iyi yapmanın ölçülerinden biridir bu. İyi bir muhabir için 11’e 1 isabetsizlik olağan sayılır, 2 olunca biraz suratlar ekşir, 3’e çıktığında durum büsbütün tatsızlaşır.

Konuyu ele alan Hıncal Uluç bilinen hırçın ve abartılı üslubuyla işi epeyce ileri bir boyuta taşıyıp bu muhabirlerin istifa etmesi gerektiğini yazdı. İlke olarak tamam ama uygulamada böyle birşey mümkün değil. G.Saray muhabiri dediğiniz bostanda yetişmiyor, ’onu atın bunu alın’ öfkesiyle konuya yaklaşırsanız, bir yılda en az 5 kez adam değiştirmek zorunda kalabilirsiniz!

Asıl üzerinde durulması gereken durum, yalan haber kolaycılığının ve rahatlığının muhabirliği bitirmiş olmasıdır. Bu yönüyle olay, sadece Galatasaray muhabirlerini değil bütün mesleği sarmış bir hastalık durumundadır. Özellikle transfer haberi olduğu ileri sürülen rezillikler, bazı gazetelerde Hüseyin Bolt’un rekorlarından ya da Milli Takım’ın Ukrayna’yı yenmiş olmasından çok daha geniş yer bulabilmektedir. Ciddi, sahici ve önemli haberler minik kutulara hapsedilmekte, iğrenç birtakım yalanlar neredeyse sayfalardan taşacak biçimde verilmektedir. Hıncal Uluç’un asıl sorunun asıl kaynağını görme konusundaki sıkıntısı, biraz da aynaya bakma zorunluğu gibidir.

Bolt’u tartışmak

Berlin’deki Dünya Atletizm Şampiyonası’nı ve elbette ki Usain Bolt’un başarılarını hayranlıkla izliyoruz. Ancak sonrasındaki tartışmalar biraz Türk usulü oluyor. Yok efendim, Bolt aslında kolay anlaşılmayan türden bir doping yapıyormuş da daha bilmem nelermiş... Konuya olumlu yönünden bakanlar da onun insanüstü bir varlık olduğu yolundaki abartıları ön plana çıkarmaktan keyif alıyorlar.

Oysa durum gerçekten olağanüstü ama açıklanamaz değil. 1,96’lık bir adamın, ayaklarını bu kadar çabuk yerden kaldırıp onları hızlı biçimde ileri atabilmesi üzerinde durarak bunu anlayabiliriz. Aslında bu kavram olarak anlaşılması çok kolay ama yapılması imkânsız denebilecek kadar zor bir durum...

Şöyle anlatayım: 1,91’lik Hakan Şükür, daha hızlı koşması ve sert şutlar atması gerektiğini söyleyenlere, "Bu boyla ve 43 numara ayakla mümkün değil!" yanıtını vermek zorunda kalırdı.

Bunun gibi ölçülebilir ve anlaşılabilir değerler üzerinden konuşup insanları aydınlatmaya çalışmak yerine, bunu birtakım hurafelerle açıklamaya çalışmak bizi gülünç duruma düşürüyor.


Ahmet Çakır

Bu ülkede düzenli olarak takip ettiğim ender yazarlardandır.. Okumanızı tavsiye ederim..

Sami Yen'de PARÇALI !

|
Galatasaray değişmiş. Sarı-Kırmızı'nın yerini turuncuyla mor almış.Mor forma stoklarda kalmamış,herkes mor giyer olmuş.Benim Show TV reklamlı Sarı formam yıllardır yok ortalıkta.Tamam abi hepsini anlıyoruz satış politikası,revizyon vs.
Bizim adı üstünde Home formamız Parçalıdır. Deplasmanda ne giyiyorsan giy ama Ali Sami Yen'de Parçalı giy.


İnadına !

Avrupa'ya Açılımın 100. Yılı..

|

Melih Şabanoğlu Galatasaray Dergisi'nin Ağustos sayısında Romen takımlarının tarihimizdeki yerini konu alan bir yazı almış ve çok güzel bir yer ile bağlamış. Aklımda kalanları özetelemek isterim. Yazının tamamını Galatasaray Dergisinde bulabilirsiniz..

Yazıya göre 1911'in Nisan ayında Kolojvar kentinin takımı İstanbul'a Galatasaray ile maç yapmaya geliyordu. Nisan ayının 14. günü İttihadspor sahasında oynanan maç ecnebi bir takım ile oynanan ilk maç olarak kayıtlara geçiyordu. Seyirciler Galatasaray'ı ya ya ya şa şa şa temposu ile destekliyorlardı. Bu maç aynı zamanda Avusturya - Macaristan İmparatorluğu, Transilvanya bölgesi ile Osmanlı İmparatorluğu'nun şampiyon takımlarının maçıydı. İlk şampiyon kulüpler kupası maçı denilebilir bu maç için. Karşılıklı atılan 2'şer gol ile 2-2 biten maçtan 2 gün sonra tekrar karşılaşmışlar ve İstanbul'un sarı kırmızılı takımı, beyaz formalı rakibini 4-2 yenmişti. Bu skor başka coğrafyadan gelen yabancı takıma karşı alınan ilk galibiyet olrak kayıtlara geçmişti. Daha sonra o bölge Romanya'ya katıldı ve Cluj adını aldı o kulüp. Yani Avrupa'da ilk maçımızı bir romen takımı ile yaptık. 1911 senesinin Eylül ayında Romanya'da maç yapmak üzere Galatasaray yola çıktı. Gittiği bölge efsane oyuncumuzun ilk kulübü olan Köstence takımının bölgesiydi.( Hagi ) Kolojvar kentinin ilk stadyumunun açılış maçı olan maçlarda Galatasaray farklı yeniliyordu. Elbette ilk kez yurtdışına çıkmanın verdiği olumsuzluklar vardı. Ama tecrübe çok önemliydi. Geri dönüş yolunda Bükreş'te duraklandı ve oranın takımları ile yapılan maçı Galatasaray 11-1 kazandı. İlk deplasman galbiyeti bu olsa gerek. Avrupa şampiyon kulüpler kupasında Ağustos 1956 yılında ilk maçını yine bir Romen takımı ile yapmıştı Galatasaray.. Bu maçta da ilk golü Taçsız Kral atacak ve Avrupa kupalarında ilk golü atan oyuncu olarak tarihe geçecekti. Galatasaray'ı eleyen ilk takım yine bir Romen takımı oluyor. Ulusal ilk maçı yine Romanya ile yapıyoruz. Bunu organize eden Ali Sami YEN olduğuna göre tesadüf olmasa gerek. Galatasaray'ın Avrupa'da elediği ilk takım da yine romen takımı Bükreş oluyor. Kupa galipleri kupasında yarı finalde elendiğimizde çizgi üstüne saplanan topu Romen oyuncu Rotario'nun attığını da ekleyelim. 88-89 sezonunda final kapısından dönerken yine Hagi'nin takımına eleniyordu Galatasaray.. Yine Romen takımına. 10 yıl sonra Hagi yine penaltıdan gol atıyor ama bu sefer Galatasaray ağlarına değil Leeds Unıted ağlarına. Bu sefer finale çıkıyor Galatasaray. Kupayı getiren gol yine bir romen oyuncu Popescu'dan geliyor.. 1911 yılında Kolojvar ile başlayan hikaye 2000 de devam ediyor. En büyük rakibini geçerek 3. yıldızı göğsümüze takarken takımın başında Lucescu var. Yine Super kupa'yı alırken karşımıza çıkıyor romen hoca. 2-0 dan gelip 3-2 kazanılan destansı zaferde de onun adı var. 18.12.1960 dan tam 45 yıl sonra rakibimize yeniden 5 gol atarken takımımızın başında Gheorghe Hagi oluyor.

Şu dönemde ülkesinde oldukça başarılı olan Cluj Galatasaray gibi 2007-2008 sezonunu şampiyon olarak bitirdi. Aramızda oynanan maçın 98. yılındayız. Aslantepe'nin açılışında yani bu karşılaşmanın 100. yılında Cluj ile bir maç yapsak diye öneride bulunmuş Melih Şabanoğlu. Gayet mantıklı bu öneri bence. Dergideki yazı çok daha makul. Ben burada özet geçmeye çalıştım ama orayı okursanız çok daha iyi anlarsınız.. Acaba diyorum.. OLABİLİR Mİ ?

İpekçi'ye Akalım // Küçülmek Yok..

|
Galatasaray sevdalıları olarak bir çok büyük başarılara imza attık, geçmiş sezonda ve sezonlarda ummadık anda salonları doldurduk, başka şehirlere aktık, ezeli rakibimizi defalarca sahada ve tribünde ezdik!!!

Şimdi küçülme nidaları ile yeni bir sezona başlıyoruz, umut yukarıdan gelmiyor, yönetim hedefi geçen seneki yeri korumak olarak koymuş, mütevazi bütçeli bir takım oluşturulmuş, peki biz ne yapmalıyız????

Malesef bize suyun karşı tarafı gibi final maçlarını doldurma kolaylığı sağlanmıyor, onlara şampiyon olacak takımın peşine takılmak düşerken, bize armaya destek olmak direnmek düşüyor, demekki allah herkesin dağına göre kar veriyor!

Bizler dönemsel olarak zor günlerin taraftarıyız, bu görev düşüyor basketbolda, birde bizler olmazsak malesef karanlıklar tüm aydınlığı kapatacak!
-------------------------------
Şimdi herkesi hayal kurmaya davet ediyorum, sezonun ilk maçı, A.İpekçi’deyiz, birden bizim takım sahaya çıkıyor, ve o anda binlerce sarı-kırmızı yürek ayağa kalkıyor, mütevazi bütçeyle oluşturulmuş o aslan yüreklilere bizim kocaman yüreğimiz ve sevgimiz destek oluyor!

Ve diyoruzki aslan yüreklilere! ’’Belki sizin hedefiniz şampiyonluk değil, belki siz mütevazi başarılar için geldiniz ama, bizler varız, bu toprakların en yürekli, en güçlü, en kalabalık taraftar topluluğu arkanızda’’!

Unutun herşeyi, bizim için oynayın, bizden güç alın, bizimle oynayın!

Küçülmek isteyenleri, küçük düşünenleri boş verin, bizim için oynayın, arma için oynayın!!!!!
-----------------------------------------
Şimdi gözlerimizi açalım!

Bunu yapabilirmiyiz? nasıl anlamsız bir Tekel maçında A.Cömert’i doldurduysak, yine bir Oyak maçında A.Şahenk’te salonda 5000 kişi nasıl olduysak, Ankara’ya trenlerle otobüslerle aktıysak, A.Şahenk’te bayanlar seyirci rekorunu kırdıysak, Efes maçında kar kış demeden A.İpekçi’de 10.000 kişi olduysak, bunuda başarabiliriz!

Sadece bu projeye inanmış ve bunun için çalışan bir topluluk olmamız yeterli, gelin omuz omuza verelim, Oyak Renault maçında A.İpekçi’de binlerce Arma Sevda’lısı olalım!

Küçülmeye küçük düşünmeye izin vermeyelim!

Hayat bir gün bizede final maçlarını doldurmayı nasip edecek ama büyük güne kadar bizler zor olanı yapalım!

Gelin sıradan bir açılış maçı olan Oyak maçında binlerce insan A.İpekçi’de olalım, şaşalım, şaşırtalım, ama küçük düşünmeye küçülmeye izin vermeyelim!

Ben bugünden itibaren bütün gücümle, bütün dostlarımı, bütün tanıdıklarımı, beni seven sevmeyen herkesi o gün salonda olmaya davet edeceğim!

Yönetimin hedefleri küçük olabilir, ama bizim değil!

Eyüp Yıldız
Abdi İpekçi Bize Yakışır, Eşkiya Dışarı demedik mi ? Şimdi Tam Zamanı..

Burası Galatasaray... // Ama..

|

Galatasaray bu sezonun ilk maçı olan Tobol maçına gençlerden oluşan bir kadro ile çıkıyordu. Ama burada nasıl olsa yeneriz düşüncesi değil, en hazır olan oynar düşüncesi baskındı. O dönemde en hazır olan oyuncular oynadı. 2 gün öncesine dönersek, Rijkaard Talinn için " çok iyi organize olan bir takım, dikkatli olmalıyız " diyordu. Eminim ki aynı şeyleri kat ve kat soyunma odasında söylemiştir. Futbolcularına her maça ayrı konsantrasyon olup, her maçı önemsemeyi tembihlemiştir.. Sonuçta Galatasaray çıkıyor ve kendi oyununa bakıyor. 5 taneyi atıyor ve geçiyor. Bu sezonun 7. maçında 25 gole ulaşıyor ve 3.5 ortalamasını yakalıyor. Rijkaard rakibe saygılı olmayı bilen ve kesinlikle küçümsemeyen bir hoca. Bildik teknik direktörlerden değil..

Zamanı oldukça geriye sayalım.. Yine çok başarılı olduğumuz yıllar. Teknik direktörümüz Mircea Lucescu. Tam bir futbol dehası. Yönetimin o dönemde kulağına futbolcular hocayı dinlemiyor diye haber geliyor. O dönemde Erzurum'da Erzurumspor ile maç vardır. Yöneticiler bu durumu kontrol etmek için soyunma odasına girerler. Ama çok şaşırdılar. O dönemde 2. ligde bulunan Erzurumspor'u Lucescu Real Madrid gibi anlatıyordu. Herkesi tek tek uyarıyordu. Tam bir saat dil dököyürdu ve futbolcular neredeyse uyuyacaklardır. Bu sıkıntı futbolculardan yöneticilerin kulağına geldi ve onlarda bunu saygısızlık olarak algıladı. Ali Dürüst hocayı bir kenara çekti ve " Hoca Burası Galatasaray. Rakibi bu kadar büyütme. Ayrıntılı anlatırsan üzerimizde baskı yaratırsın" dedi. Lucescu bu duruma çok bozuldu. O gün de o maç 1-0 kaybedildi. Sonra yıllarca arkasından Lucescu diye konuştuk. Keşke dedik.. Şimdi ise elimizde 2. fırsat var. Frank Rijkaard. Bu sefer bu hataya düşmeyelim. Taraftar bu konuda futbolu en iyi bilen taraftardır. Sıkıntı olmayacaktır. Yönetimden de bu konularda çatlak ses olacağını sanmıyorum. Bu sefer daha uzun soluklu daha başarılı yıllar bizi bekliyor. Elbette geçmişten dersler alarak..


Fotoğrafda Cuk Oturdu Hee..

DEPO